17:41 / 47:15

  1. 00:19

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Salatü ve selam ala seyyidil mürselin. Muhammedin ve alaliyyi ve sahibiyyi ecma'in.

  2. 00:31

    Kıymetli cemaatimiz, sevenlerimiz, dinleyenlerimiz, Allah-u Teala Hazretleri bu mübarek... mübarek on beşinci gecenin seherinde, sehuründe cümlemizi mağfiret eylesin hayırlı muratlarımıza nail eylesin ümdüklerimize nail eylesin, korktuklarımızdan emin eylesin, amin Allahumme salli alâ seyyidina Muhammed ve alâ seyyidina Muhammed Bu gece on beşinci gecedir

  3. 00:59

    Receb-i Şerif'in on beşinci gecesinde İdris aleyhisselâm göklere kaldırıldı Şaban-ı Şerif'in on beşinci gecesi beraat gecesidir Hayırları, bereketleri saymakla bitmez Ramazân-ı Şerif'in de on beşinci gecesi çok önemlidir

  4. 01:22

    Teravih kılanların duaları kabul olur Hayırlı muratlarına nail olurlar Dua edenlere hayırlı muratlar ihsan edilir On beşinci gece Yüz rekat nafile namaz kılanlar, hadis-i şeriftir bu Tabarani kitab-ı duada da zikrediliyor İbn-i Ebî Dünya'nın Risalelerinde de zikrediliyor Kaynaklarını Ramazân-ı Şerif Risalem'de yazmıştım

  5. 01:46

    Her kim Şaban-ı Şerif'in on beşinci gecesi, beraat gecesiyle Bir de Ramazân-ı Şerif'in on beşinci gecesi, yani bu gece Yüz rekat namazda bin kuluyu Allah okursa Yani her rekatta on, ihlas okumak suretiyle Cennette gideceği makamını görmeden ölmez buyruluyor Fahadis-i Şerif'te Allah-u Teala ona yüz melek gönderir Otuzu cennetle müjdelerler, otuzu cehennemden emin ederler

  6. 02:24

    Otuzu şeytandan muhafaza ederler Onu da düşmanlarının hilelerine karşılık verirler Çok önemli müjdeler var bu hadis-i şeriflerde Bu gece öğle yüz rekat namaz var ama geceler kısadır. Bu millet teravihi zor kılıyor. Ondan sonra yüz rekat nasıl kılacak işte. Yani insan hiç olmazsa iki rekat, bence on rekat kılsanız en az, her rekatta da on ihlas okusanız yüz ihlas eder.

  7. 02:56

    Yüz ihlas okuyanın da elli senelik, yüz senelik günahları bağışlayanlara cevap ad edilmiştir. Yüz ihlas okumak büyük şeydir. E işte bizim gibi zayıfları, acizleri geceler kısa. Geceler uzun olsa yetiştireceğiz. Şimdi imsak beş buçukta olduğu geceler var. E şimdi üç buçuğa varmıyor. On üçün payımız az yani.

  8. 03:17

    Bir de sahur var yetişmiyor. Mevla on rekat da kabul eder fazl-ı keremiyle. Çünkü bire ondan yüze bin yazar inşaAllah diyorum yani ümit edilir. Böylece size bir çıkış yolu gösteriyorum mutlaka. Bir on rekat teheccüd kılsanız, onar ihlasıyla beraber çok büyük ecrine nail olursunuz. Dergide de on beşinci gecenin namazı var.

  9. 03:42

    Orada fazilet zikrediliyor bu mübarek gece. Bu geceyi biz anlatamadık önceden. Gaflet ettik yani sizi haberdar edemedik. Ama neyse şimdi daha gece geçmiş değil. Hemen bir çaremize bakalım. Birkaç zekat kurtaralım, namaz kazanalım inşaAllah. Cennet, birçok âyet-i kerimelerde cennet amellere karşılık olarak beyan ediliyor.

  10. 04:11

    Tabi hadis-i şerifte len yudhile ehâdekumul cenneti ameluh. Sizin hiçbiriniz amelleri cennete sokamaz. Yani ne kadar ibadeti olsa da. Sen deme ya Allah'ın elçisi. Amelinle cennete giremeyeceksin. Buyurdu ki, sahih hadis. Ben de amelimle cennete giremeyeceğim. Ancak Allah beni rahmetiyle kuşatacak, kaplayacak da, acıyarak cennetine sokacak.

  11. 04:45

    Tabi ki Enad Efendisi bunu tevazuan ve beşeriyet iktidası böyle söylüyor. ve beşeriyet iktizası Kimsenin ameli onu cennete sokamaz buyuruyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ameli cennete onu sokmaya yetmiyor da o da Allah'ın fazlı rahmetiyle cennete giriyorsa, artık kimsenin ben şu kadar amel ettim o yüzden cenneti hak ettim deme hakkı yoktur.

  12. 05:10

    Sübhaneke ma'bednâke hakkı ibadetike ya ma'bud Ey ibadetlere layık olan Allah'ımız seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, biz seni hakkıyla tesbih, biz sana hakkıyla ibadet edemedik ve seni hakkıyla zikredemedik. buyuruluyor. Onun için biz burada amellerimizle cennete gireceğiz diyemeyiz ve demeye hakkımız yoktur.

  13. 05:36

    Bir adada beş yüz sene ibadet eden, bir kula Mevla amelinle mi seni hesaba çekeyim yoksa fazlı rahmetimle mi? dediğine dair bir kıssa anlatırdım size. Biraz tafsilat var. Amelimle cennete sok beni deyince perişan oldu. Çünkü Mevla amellerini bir hesap edin buyurdu. Beş yüz sene bir adada kalmıştı. Adada.

  14. 06:04

    Orada işte uzun bir kıssadır. Neticesi şuraya varıyor. Tefsirlerde de zikrediliyor. Hadis-i şeriflerde de geçiyor bu. Neticesinde meleklere soruyor. Yaptınız mı hesabını? Yaptık ya Rabbim. Ne çıktı? Diyorlar ki ya Rabbim beş yüz senelik sıralı ibadet. Hiç de günah istememiş arada ha. Veliullah. Beş yüz senelik sürekli ibadeti bir günlük gözünün görmesinin nimetini ödeyemedi.

  15. 06:31

    Geri kalan nimetler şükürsüz ve açıkta kaldı. Adam diyor yandık bir de cehenneme gitme tehlikesi de var. Aman ya Rabbi rahmetine sığındım. Mevla buyuracak. Ben seni yarattım. Sen mi hak ettin? Mecbur muydun? Değildi ya Rabbi. İnsan ettim. Hayvan edebilirdim. Taş toprak edebilirdim. Canlı yaptım. Mecbur muydum?

  16. 06:54

    Değildin ya Rabbi. Canlılar içinde eşrefi mahluk ahseni takvim üzere insan olarak yarattım. Mecbur muydum? Değildin ya Rabbi. Kafir münafık yaratabilirdim. Müslüman yarattım. Mecbur muydum? Değildin ya Rabbi. Ondan sonra sana ele yak göz kulak verdim. Sıhhate afiyet verdim. Nasıl rükü edecektin? Nasıl secde edecektin?

  17. 07:14

    Felç etmedim, lal etmedim. Öyle ya zikretmek için dil ister. Ağız ister. Biraz ağzın kurusun Allah diyemezsin. Tükürük bezden çalıştırıyorum. Aklını, beynini, fikrini çalıştırıyorum. Bütün vücudunu çalıştırıyorum. Onun için sen efendim namazı kılıyorsun. Yüz rekat, bin rekat. Ondan sonra diyorsun ben bin rekat kıldım.

  18. 07:32

    Ya cenneti hak ettim. Sen şükretsene Allah sana bu namazları kılacak sağlık afiyet veriyor da sen kılabiliyorsun. Sen neden bu işleri düşünmüyorsun? Mecbur muydum? Değildin ya Rabbi. Her tarafı tuzlu sularla kaplı. Adanın ortasına sana tatlı su çıkarttım. Taze çıkartmış. Tam onun yanında tatlı içsin de ibadet etsin.

  19. 07:52

    Mecbur muydum? Değildin ya Rabbi. Bir tatlı suyu kıyamete kadar ödeyemezsin şükrünü ya. İstesem İstesem sularınızı acı gibi, avu gibi yapardım. Felevela ceşkuru. Nereden sondaj, sondan mıdır ne vuruyorsunuz işte. Vursanız avu gibi çıksaydı kuyulardan. Nasıl içecektiniz? Siz niye şükretmiyorsunuz Allah buyuruyor.

  20. 08:16

    Rizavaka suresinde. Uzun yani, dersler uzun gider. Mevla'ya borçlu değiliz derdi Efendi Hazretleri. Milleti anlamaya çalışırdı. Ne demek istiyor acaba? Çünkü derdi, borçlu olanın yine kendi bir şeyleri var da, biraz da borcu var. Biz borcun ta kendisiyiz derdi. Kendimizde bir şey yok ki. Biz Allah'a borcuz yani.

  21. 08:36

    Borçlu olduğun zaman yine senin bir şeyin olur. Sen mi varsın ki borçlu olacaksın? Borçsun serepten. Mevla lütfetti, kerametti bizi. Ben sana o suyu çıkarttım, borçlu muydum? Değildin ya Rabbi. Peki ben sana her gün bir nar bitirdim. Yanında bir ağaç halketmiş, yaz kış vermez ama ona keramet olsun diye yani ibadet ediyor ya sıralı.

  22. 09:00

    Her gün bir nar veriyormuş onu istihbarat. Nar da cennettendir. Onun için çok kuvvet var onda. O narla yaşıyormuş yani. İbadete devam ediyor. Çünkü kaloride lazım ya. Devamlı ibadet ediyor. Peki ben buna mecbur muydum? Değildin ya Rabbi. E peki ben sana bu kadar iyilikleri ettim mecbur değildim de. Neyle ettin bunları?

  23. 09:21

    Fazlurahmetinle ya Rabbi. E şimdi peki niye fazlurahmetime güvenmedin de, ameline güvendin de, hesabımı amelime girerek yap dedin? Estağfurullah isterim ya Rabbi, özür dilerim ya Rabbi. Yoksa artık bunu cehennemiz için. Mevla buyuruyor ki ne yapacağız? Beş yüz senelik ibadetin bir günlük gözünün görme nimetini karşılamadı.

  24. 09:41

    Öbürleri açıkta kaldı. Sen nereden cennet bekliyorsun? Yani bir şeyler amel ediyoruz diye bir de kendini beğenmek kadar rezillik yoktur. Ondan sonra tamam hadi üdhü lil cennete bir rahmeti. Benim rahmetimle cennetime gir bakalım. Rahmetimle cennetime gir bakalım. Rahmetine sığındık ya Rabbim. Hiçbirinize ameli cennete sokamaz.

  25. 10:06

    Anladın mı şimdi? Seni de mi ya Resûlullah? Beni de. Ancak Allah rahmetiyle cennete sokar. Ama tabii ki rahmet kimedir? Biz cennete sokacak amelimiz değildir. değildir. Rahmet-i ilahiyyedir. Allah acıyacak. Ama acıması kimedir? Herkese acıyacak mı? Ama İşte orası. Rahmetim her şeyi kaplamış diyor. Yani dünyada bu.

  26. 10:31

    Kafire de acıyor, İşte orası acı. Kafire de acıyor, yediriyor, üçürüyor. yediriyor, üçürüyor, münafığa da rızık gönderiyor, Allah'a haşa söylüyorlar. Munafığa da Allah'a haşa sövüyorlar. Eş isnat ediyorlar, çoluk çocuk isnat ediyorlar. Dinsiz kitapsızlar Allah'a ne hakaretler ediyorlar celle celal. Yine onlara rızık gönderiyor.

  27. 10:46

    Çünkü dünyada rahmetim her şeyi kaplamıştır. Ama ahirette böyle yok. Yakında ahirette o rahmetimi yazacağım, tahsis edeceğim, ayıracağım. Kime? Haramlardan sakınan Müslümanlara Zekatlarını verenlere Bizim ayetlerimize hakikaten inananlara

  28. 11:19

    Tevrat'ta, İncil'de isimlerini, vasıflarını yazılı buldukları o ahir zaman peygamberi, ümmi nebiye uyanlara öyle yahut hristiyan o da peygamberdir ama ben ona uymuyorum. Ben hristiyanlıktan ayrılmıyorum. Ama ona da yalancı demiyorum. Dinler arası diyalogçular diyorlardı ki yalancı demesin yeter. Hayrettin Karaman öyle diyor.

  29. 11:41

    Polemik dil diyalog kitabında. Ne diyor? E işte o da peygamberdir, yalancı demiyorum. İnanıyorum peygamberliğine, Kur'an'a da inanıyorum. Eee gel o zaman uyu bu tarafa. Yok, ben kendi dinimde kalıyorum. Böyle dese de cennete girer diyor. Nasıl girecek bu ahette diyor ki ittiba denlere. İttiba ne demek?

  30. 12:02

    Eski mensuk dinini terk edecek, teberi edecek, oradan uzak olacak. Buraya uyacak, ittiba uymak demek. Artık cumartesi kalmayacak, pazar kalmayacak. Cuma'ya tazim edecek. Onun için İslam'ın nişanlarına tazim edecek. Eski nesk edilmiş adetlere, dinlere uyamaz. Şeriatlere yani. Din tektir, İslam'dır. Şeriatler değişir.

  31. 12:26

    Şeriatlere uyamaz. Bak rahmetimi kime yazacağım diyor ayıracağım. O Nebi Ümmiye ittiba edenlere, uyanlara. E şimdi onun için rahmet, cennete rahmetle gireceğiz. Ama rahmet herkese ulaşmayacak. Rahmet, Kur'an çekilse kime çıkacak? İşte bu ayette zikredilenlere çıkacak. Takva sahibi olacak, zekat verecek.

  32. 12:48

    Kur'an ayetlerine inanacak. Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in sünnetine ittiba edecek. Tam eli sünnet olacak. O zaman rahmetime ulaştır Allah buyuruyor. ulaşır Allah buyuruyor. Yani sen şimdi Rahmet, onun için Nebûr-i Escâdü Lâ ve tilkel cennetülletî ûristu mûhâ bimâ kuntum teâmelûn Bir mâkûntu, bir câmelu.

  33. 13:06

    Birçok ayette geçer bu. Tilkel cenneti de geçer. Ve tilkesi de var. Yani işte bu cennet var ya, siz siz buna varis kılındınız. Yani varis şu demek, mirastan Türkçeleşmiştir. Anadan, babadan, ölenden, kalana miras denir. Bazı karıdan, kocadan da birbirine intikal eder. Buna veraset intikali denir. Yani Arapçadır zaten bu kelimelerin hepsi.

  34. 13:27

    Miras da Arapçadır. Bu cennete varis kılınız. Varisten dikkat edecekseniz ne mana çıkıyor? Yani cenneti yaparken bir metre yer kazmadınız. Cennetin ağaçları yetişmiş. Beş yüz sene gölgesine gittiysem bitmiyor. Bu ağaçları siz dikmediniz. Bunu dikerken, bunu yetişirken bir su dökmediniz. Yani baban çalışmış çalışmış, yapmış bir şeyler, birkaç taireler bir şeyler.

  35. 13:54

    Sana hazıra konmuşsun. Hani miras yedi derler. Miras yedi kıymetini bilmedi demektir. Çünkü kendi çalışmadı ya, gayret etmedi. Şuraya baktığında hazıra konmuş, hepsini birden harcıyor. Neden? Kendi çalışsaydı öyle birden harcayamazdı. Kıymetini bilirdi. E şimdi burada da varis kılındınız, niye öyle buyuruyor?

  36. 14:13

    Yani cenneti siz yapmadınız. Cennetin yapımında, inşasında, imaretinde bir mesai sarf etmediniz, bir ter dökmediniz. Hazır cennet altmış dünya kadar kurulmuş. Bir köşkü dünyayı satsan alamazsın. Bir köşkünün kapısını alamazsın. Kapısının tokmağını alamazsın. Kapısının tokmağının üstündeki bir yakutu, bir zümrütü alamazsın.

  37. 14:35

    Dünyayı satsan. E nasıl böyle altmış dünya kadar cennet müzeyyen vaziyette süslenmiş, kuşanmış? Ramazan'dan Ramazan'a tam süsleniyor zaten oruç tutanlar için. Varis kılındınız, yani babadan kalmış gibi kolayca buraya yerleştiniz. Ama bir sebep var. Onu beyan ediyor Kur'an-ı Kerim. Buna bağış sebebiye diyebiliriz.

  38. 15:01

    Bima kuntum te'melûn. Efendi Hazretleri buna çok dikkat çekerdi. Birçok vaazlarında getirirdi, getirirdi, buraya getirirdi işi. Yani, yaptığınız salih ameller sebebiyle. İşte şimdi, namaz, seni cennete sokmaya yetmez. Oruç sokmaya yetmez. Hac, umre yetmiş, hiçbir kimseyi ameli cennete sokamaz buyurdu.

  39. 15:23

    Hadislere âyet çelişir mi? Çelişmez. Doğru anlarsan, izahını güzel yaparsın. Amel cennete sokmuyor. Namaz, oruç, hac, zekat, bütün iyilikleri yapsan, cennete direkt seni dahil eden, ithal eden bu ameller değil. Bima kuntum. Yani, yapmakta olduğunuz, dünyada sürekli işlediğiniz, iyi işler sebebiyle, sebebiyle.

  40. 15:49

    Ne demek sebebiyle? Bunları yapınca benim rahmetim, Mevla buyuruyor, sizi cennete sokacak olandır. İşi bitirecek benim acımamdır. Yoksa kimsenin ameli, bana layık değil Allah buyuruyor. Ben kabul etmeye layıkım. Fazl-ı keremimle. Kimsenin ameli bana yakışmıyor. Ama ben, kullarımın ayıplık usulü de olsa amellerini kabul etmeye, etmek bana yakışıyor diyor.

  41. 16:12

    Ayıplığı kabul etmek bana yakışıyor. Onun için, İblis dedi ya, Bu ayetin tefsirinde, Ruhul Beyan'da geçer, Efendi Hazretleri çok anlatırdı bunu. İblis Allah ile pazarlık etti, bizim için derdi. Orada kitapta yazıyor. İblis dedi ki, Ya Rabbi dedi, Mevla ile böyle konuşur ha, yani böyle ara şeyleri var yani, ara devreleri.

  42. 16:37

    Ya Rabbi dedi, Mevla buyurdu, ne diyorsun Melon? Lanetlerim üzerine yağsın, ne konuşuyorsun? Dedi ki, Ya Rabbi dedi, İblis Ya Rabbi diyor, bu gavurlardan bin katı ehven gavur. İblisin gavurluğu bunlardan daha hafif. Dünyada öyle gavurlar var, Ya Rabbi demezler. Sen buyurdun ki, İnananlardan mallarını, canlarını satın aldım, karşılığında cenneti onlara sattım.

  43. 17:02

    Bu bir akittir dedi. Yani akit de senin şeratında bir muameledir yani. Akit demek işte arabayı aldım sattım yapmak. Bir şeyi aldım sattım yapmak akittir, anlaşmadım. Nikah da bir akittir, aldım kabul ettim falan. Dedi ki, bu akiti yaptın ya dedi, hee. Ama dedi bunların malları canları sana yakışmıyor ki, ayıplı çıktı dedi.

  44. 17:22

    Mal ayıplı çıktı dedi. Yani, Malımı sattım diyor, Zekatı tam vermiyor, fitreyi tam hesap etmiyor. Canımı sattım diyor, namazı doğru kılmıyor, orucu doğru tutmuyor. Yani canından malından, hani Allah'ın emirlerini yasaklarını yaparken, Malından bedeninden fedakarlıklar gerekiyor. Oruçta beden fedakarlığı devreye giriyor, zekatta mal devreye giriyor.

  45. 17:41

    Hacda hem beden hem para devreye giriyor. Yani ibadetler mali ve bedeni olmak üzere iki kısmı ayrılır. Şimdi iblis diyor ki, Ya Rabbi diyor, bunların diyor, Malları da ayıplı, canları da ayıplı. E ne demek istiyorsun diyor? Mevla biliyor ne diyeceğini de, baklayı ağzından çıkarttırmak istiyor. Diyor ki, Ya Rabbi diyor, fıkha göre diyor,

  46. 18:03

    Görüyor musun, iblis yahu yirmi bin sene meleklere vaazlık etti, fıkhı mıkıh yutmuş. Fıkha göre diyor, yani senin şeratının hükmüne göre diyor, Bir bayi diyor, bir müşteri diyor, bayiden malı aldığı zaman, Mesela bir arabayı sağlam diye sattı, sende aldı. Ama sonra diyor, bir de baktı, araba vuruk kırık çıktı.

  47. 18:23

    Nedir fıkha göre diyor, malı geri verme hakkına sahiptir diyor. Ayıplı mal ya, mal ayıplı çıktı herif. Demedi sana ayıplı. Çıktı ki ayıplı. Geri verme hakkına sahiptir. E sen de bunları bana sat diyor. Bunlar nasıl olsa ayıplı çıktı, bir tane sana yakışan mal yok ortada diyor. İbadet de yok diyor, hepsi delik deşik diyor.

  48. 18:44

    Eee, ben diyor, talibim diyor bu mala diyor. Bu diyor, senin alışverişine girmedi bu iş diyor. Bana sat bunları, yani cehenneme sat bunları, benim tarafta olsunlar diyor. Mevla buyurdu ki, ey iblis, sen benim şeratımın cahilisin. Yani çok biliyorum zannediyorsun ama fıkhın daha derinlikleri var, sen onları bilmiyorsun.

  49. 19:05

    Benim dinime göre, fıkhıma göre, Alış yapana müşteri diyorlar. İlla Allah'a iştara, Allah satın aldı, Allah müşteri oldu işte bu ayette. İştara satın aldı, yani müşteri oldu. Benim fıkhıma göre Mevla buyuruyor, bir müşteri malı alan, eğer o malın ayıplı olduğunu bile bile kabul ettiyse, bir daha geri verme hakkı yoktur.

  50. 19:27

    Ben de bunların namazdan abdestlerinin zaten noksan olacağını bile bile kabul ettim. Zaten bunlarda ayıpsız olması mümkün mü yani? Hepsi beşer şaşar kul. Onun için ben bunların oruçlarının, namazlarının eksiğiyle noksanı olacağını bile bile kabul ettiğim için geri verme hakkım yoktur. Sen avucunu yalarsın, ben bunları cennete aldım Allah buyuruyor.

  51. 19:50

    Ne büyük müjde ya Efendi Hazretleri derdi. Allah müminlerden mallarını, canlarını satın aldı. Ya Rabb'i bir daha bizi satma cehenneme ya Rabb'i. Aldın bizi kurban olduğum, satma bizi ya Rabb'el alemin. Bu cennet ne güzel yerdir ya.

  52. 20:05

    Şimdi cennetin sıfatını anlatacağım size. İlahilere, kasidelere benzemez öyle. Şol cennetin ırmakları akar Allah deyü deyü, bülbülleri şunları bunları hurileri gılmanları, hafızlar asılıyor sekiz elif on sekiz elif, gidiyorlar da gümbürtü. Ya mübarek bir âyet okuyun, millete bir hadis okuyun, bir ilim verin.

  53. 20:26

    Kaside işte idare eder yani. Bu millette payılıyor böyle şeylere ya. Yahu ne yapacağım da burayı kazanacağım? Bir kişi sormuyor. Akşama kadar cennet ilahisi okusan dinler. Yahu bir de ağlar. Bir de etkilenir bir şeyler. Yahu hocaefendi şu kasideyi biraz bırak da, hele biz nasıl gireceğiz buraya ya? Çok güzel anladık.

  54. 20:48

    Nasıl gireceğiz? Onları yarın gece, yarın değil öbür gece tabii, yarın da cennetten anlatacağım inşallah. Sonra Bedir gecesinde tabii Bedir anlatılacak. Çok önemli. İftardan önce de, yani salı günü iftardan önce çok önemli. 17. gecenin faziletleri, vaatleri muhteşmi kaçırmayın. Sonra gecesinde salı, çarşamba alıyan,

  55. 21:11

    Bedir ile ilgili saat birden sonra iki saatlik sohbet ve kıssa anlatılacak. Çok önemlisi. Ondan sonra biz yine, çarşambanın gecesinden falan devam ederiz. Çünkü cenneti kazandıran amellere esas, sadede gelelim yani. Cennetin önce sıfatını anlatacağız, nimetlerini anlatacağız. Ondan sonra da nasıl girileceği, girmek için neler yapmak lazım.

  56. 21:33

    Beş maddede onları toparlayacağız. Şimdi cennetin sıfatını anlatmaya kalkar isek. Ebu Hurayra radıyallahu anh'tan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, biz sorduk ki ya Rasulallah, cennet neden yaratıldı? Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, minel ma'a sudan yaratıldı. Allah Allah bu da ilginç bir şey.

  57. 21:54

    Cennet neden halkolundu? Sudan. Aslı suymuş. Zaten cennet, ve inned de'arâ le ahirete lehiyye'l hayyevân. Esas hayat, gerçek yaşantı, ancak ahiret yurdundadır. Yani cennet gerçek hayattır. Peki hayat yani cennetin tamamı diridir. Binaları hani şimdi diyor ki akıllı bina. Ne akıllı bina, sapıtmış bina.

  58. 22:16

    Akıllı bina diye alıyorsun, kaç bin lira da fazla veriyorsun, ondan sonra binanın her tarafı oraya basıyorsun, öbür taraf çalışıyor. Ne akıllısı be? Bana da bir akıllı araba yaptılar, her tarafı delirdi. Ya bununla dünyanın otomatiği akıllısına kanmaya, dünyanın her tarafı ölü. Ölü bina, ölü deniz, ölü su, ölü göl, ölü...

  59. 22:37

    Zaten öldürdüler, canlı hayvan kalmadı, derelerde leş oldu. Her yerde. Dünya mevtan, mevtan, ölü. Ahiret hayvan. Ne demek? Canlıların ta kendisi. Her canlıyı sudan yarattı. Cennetin tamamı hayattır. Köşkü canlı, saray canlı, kapı konuşuyor. Cennette öyle. Köşk konuşuyor, saray konuşuyor, huri konuşuyor, cansız gördüğü şeyler konuşuyor, ırmak konuşuyor, kuşlar konuşuyor.

  60. 23:07

    Kaç tane hadis okuduk. Kuş geliyor, ne istersin diyor, öbürü ne istersin. Hayvanlar konuşuyor. Bura cennet arkadaşlar. Biz size böyle bir hayatı vaat ediyor Allah'ımız. Onu anlatıyoruz biz size. Onun için neden yaratıldı cennet sorduk diyor, sudan yaratıldı. Cennet, hakiki hayat sahibi dirilerin yurdudur.

  61. 23:30

    Cennet, diri bir yurttur. Cennetin her tarafı hayattadır. Hayatlıdır, canlıdır, cap canlıdır. Hani sen arıyorsun ya böyle, yoksa bilmem nerenin geceleri, bilmem, efendim canlı bir hayat, gece hayatı, onların hep gece ölümü, tamam mı, bilmem nerenin bodrumun felaketleri, bilmem nerenin rezaletleri, bunların hepsinin sonu cehennemden etkileyecek.

  62. 23:56

    Barlar, pavyonlar, bilmem neler, köpük partileri, bilmem ne partileri, cehennemde ondan sonra bir de yılan akrep partilerine dönüşecek. Onun için sen bırak bu dünyanın lezzetlerini, gayri meşru keyiflerini. Bak biz sana ebedi hayattan bahsedeceğiz. Bir kısa ara vereceğiz. Dinle bizi. Dinle de ebedi hayata kavuşasın inşallahurrahman.

  63. 24:34

    Bismillahirrahmanirrahim. Muhammedin halal-i yasahbi Evet, ne anlatıyorduk ise dünyanın meyit olduğunu, ölü hükmünde olduğunu, dünyanın her işinin ölü olduğunu, ahiretin her işinin diri olduğunu, cennetin tamamen sudan yaratıldığını, hay olduğunu, diri olduğunu, cennetin bütün binalarının, efendim köşklerinin, saraylarının, ağaçlarının, ırmaklarının, bütün hayatının

  64. 25:25

    cap canlı olduğunu anlatıyorduk. Ebu Rey radıyallâhu anh anlatıyor. Biz dedik kullâ ya Resûlallah ek minâ minâ-il cenneti Bize cennetin binasını yani yapı taşlarını anlatır mısın? Hep sahabe sordular da bu haberler bize ulaştı elhamdülillah. Yani cennetin binaları nedendir, tuğlaları nedendir? Hayatı nasıldır, yaşantısı nasıldır?

  65. 25:48

    Buyurdu sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem Lebinetum min ze'bim ve lebinetum min fıbbatim Cennette köşkler var buyurdu. Öyle köşkler var ki, saraylar var, sarayın bir tuğlası altın, som altın, bir tuğlası som gümüş, tamamen gümüş. Ya, şu kadar bir gümüş şimdi yapıyorlar, işte el işçiliği falan bilmem ne, yedi bin lira, şu kadar gümüş, işçilik bir şeyler, yedi bin lira.

  66. 26:20

    Koca saray, belki efendim İstanbul'u kaplar ha, altmış bin, yetmiş bin kapısı var. O kadar büyük saray, bir tuğla altın, bir tuğla gümüş. Bu normal cennettir. Efendimiz Hazretleri derdi ki, cennetül me'va külle amine z-ze'bi Bu hadisi okurdu herhalde, Bukhari'den okurdu onu. Me'va cenneti, cennetlerin kısımları vardır.

  67. 26:41

    E cennetül me'va var, cennetü adin var, efendim cennetül ne'im var, cennetül firdevs var, yani yedi cennet var. Bu cennetlerin tabi, efendim isimleri var farklı farklı, cennetül hult var, efendim, me'va cenneti külle amine z-ze'bi, hepsi altındandır buyururdu. Yani Resulullah buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem.

  68. 27:07

    Me'va cennetinin de gümüş de yok. Tümü altındandır. Ama, burada buyurduğu diğer cennetlerde, bir tuğla altındandır, bir tuğla gümüştendir. Milatu el miskul el feru, sıvası çamur yani, çamurdan sıva yapılıyor ya, eskiden kerpiçten, tuğla da kerpiçten yapılıyor, sonra üzerine de kerpiçten tuğlalar kapatılıyor, eski binalarda.

  69. 27:35

    Efendim, şimdi cennetin de tuğlaları var ya, tuğlaların arasında sıva var, kapatma yapacak tuğlaları, birbirine ek, yani tuğlaları bitiştiren. O tuğlaların bitişmesi nedendir? Miski ezferden. Ezfer ne demek? Halis miski. Halis ne demek? İşte dünyadaki gibi öyle ceylan kanından değil, göbek kanından değil, kimyasal değil, teabi değil, halis miski.

  70. 28:02

    Cennette kudretten yaratılmış miski. Dünyada miski biz, ceylan kanından, göbeğindeki keseden çıkandan başka bir miski, biz bilmiyoruz halisini. Zaten ondan ulaşamıyoruz, bulamıyoruz. Piyasadakilerin çoğu kimyasaldır. Dolayısıyla halis misk, yahu altmış bu dünya kadar cennet, her tarafı köşk saray, bu kadar misk nereden bulunacak?

  71. 28:25

    Dünyaya şu kadarı gelse, Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı çöker ya, Ondan sıvası, bütün sıva ondan. Kayseri de, Kayseri olacak. Kayseri'ye mi bağlıydı ne için? Melik Gazi ilçesi var. Melik Gazi'ye gittik işte ziyarete, o zatı, o da mübarek toprakta da değil, tabutun içinde toprağa koymamışlar onu. Pamukların üzerinde de diridir yani, çürümemiş, mumyalı da değil.

  72. 29:02

    Şehitler ölmüyor işte, çürümüyor ondan sonra. Bize de açtılar, gösterdiler yani ziyarete. Şimdi artık açmıyorlarmış. O türbe, türbe çok Selçuklu herhalde tarzı, dönemi. Bir türbedir. İlginç böyle, baktım bazı, milletin ellerinin ulaştığı yerlere kadar yani, bir metre, bir buçuk, iki metreler falan. Böyle, sıvaları çökülmüş.

  73. 29:29

    Ondan sonra, üstlerde görünüyor, böyle bir acayip krem rengi bir şeyler var. Kerpiçlerin aralığına falan. Bir sanat eseri tabii de. Nedir bu dedim. Dediler bu ceylan sütünden mi ne? O zamanın şeyi ceylan sütünden yapılmış. Bir kıymetli bir şey. Sıvayı ondan yapmışlar falan. Değişik bir sıva. Millet de öyle koparıp koparıp almış götürmüş falan.

  74. 29:55

    Yukarılara ulaşamadıklarında. Ulaşamadıklarından işte yukarılarda örnekleri kalmış falan. Yani şu kadar bir yer, 100 metre peki yok. Etraf kümbet yani. Bir ceylan sütünden veya özel bir sütten bilmem nereden şey yapmışlar, sıva yapmışlar yani. O oluyor şaheser. Bütün dünya onu parmakla gösteriyor, bilmem.

  75. 30:19

    Herkesin ilgisini çekiyor. Ya sen bir de düşünsene, halis Misk'den 60 bin, 70 bin kapısı olan bir köşk. Yani Surici'nin, Murici'nin, İstanbul'un o yakayı, bu yakayı kaplar yani. Öyle bir bina. Yetpare, tek bina yani, köşk. Bir tuğla altın, bir tuğla gümüş, sıvalarının tümü misk. Böyle bir şey var mı ya?

  76. 30:43

    Hayal gücünü patlatır yani, bunun motoru yakar yani. Bu Allah'ın mülküdür. Ve idâ ra'itetem ve ra'ite ne'imen ve mülken kebira. Cennette gördüğün zaman Habibim ne göreceksin? Sonsuz nimetler, diz boyu zevkler ve mülken, öyle bir mülk, mülk yani gayrimenkul ederler. Mülk işte, saray, köşk, ev, daire, apartmana mülk diyorlar.

  77. 31:08

    Bir mülk göreceksin ki kebira. Dünyada en zengininin 5 bin metre sarayı var, 50 bin, 100 bin metre işte. Şu kadar dönüp, şu kadar hektar, bilmem ne, en fazla, hangi kralın ki var? Onun da nesi var? Bir sınırı var. Cennete en aşağı mertebesine girene, en derecesi düşük olana ne veriyorlar? 10 bu dünya kadar.

  78. 31:38

    Gir bakalım, cehennemden en son çıkan adama buyuruluyor. 10 dünya kadar senin yerin var. Cennette bundan fakiri yok. 10 dünya kadar. Dünyanın en zengini de, baksana işte birkaç yüz bin metreye büyük mülk diyor. mülk diyor. Görmemiş çünkü, kral da görmemiş, cenneti görmemiş der, görmemiş orada. Cenneti görmemiş de görmemiş ona da.

  79. 32:01

    Ahireti görmeyen dünyaya tabii büyük der. Vemürken bir mülk göreceksin kebira. Allah Teala küçük olana büyük demez derdi Efendimiz. Allah-u Teala küçük olana büyük demez derdi Efendimiz. Mevla büyük dediyse o senin anlamayacağın kadar büyüktür. Böyle bir mülk var. Türk var. Ve Turâb-ı Zâfarân toprağı ne?

  80. 32:19

    Toprağı ne? Benim toprakları görmüyor musun ya? Biraz karıştırıyorsun, böcekler, kurtlar, çıyanlar. Yani dünyanın toprağı bir alemmiş. Yani içine silecek bir toprak yok. Eşeledikçe bir şeyler çıkıyor böcekler möcekler. Cennetin toprağında bir tane böcek olmaz, bir tane kurt olmaz. Toprağı safran. Safran ne?

  81. 32:41

    Safran işte ondan yağını sıkıp da koku yapıyorlar. Hakikisi çok pahalı. Efendim kıpkırmızıdır böyle pes pembe ondan mürekkep yapıyorlar. Şimdi çoğu da sahte. Çünkü hakikisi hakikisi çok pahalı. Yani zerde var ya zerde sarı bir şey. Yiyorsunuz seviyor musunuz bilmiyorum. Hakikisini bulsak yiyeceğiz. Çünkü pahalıdır.

  82. 33:06

    Yani o bir kasesini hakiki safrandan yaparsan çok faydalıdır. Kansere birebir safran yiyenler kanser olmaz. Hindistanlılar çok safran yer, Hindistan'da kanser oranı hemen hemen sıfır. Hindistan zaten pislikten ölecek. Mikroptan, çöplükten ölürler. Kanserden ölmezler. Yani bak safran yenilen yerlerde kanser oranı çok düşük.

  83. 33:28

    Safran. Ama yani böyle şey dal daldır böyle ince yani ağzına at diye suyla şey değil. Ama işte onu zerde yaparlar. Zerde mi siz? Zerde de şeker giriyor. Bu şekerin girdiği sıkıntıdır. Yani şeker girdiği zaman şeker kansere sebebiyet veren şeylerden sayılıyor şu anda. O ayrı bir şey. Ama zerdenin yapıldığı ham maddesi hakikisi safrandı.

  84. 33:51

    Bizim çocukluğumuzda bir zerdeler vardı. Yani tabağı yerdin az daha. O kadar lezzetliydi. Şimdi bakışın yani çoğu yer hakiki değil. Sarı boya gibi bir şeyler koyuyorlar ona işte. Safran diye. Cennetin, toprağının tamamı safran.

  85. 34:09

    Şimdi biz gidiyoruz bazı kere oradan buradan yurt dışına şuradan alıyoruz. Burada da geliyor mısırcağız. Hakiki safran da geliyor yani. İnsan alsa evinde efendim çok bereketlidir. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem severdi çok. Safran çok severdi. Zaferandır yani Arapçası. Cennet 60 dünya kadar saha var.

  86. 34:28

    Sahayı görüyor musun? Dünyayı daha dünyadan haberin yok. 60 dünya kadar yiyen toprağının tümüsü safran. Bu ne bolluk ya. Böyle ipek gibidir safran. Eline tutsan değmiyorsun zannedersin. Harir gibidir böyle. İpek gibidir safrana ben tutmuşum. Yerlerin hepsi safran. Böyle bassan Allah Allah. Sanki değmiyorsun gezmiyorsun.

  87. 34:51

    Hiç sana bir dokunmaz. Hani derler ya gülle dokunmaz adama ya. dokunmaz adama yani. Öyle bir hafif. Ve hasbâ ve'l-lûlû ve'l-yâkûd. Evet geldik cennetin binasını anlatıyor sallallahu teâlâ. Aleyhi ve sellem efendimiz. Ahmed ibn-i Hanbel'de var. Birçok kaynakta bu hadis-i şerif geçiyor. Çakıl taşları, şimdi dünyada ne var?

  88. 35:13

    Toprak var bir de taş var. Taşı toprağa altın derler İstanbul'a. Ne altın be? Taşı toprağa berbat. İstanbul nasıl taşı toprağa altın olacak ya? Taşı toprağa kafanı kırar. Ondan sonra eşelesen teşelesen her yer lağım, tuvalet, kanalizasyon, bilmem ne, taşı toprağa. Nerede altın taşı toprağı? Yani para var burada demiş olur.

  89. 35:36

    Eskidendi. Şimdi millet köye geri dönüyor. Ben bir de köye gittim bir de baktım. Çocukken giderdim üç beş hane vardı. Şimdi yine kaç yüz hane. Ulan dedim bura ne oldu? Dediler emekli olan buraya geldi. Kiralar İstanbul'da çok pahalıydı. Köyde neyse evleri var. Girmişler bir küçük eve. Ne yapalım diyor adam kiradan kurdulduk.

  90. 35:55

    Ya? İstanbul'un taşı toprağı altınlık geçti artık. Cennetin taşı toprağı hakikaten altın ha hakikaten. Taşları nedir? Küçük taşlar var ya çakıl taşları küçük. Cennette var mı? Çok. Neden? İnciden yakuttan. Almayanı dövüyorlar ya. Yahu şu dünyada iki inci bir yakut için millet birbirini öldürür ya. Bilseler ki adamın çantasında şöyle bir çantada inci var.

  91. 36:21

    Yakut var hakiki. Baya bir pahalı kaç dolar ediyor. Birbirini efendim kafasına sıkarlar. Bir çanta yakut için. Cennette bütün sokakların kenarları her taraf bahçelerin içi bütün inci yakut. Dünyada bir zengin duymadım. Şöyle bin metre iki bin metre bahçeye inci yakutları sermiş. Bu kadar manyak parası olanlar var.

  92. 36:49

    Çok zengin olanlar var. Bu adamlar niye bir akıl etmiyorlar ki Sıvama şöyle bir inci yakut döşeseler bahçeye. Hiç o kadar zengin yok demek ki. Ama bu kadar petroşekleri var. Paraları yetmiyor demek ki. Taşı toprağı inci yakut saçmaya. Çünkü onlar ahiretin fakirleri olabilir. Ahiretin melikleri hükümdarları, kralları takva sahipleri olacak.

  93. 37:16

    Yaa. Allah-u Teala cenneti kalk ettiği vakitte tuğba ağacını da yedi kudretiyle gars etti, diktiği vakitte cennete ne diye nida etti? Tuğbaleki menazilel müluki. Ey cennet! Kralların yerisin. Hakiki padişahların menzillerisin. Yani hiç ölmeyecek, yaşlanmayacak mülkü tahtı elinden alınmayacak gerçek padişahlara layık yersin.

  94. 37:45

    Sana müjdeler olsun. Cennette ne dedi? Ya rabbini haramun ala kulli muraim bekhil. Ben her gösteriş yapan cimriye haram olayım dedi. Yani beni yasak et, onlar bana sokma dedi. Niye ikisini söylüyor? Çünkü bir adam cimri olursa zekattan, fitreden, hayırdan nasibi olmaz. Yani parayla ibadet yapmaz. Hele nafile hiç yapmaz.

  95. 38:10

    Cimri olursa. Gösteriş yaparsa şimdi bu adamın hiç ameli kalmıyor. Neden? Cimri olsa hadi mali ibadetleri yapmaz. Ama nasıl olsa namaz parayla değil. Oruçta zaten bayağı bir tasarruf var. Yemiyorsun, içmiyorsun, para da cebine kalıyor. Bu cimrilere oruç ve namaz çok münasiptir. Hac ve zekat pek münasip değildir, para çıktığı için.

  96. 38:33

    Bazı ibadetler cimrilere çok uygundur. Ama eğer bu cimri gösteriş yapan bir cimri ise gösterişten de orası gitti. Onun için cennet dedi ki gösteriş yapan her cimriye haram olayım. Çünkü neden? Ne paralı ibadeti var zaten cimri. E bir de gösteriş yaptığı için bedeniyle yaptıkları da gitti. Sevabı yok, iknası yok.

  97. 38:53

    Onun için adamın kuruşu yok. Cennete neyle varısı oldunuz? Rahmet ki soktu sizi ama bi mâkûn tüm teâmelûn. Oradan geldik buralara. Amelleriniz sebebiyle. Benim rahmetim adamı cennete sokar ama Allah buyuruyor. Ben rahmetimi kimlere tahsis ediyorum? Sâlih amel işleyenlere tahsis ediyorum. E sâlih amel olmadan ben de rahmetimi tahsis etmiyorum.

  98. 39:16

    Cennete adamı sokmuyorum. Sâlih amel lazım mı? Lazım. İşte onun için taşları, çakıl taşları inci ve yakut olan, bütün toprakları safran olan, ondan sonra tuğlaları altın olan, gümüş olan, sıvaları halis misk olan yaa böyle bir yurt nerede var? Hakiki padişahların yeriymiş cennet. Ama esas mesele nedir?

  99. 39:47

    Hadi dünyada bunları yaptık. Çok zengin bir adam. Bir tuğla altın, bir tuğla gümüşten yaptı. Tabii 70 bin kapılı yer. 70 bin kapılı yer nerede yapacak? Neyse kendine göre yaptı 100 metre, 200 metre bir yer yaptı. Toprağını da bahçe mahçe yaptı. Ne kadar işte? Birkaç yüz metre. Onu da safran etti, döşedi.

  100. 40:07

    Kenarlara ince yakutları da serdi. Neyse bütün parayı. Kediye yükledi yani sermayeyi diyelim. Bu adam yaptı bir şey. Cennete bir mümasim bir emsal mesela tekin edecek falan. Oldu mu şimdi buna cennet? Eşek cenneti olabilir belki. Neden? Men yed huluyen ham velayey es. Peki girdin oraya, girdin. Vasıflar tuttun mu?

  101. 40:28

    Tuttun. Hepsinin bir maketini diyelim. Küçük bir şey, sembolik yaptın mı? Yaptın. Peki bu adam orada devamlı nimet görecek, hiç ümidi kesmeyecek. Burası neresi? Burası dünya. Üzülmemek diye bir şey var mı? Elde değil. Kötü haber almamak diye bir garanti var mı? Elde değil. Ya karın ölecek, ya sen öleceksin.

  102. 40:47

    Zaten sen ölünce üzülmüyorsun zaten artık, bittin zaten. Öldükten sonra bayılmak yok bir daha. Neye üzüleceksin? Ama ya kızın ölecek, ya oğlunun ayağı taşa çatacak, ya baban ölecek, ya şirket iflas edecek, ya senet dönecek, yüklü bir çek dönecek, ya senin müşteri iflas edecek. Zincirleme, trafik kazası.

  103. 41:07

    Eyvah! Sen de düşüneceksin. Ya da herif telefon edecek. Kaç gündür düşünüyorum nasıl ödeyeceğim senin paranı, ben de iflas ettim, şimdi ödemiyorum diyecek. Şimdi sen düşün, telefonu kapatacaksın. Sen ne yapacaksın? Eyvah! Yandık. Hakikaten öyle. Sen istediğin kadar zengin ol. Müşteriler batırınca sen de batır.

  104. 41:25

    E çek var, senet aldık, alacak var, ver, çek var. Adam diyor ki benim durumum iyi ama diyor etraftakiler birbiri düşmeye başladı. Ben ne yapacağım? Ekonomi bozuldu diyor. Şimdi sen cennetin maketini yaptın, bilmem ne yaptın, girdin oraya, burası cennet diyorsun. Peki üzülmeyeceksin, var mı öyle bir şey?

  105. 41:42

    Giren hep sevinecek, hiç ümidi kesmeyecek. Dünyada nerede? Ebedi kalacak, hiç ölmeyecek. Var mı sende böyle bir imkan? Ya ben dünyanın en güzel sarayında efendim yüz sene yaşayacağıma dünyanın çöplüğünde ebedi yaşamayı tercih ederim. Hiç olmazsa ölmeyeceğim yani. Ama sen en iyi yere giriyorsun, fakat ölüm peşinde.

  106. 42:12

    Asla ölümsüzlük kimseye nasip değil. Senden evvel kimseye ebedi kalmak takdir etmedik. Onun için sen de öleceksin, onlar da ölecekler. Elbiseleri çürümeyecek. Dünyada şimdi eskimeyecek. Biraz zaman geçecek, elbisen eskiyecek. Vuruşacak, kırışacak. Ondan sonra Gençliği tükenmeyecek. Ya bir gençlik ki devam ediyor.

  107. 42:50

    Ve her geçen gün gençlik tazeleniyor. Ve kuvvetin artıyor. Şunu düşünebiliyor musunuz yani? Şimdi İnsanlardan Hangi bir insan Efendim 20 yaşında, 21 yaşında daha gençleşiyor. 30'da daha gençleşiyor. 40'da daha kuvvetleniyor. 50'de daha güçleniyor. Böyle bir şey duydunuz ya. Cennet böyle bir şey. İlerledikçe Dünya elinin kocalması, ihtiyarlaması arttığı gibi

  108. 43:22

    Gün geçtikçe nasıl artıyorsa Cennet elinin de gün geçtikçe Gençliği ve kuvveti artıyor. Allah Allah Ya bak İbn-i Abbas radıyallâhu anh ve arrivâtühü Cennette bir huri var. Adına lü'be deniyor. Yani cennette hurilerin isimleri var.

  109. 43:45

    Bütün dünyanın Yani ağzının suyu o kadar tatlı ki Bir huri, bu huri Cennet gelse, dünyanın denizlerine bir tükürük tükürse Bütün dünyanın, yani 7 okyanusla beraber Hepsinin suyu tatlanır. Tuzlu su kalmaz, acı su kalmaz. Bütün sular tatlanır. Mektubun âlâ nehriye O hurinin göğsüne yazılmış. Kudret kalemiyle.

  110. 44:14

    Ne diyor? Benim gibi birine sahip olmak isteyen Rabbimin taatiyle amel etsin. Oruca devam. Keraveye devam. Zikre devam. Vaaza devam. Sohbete devam. Kazanmak istiyorsan. Cennet böyle bir yer. Hadis-i şerif Bukhari'dir yahu.

  111. 44:37

    Bir hurinin başındaki yaşmak deriz biz memlekette. Yani başörtüsü Dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennet elinden birini Cennetin bileziklerini Cennetin bileziklerinden, kolda takılan, Cennet'e erkekler de bilezik takacak. Abdest aldıkları yere kadar bütün abdest uzuvları bilezik. Cenneti kıyas etmeyin de yine evvelki sohbette dedi.

  112. 45:03

    Dünyaya kıyas ederseniz kafanız çok çalışmaz. Mesela sakalsız erkek, ben dünyada mesela asla sakalsız bir erkeği hoş görmüyorum. Tipini şeklini beğenmiyorum hiçbir sakalsızı yani. Ama şimdi Cennet'te sakal yok. O nasıl olacak meselesi hiç de kıyas edemiyorum. Onun için bu kafayla kıyas edilmez. Cennetin halleri farklıdır.

  113. 45:22

    Cennetteki bileziklerden bir bilezik gökten dünyaya sarkıtılsa le tezekrafet lehu mâ beynes semâi velâhu gökle yer arası ışıl ışıl ışıldar, parıl parıl parlar güneş söner, ay söner yıldızlar görünmez olur, gezegenlerin hükmü söner o bir bilezik her tarafı kaplar ışığın. Cennet böyle bir nur. Her şeyiyle nur.

  114. 45:45

    Cehennemde nar. O senin yediğin nardan değil tabi ki. Ateş ateş, nar ateş demek. Nar-u cehennem diyor anladın mı? Onun için önümüzde çok kıymetli bir cennet var. Evet, Ebu Rey radıyallâhu anh ne diyor? Muhammed Mustafa'ya kitap indiren Allah'a yemin ederim. İnne ehlel cennetle ezdadûne kullehum min cemâlen ve husnen.

  115. 46:07

    Cennet ehlinin her gün güzelliği biraz daha artacak. Kemâ ezdadûne fid dünyâ herama. Dünyada yaşlılıkları, ihtiyarlıkları arttığı gibi, çirkinlikleri arttığı gibi cennette de güzellikleri, güçleri kuvvetleri ziyade olacaktır. Allah Teâlâ cümlemize bu mübarek 15. gece hürmetine bu mübarek gecede yapılan müstecap dualar hürmetine Kabe-i Muazzama'da, Ravza-i Mutlahere'de

  116. 46:32

    yapılıp kabul gören dualar hürmetine bu seherde bu seherde affolmayı, mağfiret olmayı cehennemden azad olmayı, beraat almayı ve bu cennetlere duhûlümüzün mukadder olmasını nasib-i müyesser eyle. Amin. Bi hurmettâhâ ve yâsîn ve sallallahu teâlâ ve alâ seyyidina Muhammedin ve alâ aliyyuhu salli ve selleme teslimen kethirûn velhamdülillâhi rabbil alemin

  117. 46:57

    Cehennemden çok korkuttuk sizi şimdi cennet işlerini konuşacağız diye başladık. Yarın da cennetten, hadis-i şeriflerden, rivayetlerden devam edeceğiz. Ta ki biraz da heveslenelim inşâAllah. Allah hevesimizi kursağımızda bırakmasın. Fazl-ı keremiyle müyesser eylesin, girmeyi nasip eylesin. Amin.