39:20 / 48:30Şu an 39:20 / 48:30
Transkript
115 satır
- 00:19
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi allezü hedâne alehâdâ Ve'le âliye-u sahbihecme'in Ramazan-ı Şerif'in tam yarı gününü bitirmek üzereyiz. 15.
- 00:51
gününün iftarına yaklaştığımız şu saatlerde. Tabi yarıların çok önemi var. Receb-i Şerif'in de, Şaban-ı Şerif'in yarısı zaten beraat. Ramazan-ı Şerif'in yarısı da çok faziletlerle dolu. Dün gece de beyan ettim. Yani azimetlerimiz, azimlerimiz diyelim.
- 01:18
Çok zayıf kalmış, himmetlerimiz düşük kalmış, bu geçmiş büyükler nasıl bu namazları yetiştiriyorlarmış, bu ibadetleri yetiştiriyorlarmış, akıl sır ermiyor yani. Bir teravih kılıyoruz, saat 10-12'yi geçiyor. Tabi biz de çok hızlı kılmıyoruz. Ondan sonra gece bir avuç kalıyor, birkaç cüz okusan gece bitiyor falan.
- 01:42
Yani bir bereketsizlik var. Asrımızda, zamanımızda bir hayırsızlık var, bir bereketsizlik var. Kıyamet yaklaştıkça tabi ahir zaman bereket çekiliyor. Ömrün bereketi yok, paranın bereketi yok, vaktin bereketi yok. Bunu artık alenen görüyoruz. Yani 20 sene evveline göre bile bu bereketsizlik artık açıkça görülmeye başladı.
- 02:05
Benim hayatımdaki şeyim böyle, tespitim böyle. Şahsım adına konuşuyorum ama sizi bilmiyorum. Yani benim yaşımda 50 yaşlarında olanlar, bir 20-30 sene evvele göre şu anda çok daha vakitlerin çabuk geçtiğini ve bir şey hatırlamadığımızı, bir şey anlamadığımızı görüyoruz. Zaman birbirine yaklaşacak. Yani hadis-i şerifte kıyamete yakın çarşılar yaklaşacak buyuruyor.
- 02:36
Çarşılar yaklaşacak. Tabii ki kimse bunu o zaman anlamayabilir. E şimdi tabii ulaşım hasarlarıyla pazarlar eskiden nereden yani şimdi efendim kastamondan sebze gelecek, bilmem rizeten meyve gelecek böyle bir şeyler gelene kadar yolda bozulur kırk kere. Yani şimdi işte buzlu tırlar çıktı, soğutuculuğu işte cihazlar çıktı, bir şeyler çıktı.
- 03:07
Böyle her mal malzeme taşınması kolay oldu. Ondan sonra gemilerle, konteynerle, monteynerle, çindeki mal. Çindeki mal gelmiş buraya. Bunlar evvelce pek düşünülecek şeyler değildi. Kıyamet alametleri olarak beyan edildi. Ondan sonra tabi internet çarşıları çıktı. Yani adam buradan giriyor, oturduğu yerden Amerika'daki bir malı aldım sattım yapıyor.
- 03:32
Bu da işte birkaç güne kadar kargo ile bilmem ne ile o mal ona ulaşıyor mesela. Bu nasıl bir şey? Evvelce öyle bir yere ulaşıp bir şey almak gelmek falan bir sene yani. Altı ay yollarda geçer. Bu kıyamet alametleri olarak ve hadis-i şeriflerin mucizeleri olarak çıkıyor. Sonra zaman birbirine yaklaşacak.
- 03:54
Yaklaşacak yani bu da yani sene, ay gibi, ay hafta gibi, hafta gün gibi, gün saat gibi, saat dakika gibi, dakika saniye gibi. Bunu şu anda yaşıyorum ben, şahsımda yaşıyorum. Eskiye göre bir hesap yapıyorum, işine bakıyorum, hiç bereket yok. Ben bu kadar günde dünyayı devirdim herhalde.
- 04:18
Şimdi iki cüz okuyamıyorum, bir şey konuşuyorum, sohbet yapıyorum, aha bitti. Onun için ne kaparsak yani, ne kaparsak ne kaptırırsak kar. Ahiret tarafına ne ayırırsak, yani şu geçen, akan, giden zamandan. Zikre, Kur'an'a çalmak lazım der Efendimiz. Bir şeyler çalalım derdi yani. Bu hayırlı çalmaktır yani.
- 04:44
Bu ahiret yatırımı için, efendim, harekete geçmektir. Maalesef yani. Bir iftara gitsen, biri sana iftara gelse falan, gitti o gece. gitti o gece. Dır dır dır dır milletle konuşmaya doymuyor. beraber kılayım desen, üşeniyorlar, yatsıyı zor kılıyorlar. Ondan sonra cemaatle namaza kimse yanaşmıyor. Herkes kendi başına pat götürür, hızlı bir kılayım.
- 05:10
Arada bir kılayım da yemek arası. Yemek arası namaz kılıyorlar diyorum, onu da duydum. Yeni bir moda da çıktı şimdi. Biraz yiyorlar. hemen pat yutkuluyorlar, bilmiyorum sünneti falan, ya Rabbi bize de hak getire, hemen geri dönüyorlar, tatlı faslı, meyve faslına Yani namaz geçiyorlar. Yani namaz arada garnitür affedersiniz.
- 05:32
Milletimizin namaz şuuru, namaz anlayışı bu. Yani ben yemeği namaz için yiyorum. Belim dursun diye ayakta. Ben yemeği oruca kuvvet bulayım diye yiyorum. Şey kalkmış. Bu şuurlar kalkmış. Ya namazı işte yemeğe yetişeyim diye hızlı kılıyorum. Yemeği bir saat. Sofra bir, iki buçuk saat sürüyor. Bir iftar.
- 06:00
Bu keyif, bu lezzet. Bu nedir? Yarın, ahirette. Yani Hazreti Cabir Radıyallahu Teala bir kilomuna et almış gidiyormuş. Hazreti Ömer Efendimiz görmüş. Radıyallahu Teala. Nedir bu elindeki? Demiş. Hazreti Ömer Efendimiz her şeye karışırdı. Milletin her işine karışırdı. Yediğine, içtiğine, giydiğine. Çok müdahil idi.
- 06:26
Diğer halifelerde öyle duymadım. Müdahillik. Bir tek onu da görüyorum. Rivad der. Tabi bize sünnetler meşru etti tabi. Rasulullah Efendimiz sünneti gibi. Radıyallahu Teala. Bu nedir? Et almışım bir kilo. İki kilo neyse. Eve gidiyorum. Hemen ona dedi ki sen korkmuyor musun ahirette derlerse sana? Halbuki bu ayet kafirler hakkındadır.
- 06:53
Ve cehennemdekilere hitaptır. Yani kafirler cehenneme arz edilecek. Yani cehennem onlara arz edilecek demektir. Yani cehenneme onlar gösteriliyorlar. Tabi cehennem akıllıdır. Cehennem dilede geliyor, konuşuyor. Cehennem idrak ve şuur sahibidir. Allah-u Teala onlara hakkani ve manevi bir hayat vermiştir.
- 07:26
Cehenneme arz ediliyorlar yani. Gör bak işte adamlarını getirdik. Diye önünde bir geçit yaptırılıyor. O zaman kafilere deniliyor ki Edhebdüm Giderdiniz. Tükettiniz. Tayyibatikum. Bütün lezzetlerinizi. Dünya hayatında Lezzet keyif alınan şeylerdir. Tabi burada esas manada burada gayrimeşru lezzetlerdir.
- 08:03
Nikahsız ilişkilerdir. Hınzır yemektir, içki içmektir. Faiz haram yemektir. Esası budur. Ama Hazreti Ömer efendimiz ya bu kafirlerle alakalıdır. Demiyor. Kendi üstüne de alıyor. Hazreti Cabir efendimiz okuyor. Hazreti Cabir demiyor. Ya Ömer bunun benimle ne alakası var? Ben müslüman adamım. Gideceğim evde birkaç lokma yiyeceğim.
- 08:29
Çoluk çocuğuma yedireceğim. Hazreti Cabir de o ulemadan. Sahabenin alimlerinden yani. Büyük hadis rafilerinden. Demiyor. O da ona öyle demiyor. Çünkü neden? Bu asaleten kafirleri olsa da zımnen dolaylı olarak bize de vurur mu? İnsan akıllı olması lazım. Yani akıl senin neyine yarıyor? Niye vermişler sana aklı?
- 08:57
Seni cehenneme daha çok götüren sana ihtiyatı terk ettiren tedbiri elden bıraktıran ve seni ateşe daha hızlı sürükleyen şeyleri kazanmayı, harcamayı vs. uyanıklık ve akıllılık zannediyorsun. Tam tersi. Akıllılar halis akıl sahibi olan sahabe-i kiramdaki akıl nasıl çalışıyor? Bizden çok farklı çalışıyor.
- 09:21
Neden? Hiç üzerimize elzem olmayan kafirler hakkındaki tehditi geliyor üstüne alıyor. Niye? İhtiyat bunu gerektirir. Tedbir bunu gerektirir. Uyanıklık bunu gerektirir. Ya bana da böyle denirse? Sen Ya İllezine Amin ve inanmış kullan. Bu kadar ayet var. Müslümansınız ama kafirler için hazırlanan ateşten sakının.
- 09:47
Bak müslümansınız ama kafirler için hazırlanmış cehennemden nasibiniz var. Girebilirsiniz. Sakının. Sakındırın. Kendinizi ve çoluğunuzu Sizi ve çoluğunuzu, çocuğunuzu, ailenizi ateşten koruyun. Hakûden nâs ve'l-hicâr. O ateşin tutturakları, yani çıraları insanlarla taşlar, kibrit taşları, kükürt taşları çok yanıyor.
- 10:15
Hiç erimiyor. İşte kömür, kömürün taşlaşmış halini düşünün. Kömür de zaten madendir, taş gibi çıkıyor. Onlar cehennemde, efendim, yakıt malzemesi olarak bulunacaktır. Bu ateşten sakının. Bu müslümanlara biliyor musunuz? Yani ey iman edenler diyor. E şimdi, küçük bir çocuk evliyalardan birinin önünde namaza doğru koşuyor.
- 10:48
Evladım nereye diye soruyor. Namaza yetişeceğim, dede diyor, neyse. Daha sana namaz farz olmadı ki ne bu kadar telaş ediyorsun, diyor. Senin günahın yazılmıyor. Mesul değilsin. O yavru ne diyor? Tabii evvelki zamanların çocukları böyleydi. Şimdiki büyüklerde bu kafa yok. Ne diyor? Böyle deme diyor. Daha dün diyor, benden daha küçüğü diyor, cenazesi kalktı musalladan diyor.
- 11:24
Efendim, namaza gevşeklik edeyim, diyor. Bizim akıllı uyanık geçinenler, ölenin hemen yaşını soruyor. Yetmiş, seksen. Ben elliyim, diyor. Çok var, diyor. Hiç orada daha dün kırk yaşındaki öldü, o yirmi yaşındaki öldü demiyor. Bak ne kadar kafa basmaz adamlar. Ahiret kafası, efendim, çalışmayan insanlarız, görüyor musun?
- 11:49
Yetmiş, seksen de diyor yani, yetmiş, seksen. Normal diyor, ölüm diyor, bana diyor, daha bayağı var, diyor. Onun için namaza yetişeyim, cemaata gideyim. Hiç böyle bir derdi yok adamın. E sen? Koruyun kendinizi o ateşten, çırası, tutturağı. Efendim, tutturağı derdi. Çıraya yani. İnsanlarla taşlardır.
- 12:10
Ya bu nasıl bir şey ya? Dağlar, dağlar, taşlar. Bir muharebede sahabe-i kiramdan birisi dediler. Dedi, ya Resulallah, biz çok susuz kaldık, hararet de var. Sıcak çöllerdeyiz. Nereden su bulacağız? Resulallah, sallallahu aleyhi ve sellem, mucize sahibi tabii. Parmağından çıkar, taştan çıkar. Efendim, sallallahu aleyhi ve sellem, olduktan sonra iş kolay.
- 12:33
Buyurdu ki, sen şu dağa git. Benden selam söyle, su varsa onu da versin sana yani. Yol göstersin sana, su yolunu. Gittes selamu aleyke vel cebel. Ey dağ, sana selam olsun. Resulallah, sallallahu aleyhi ve sellem, sana selam söylüyor. Dedi, dağdan ses geldi ona. Lebbeyk ya Resulallah, Resulillah. Ey Allah'ın elçisinin elçisi, buyur dedi.
- 13:00
Dedi, Resulallah, sallallahu aleyhi ve sellem, buyuruyor ki, efendim, bana su yolunu göster. Su varsa sen de bizi delalet et. İn kâne fî kîmâ, eğer sende su varsa. Dağ dedi ki, bende çok sular var idi. Kaynaklar, gözeler, tabi dağlardan çıkıyor. Fakat, cehennemin çırası insanlarla taşlardır. Âyet-i kerimesi, tahrim suresinin âyeti.
- 13:25
Nazil olduktan sonra, acaba ben o taşlardan olur muyum? Yani, dağlar taşlardan meydana geliyor. Acaba ben cehenneme atılacak taşlardan mıyım? Diye, ağlamamdan, ağlamaktan, yani ağlamak ne ile oluyor? Göz yaşı, gözünden yaş çıkarak oluyor. Dağların da ağlaması ne ile oluyor? İşte gözelerinin, pınarların fışkırmasıyla oluyor.
- 13:50
Ağlamamdan, bende su kalmadı. Hani adam derler, ağlamaktan pınarları kurudu derler ya. Dağ diyor ki, bendeki pınarlar, gözeler kurudu. Sen diyorsun ki, bu nerede var? Ya tesirlerde var, bu rivayet. E sen bunu itiraz etmene gerek var. Âyetten de delil okurum sana.
- 14:13
Taşlardan, öyle taşlar, kayalar var ki, Bakara suresinin âyetidir. Ondan ırmaklar fışkırıyor. Dağlardan, taşlardan öylesi var ki, yukarıda dururken, pat küt bir de bakarsın, koca kaya yuvarlanıyor. Otuz kişi arkasına geçsek yuvarlayamazdık. Kendi başına niye yuvarlandı bu şimdi? Min haşyetillah. Niye ırmaklar fışkırıyor?
- 14:36
Allah korkusundan. Niye yuvarlanıyor havadan? Allah korkusundan diyor. Âyet diyor, Allah korkusundan. Sen hâlâ diyorsun ki, dağ taş, Allah'tan, korkudan ne anlar? Sen kayadan betersin. Sonra sizin kalpleriniz katılaştı. Bu kadar âyet, hadis, vaaz, nasihat dinlediniz, hocalar dinlediniz, hâlâ kalpleriniz hiç yumuşamadı.
- 15:04
Bak kaç gece dışarıda cehenneme anlattık. Kaya olsa yuvarlanır, erir. Ama biz kendimiz konuşuyoruz, kendimiz bile amel edemiyoruz. Dinleyenimiz ne yapsın? Etki bu kadar az yani. Onun için Mevlânâ buyuruyor, feyekel hecâreti, kalpleriniz taşlar gibi oldu, heveşettu gasve, Yahut taşlardan da katılık bakımından daha şiddetli oldu.
- 15:28
Çünkü neden? Taştan ırmak çıkıyor, taş kaya yuvarlanıyor Allah korkusundan. Ondan sonra Kendi kendine çatlıyor, yarılıyor, bir de bu görsün. Kaç katı kaya, çekiç de vursan kıramazsın. Kendi kendine yarılmış, içinden su çıkıyor. O hep diyor benim korkumdandır, âyetin devamında işte. devamında işte. Yarılıyor, su çıkıyor.
- 15:54
Bazısından ırmaklar su çıkıyor. Bazısında yukarıdan aşağı yuvarlanıyor. Hepsi de neden oluyor. Min haşyetillâh. Allah korkusuz olur. Allah korkusundan oluyor. E şimdi bize yakışır mı biz? Bize kitap indirilmiş, bize peygamber gönderilmiş, bize vaaziler, hocalar gönderilmiş. Bu kadar aklımızı başımıza devşirmemiz gereken akıllı bir mahlukuz.
- 16:19
Hasin takvim üzere yaratılmışız. Ondan sonra akıllı geçiniyoruz. Ondan sonra ne bileyim hayvanları beğenmiyoruz. Bunların aklı yok. Ama onlar cehenneme gitmiyor, biz cehenneme gidiyoruz. Ondan sonra dağları, taşları, kayaları, kuşları bilmem neleri beğenmiyoruz. İşte efendim hayvanlara bak bilmem ne, akılsız, beyinsiz, öküz.
- 16:43
Ayyı affedersiniz. İşte ona hakaret için yani, onları beğenmiyoruz. Onlar cehenneme gitmiyor, biz cehenneme gidiyoruz. Ne bileyim ben ya. Biz okuyoruz, docent oluyoruz, profesör oluyoruz, mühendis, mimar, bilmem ne, ilahiyatçı oluyoruz. Ehl-i sünnetten çıkıyoruz, yoldan çıkıyoruz. Ayetleri, hadisleri reddediyoruz, mucizeleri reddediyoruz.
- 17:04
Ondan sonra bir de bakıyorsun, en aklını beğenmediğimiz, hurafeci, bidatçi, akılsız, bunak, bilmem ne, meczup, derviş diye hakaret ettiğiniz adam cennete gidiyor. Sen o kadar akılı geçiyorsun, kırk tane diploman var, cehenneme gidiyorsun. Ne yapayım ben senin bu aklını? Akıl neye lazım idi? Tehlikelerden, uçurumlardan geri bırakmak için kullanılacak bir şeydi.
- 17:30
Akıl zaten söylüyorum sana, aykalden geliyor. Aykal bağ demek, düğüm demek. Bağ ne demek? İşte seni yanlıştan, tehlikeden bağlıyor yani ki engelliyor. Aklın varsa diyor ki burada ateş var, yanaşma diyor. Bak iman edenler buyuruyor. Canlarınızı ve çocuklarınızı, çocuklarınızı diyorum, namaz kıldırmıyorsun, çocuğunu korumuyorsun, oruç tutturmuyorsun,
- 17:53
hatta acıyorsun tutma bugün diyorsun, nabulu varmış çocuğa, neyini acıyorsun da tutma bugün diyorsun. Yok imtihana girsesin kafan çalışmaz, bugün tutma diyorsun. Sen bu fetvayı nereden alıyorsun ya? Fatihlerimden mi alıyorsun? Nereden çıkarttın bu uydurmaları? Canlarınızı koruyun ne ara? Öyle bir ateşten ki, büyük ateşten ki.
- 18:17
Tutturakları, çıraları insanlarla taşlardır. Küçücük çocuklar aklını başına devşiriyor. Ondan sonra ibadet yapıyor, zikir yapıyor. Büyükler onlara diyorlar ki yavrum bu kadar, kendini ibadete verme. Sen daha çocuksun gelsin, biraz çocukluğunu yaşa ki sokaklarda biraz seksek oyna, ip atla, bilmem top oyna falan filan.
- 18:46
Tabi Evliyaullah'ın çocukluktan Evliyaullah'ın adı var. Ne diyor çocuk? Küçük çocuk. Ya diyor sen diyor efendim mesul değilsin, mükellef değilsin, senin cehennemle, azapla ne işin var diyor. Çocuk ne diyor? Amca diyor ben diyor dün diyor annemi gördüm diyor. Ocağı tutuşturuyordu, fırını yakmaya çalışıyordu diyor.
- 19:11
Büyük büyük odunları diyor attı attı attı diyor, büyük odunları diyor tutuşturamadı. Bu sefer ne yaptı diyor? Büyük odunları yakmak için bir de küçük küçük çıralar, küçüklerini araya sıkıştırınca büyükler de tutuştu yandı diyor. Ben de cehennemin diyor büyük odunlarını tutuşturmak için beni de aradan çıra gibi yakmasınlar diyor.
- 19:31
Nerede bu akıllar şimdi? Bu beyinler nerede? Aynı ayetler bizi okuyor. Sen efendim Müslümanlara okunuyor bu ayetler. Onun için Hazreti Ömer Efendimiz kafirler hakkındaki ayetleri bile acaba bize de vurur mu diye ihtiyattan kendi üzerlerine alarak keyiflerini kaçırmaya uğraşıyordu. Keyiflerini getirmeye değil.
- 19:55
Dikkat et. Bizim bütün çabamız keyif getirmeye. çabamız keyif getirmek içindir. Gel keyfim, gel lafı var ya. Sahabenin bütün çabaları Evliyaullah'ın ve Şeyh'in keyiflerini kaçırmak, nefsi kaçırmak içindir. Bu iş böyle bir şey. Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri anlatırdı. Serî-i Sakatî dayısıydı, hem Şeyh'iydi.
- 20:17
Bir gün zuhuratını Serî-i Sakatî Evliyaullah'ın reisi, artık onlar hiç tartışmasız isimler tabii. Keşifleri açık, manevi gözleri bir huğrigöl. Küptede su serinletilmiş mübarek. İftar edilmiş. Zaten her gün oruç tutuyorlar. İftara da biraz serin su olsun diye. Küpte su serinletilmiş. Sünnete muhalif değil.
- 20:38
Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Ebu Talha Hazretleri'nin bostanına giderdi. Küpte su serinletirdi Ebu Talha Hazretleri. Oradan içerdi. Muhammed Zekeriya Efendi Hazretleri'nin eski 80'lerdeki evi oradaydı. O bostanın eviydi. Küpte orada sünnet diye orada su tutardı. Efendimiz Hazretleri giderdi.
- 20:54
Küpten su içerdi. Yani sünnete muhalif değil demek istiyorum. Ama sonra diyor zuhuratımda bir huğri gördüm. Daha ondan güzelliği görmedim. Dedim ki maşallah sana sen kime nasipsin? Dedi ki oruç tutup da dedi akşam dedi iftarda serin su içeyim diye. Küpte serin su saklamayanlara. Deyince diyor, hemen zuhuratımdan ayıldım diyor.
- 21:23
Küpü kırdım diyor. Yani ne demek? Bak nefisle mücadele. Aslında bu tasavvufun ayrı işleri var. Riyazat mesele, çile meseleleri. Hani serin su içemez miyim? Hemen yanlış anlama. Mekruh bile demedik bak. Mekruh bile demedik. Ben onu anlatmıyorum sana şimdi. İnsanlar nefislerini nasıl terbiye ediyorlar?
- 21:40
Hemen oradan bir işaret alıyor. Hemen diyor küpü kırdım diyor. Daha diyor öyle hem oruç tutacaksın hem de sıcak su içeceksin. Öyle bir şey yok dedim diyor. Keyfe kaçmak yok dedim diyor. Ya nasıl keyiflerine düşman alanlar ya? Nasıl insan bunlar ya? Neyse sahabete göre. Sahabe-i kiramda yani bir kilo et, iki kilo et, bir çoluk çocuk yemişler.
- 22:01
Mekruh mudur? Haşa. Değil. Fıkha göre mekruh desen belki de kafir olursun. Çünkü helala mekruh demek haram demek çok tehlikelidir. Helalla ilgili konuşulmaz. Ama keyif keyiflilik ilgili yani. Yerken de düşünceli olacaksın. İçerken de üzüntülü olacaksın. En sevinçli anında da Allah'a lillah düşüneceksin.
- 22:24
Ahireti, cenneti, cehennemi düşüneceksin. Dedi Ey Cabir. Ne bu? Dedi et götürürüm dedi eve ya. He dedi. Niye dedi? Canım çekti dedi ya çoluk çocuk hiç et yemedik. Hepimiz zaman canımız çekti. E külle meşteğitü müşteraytüm dedi. Hazreti Ömer. Ya dedi. Demek siz canınız ne çekerse alıp yiyorsunuz. He dedi.
- 22:46
Vay anasını ya. Hazreti Cabir'in bir morali bozuldu yolun ortasında. Elinde etlenip durdu kaldı. Ya sana denirse ahirette ezebtüm tayyibatikum fihayatikum üddünya üstemtü atümya. Siz lezzetlerinizi dünya hayatında tükettiniz. Bütün keyiflerle metalandınız. Yediniz içtiniz. Hiçbir zevkinizi ahirete bırakmadınız.
- 23:07
Ahirette zevklerden, keyiflerden, rahatlıklardan, uykulardan ayırmak lazım. Hepsini burada harcamamak lazım. Onun için şu oruçları hele ki sıcak günler, uzun günler, öp de başına koy, otur aşağıya, söz, hamdet, şükret Allah sana nasip ediyor diye. Çok sıcak öf püf. Susadım, acıktım. Konuşma böyle bir şey.
- 23:31
Şu Evliyaullah'ın durumuna bak, bir de senin durumuna bak. Akşam diz boyu yemek hazırlanıyor sana. Birkaç dakikalar sonra yiyeceksin. Belki de tokluktan öleceksin. Sen de ne konuşuyorsun ya? Onun için Hazreti Ömer Efendi Radıyallahu Teala ne buyururdu? Lev kuntu levşitü lekuntu atıbekum tahamen ve ahsenekum libase.
- 23:54
İsteseydim sizin içinizde en güzel elbiseleri ben giyinirdim. En lezzetli yemekleri ben yerdim. Velakinni estefki tayyibati. Ben lezzetlerimi ahirete saklıyorum. Yani onun için Evliyaullah'ın yaptıkları da sahabeden sünnetten yeri yok, delili yok zannetmeyin. Hazreti Ömer'inki de sünnettir mesela. Saklıyorum diyor ahirete.
- 24:17
Meşru lezzetlerden geri duruyor. Gayrimeşru zaten onları kitabında yazmaz. Onun için muhteremler Ramazan-ı Şerif bizim için büyük bir hazinedir, definedir, fazilettir, berekettir, rahmettir. Ortası mağfiret. Bugün de tam 15'i tam mağfiret. Yani bu günah olmayan daha ne günah olacak? Ortası mağfirettir.
- 24:38
Tabi sıcak olacak. Tabi yorgunluk olacak. Açlık, susuzluk olacak. Efendi Hazretleri'nin babası Ali Hacıhani Efendi öyle der. Oruç tuttun da, acıkmadın, susamadın, yorulmadın. Yani zahmet çekmedin. Ne anladın o oruçtan derdi. Çünkü Mevla sana zaten biraz acın halini, ahiretin halini mahşerdeki açlıksızlığı.
- 24:58
Bunları düşündürmek için bu orucu emretti, farz etti sana. Belki oruç saati de haramlardan sakınırsınız diye hikmetini beyan etti Kur'an-ı Kerim'de. Onun için takvaya sebebiyet vermeyen oruç faydasızdır. Bu itibarla, tabii ki bu oruçlar yüzümüzü hak edecek. İnşaAllah bu iftarlar, bu sahurlar bize beraatımızı getirecek.
- 25:21
Boynumuzu Allah cehennemden azat edecek. İnşaAllah dualara, istiğfarlara devam edelim. Bir kısa ara verelim, peşinden devam edelim inşaAllah. cennetlik göster, o adam cennetlik derim. Tabii, şahıs muşahhas olarak sen ben diyemem. Çünkü kimsenin garantisi yok, sonun ne olacağımız belli değil ama, hadis-i şerifler böyle beyan ediyor.
- 27:10
Ne buyuruyor sallallahu teala aleyhi ve sellem? Lev ennellâhe teâle edine lissemâvâtu vel arz en yetekellemâ lebeşşerete sâimî Eğer Allah-u Teala göklere yerlere konuşmaları için izin verseydi, göklere yerler konuşur. Ama bizim duyacağımız şekilde konuşmak. Yoksa öbür türlü, Kur'an-ı Kerim'de ne diyor?
- 27:36
Göklere yerlere dedik ki, isteyerek veya istemeyerek benim buyurduklarımı yapacaksınız. Bak göklere yerler dediler. Kâle teâ dediler. Ben deyince de konuştuğuma kâle dedi buyuruyor. Göklerin yerleri için aynı şeyi söylüyor. Kâle teâ dediler. Ne dediler? Ya Rabbi seve seve emrine amadeyiz. İstersek de istemesek de ne demek?
- 28:01
Biz isteyerek itaat edeceğiz. Dediler. Bir tek insanlarla cinlerin asileri Allah'a karşı kazan kaldırdılar. Mevla'ya dikildiler, direndiler, isyan ettiler. Mevla da onlara cehennemi hak etti. Cehennemi onlara vacip etti. Allah muhafaza etsin onlardan olmaktan. Demek ki gökler yerler konuşurlar ama bizim işiteceğimiz şekilde konuşmazlar.
- 28:29
Ama Mevla izin verseydi, bizim işiteceğimiz şekilde konuşmaları için gökler yerler ne yapacaklarmış? Ramazan orucu tutanları cennetle müjdeleyeceklermiş. Şimdi göklerden yerlerden nida gelseydi, Ramazan orucu tutanlar cennetliktir deseydi, bu millette oruç tutmayan kalır mıydı? Aa gök konuştu, gökten ses geldi, yerden ses geldi.
- 28:53
Gökten kitap geldi, dinleyen yok. Yedi kat semanın fevkinden, levhe mafuzudan Kur'an nazil oldu. Allah'ın en büyük peygamberine sallallahu aleyhi ve sellem ayeti hadisleri okuyoruz okuyoruz, dinleyen yok. Gök konuşsa tamam mı? Keskin konuşacak. Yer konuşsa daha mı doğru konuşacak? Mevla konuşuyor Celle Celaluhu.
- 29:19
Mevla'nın buyurduğuna dinlemiyorsun da Mevla'nın yarattığı bir mahluk konuşsa mı? İşte senin kafan bu kadar çalışıyor. Şimdi kurt konuşsa, şurada gelse bir kurt, köpek konuşsa, bütün dünyada haber olur mu? Olur. Allah konuşuyor, Celle Celaluhu, Kur'an indirdi, haber oluyor mu? Olmuyor. Neler anlatıyoruz?
- 29:43
Bu kadar ayet, hadis okuyorum. Millete ala acaba diyor. Orada bir hayvan dile gelse cehennem var dese ooo cehennem varmış ya der. Nereden anladın? Bizim köpek söyledi. Yani Allah buyurduya itibarı yok, Resûlullah buyurduya itibarı yok, alimler buyurduya itibarı yok, hayvan konuşsa daha çok dinliyorlar.
- 30:04
Çünkü affedersiniz kendileri de hayvan da, kendi cinsinden olduğu için davarlar davarlardan iyi anlar yani. Yani Kur'an'a, Sünnet'e itibar etmeyin. Köpek konuştu diye itibar eden adama davar demezler ne derler? Davar yine ne bileyim eti yenen hayvanları da konuşmayalım. Davar da olamaz ya. Mevla buyuruyor, bunlar davarlar gibidir.
- 30:27
Sonra buyuruyor, bunlar daha da sapıktırlar. Çünkü neden? Hayvanlara peygamber gelmedi, kitap gelmedi. Onlara sapık denmez ki. Ama insan, akıllı geçinen insan, proje üreten insan, yok beynim şöyle çalışıyor, yok şöyle şirketler yönetiyor, yok efendim şöyle projeler bilmem ne, adamın konuştuklarını bilmem nelerini bir dinliyorsun, ben diyorum ne akıllı adam.
- 30:54
Ondan sonra bir bakıyorum namaz kılıyor mu? Yok. Ondan sonra bir bakıyorum ehli sünnete göre inanıyor mu? Yok. Allah Allah diyorum bu adam bu kadar dünya aklıyla efendim nasıl yolunu bulamamış, Allah'ı bulamamış, hidayeti, ehli sünneti bulamamış diyorum. Şaşırıyorum kalıyorum. O zaman nereye geliyor iş?
- 31:10
Vel kevdallâhi ehdî bî men yeşâ. İşte bu Allah'ın hidayetidir, buna dilediğini eriştirir. Yani, yudıllu men yeşâ ve ehdî men yeşâ. Dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir, eriştirir. Demek ki akıl bu işte yeterli değil. Niye bizden akıllıları, Müslüman olamadı, ehli sünnet olamadı? Niye bizden zenginleri bu yolu bulamadı?
- 31:38
Demek, parayla değil, palayla değil, ondan sonra ne bileyim güçle değil, kuvvetle değil, akılla değil, fikirle değil. Ancak Allah'ın acımasıyla, hidayetiyle. Hidayet isteyin kullarım, elâ ya ibadî. kullukum zullâlûn ilâ men edeytû festehdûni ettikum. Hadis-i Kudsi ile Sahih-i Müslim'de buyuruyor. Ey benim kullarım hepiniz sapıtmışsınız, hepiniz yoldan çıkmışsınız.
- 32:06
Ancak benim hidayete erdirdiklerim müstesna. O halde benden hidayet isteyin ki sizi hidayete eriştireyim. Her iftar saatinde yüzde yüz makbul duanız var. Lissâimu ende iftâli davetü müstecev. Kalmış şurada iftara birkaç dakika. İftar anında yüzde yüz kabul duanızı yemek telaşına düşmeden, ezandan evvel, ezan yani vakit girer girmez hurma elinizde bekleyin.
- 32:33
Masadan alana kadar vakit geçer. Mevla buyuruyor ki, Kullarım içinde iftarını en önce açanı en çok severim. Aciziyetini göstermek bakımında. Ya Rabbi ben aciz kulunum dayanamıyorum. İşte bak hurma elimde bekliyorum. Ezan okunur okunmaz, top patlar patlamaz. Hemen yiyeceğim Ya Rabbi. Bunu göstermende Allah'a karşı güçsüzlüğünü izhar etmiş oluyorsun.
- 32:56
Mevla bunu çok sever. Ama böyle iftar olmuş hala yemiyor falan duruyor, konuşuyor bir şey. Bu ne hareketleri çekiyor biliyor musun? İki saat olsa daha dayanırım. Ne var ya yarına kadar da dayanırım. Mevla böyle hareketleri sevmiyor. Ben dayanamam, ben acizim, ben zayıfım, ben güçsüzüm. Allah'ım kurban olduğum bak sen emrettin diye durdum durdum.
- 33:18
Sen aç buyurduğun anda açtım Ya Rabbel Alemin. Bunu göstermeni seviyorum. İftarın acele yapılmasındaki ve sahurun geç yapılmasının sünnet olmasındaki hikmetler yani bundan ibarettir. Sade budur diyemesek de bundan, bu onda çok büyük yer teşkil ediyor. Çünkü hadis-i şeriflerden sarahatten ifade ediliyor bu hususlar.
- 33:38
Teaceylül iftari ve teğhirül sehuri min sünnelil murselin İftarı en önce yapmak, sahuru da en geç yapmak. Yani son yarım saat kala falan. Ama hoca ben zaten bir buçuk saat yiyorum. O zaman bir buçuk saat kala başla sen. Ama yemeğin yarım saat süren bir adam için konuşuyorum. Son dakikalara kadar sahuru geciktirmek, yani sahurla bitireceksin artık.
- 34:01
Bütün peygamberlerin sünnetlerindendir. Oruç tuttular tabi ki. Onun için sünnete ittiba. Bütün hayırlar sünnete ittibadadır. Bütün şerler bid'at uydurmak, dinde reform çıkartmak, yenilik icat etmektedir. Sünnette ne varsa maddi, manevi, dünyevi, ukravi her şeyimizin karımız ondadır.
- 34:21
Şimdi iftara yakın diyorum. Yani iftardan sonraya duayı geciktirmeyin. Çünkü o zaman oruçlu olmamanız gerekiyor. Siz o zaman yok orucu ağzına dua kabul olur. E orucu ağzına dua kabul olur. İftara on dakika kadar başladı ha mübarek adam. Ezan okunuyorsan duaya başlıyorsun. Tam ters bizim millet ya. Hakikaten Mersin'e tersine işi ya.
- 34:41
Bizim millet kadar ben görmedim. İftara kadar dır dır konuşuyor. Müezzin ezana başlıyor. Vakit giriyor, bu da duaya başlıyor. Ya mübarek duayı önce yapacaksın. 89. sahibedeki şehadetler, istiğfarlar. istiğfarlar, cennet istemeler, cehennemden sığınmalar, sonra 89'un altına iftar duaları, 90'a da geçiyor, bir duada orada kalmış, elhamdülillah, leziye başlıyor.
- 35:04
Bunlar adamı anasından doğmuş gibi affettiren, dünya-ahiret işlerini yoluna girdiren, Allah ve Rasûl'ün çok sevdikleri, çoluk çocuğa öğretilmesini teşvik ettikleri dualar, hepsi hadis-i şerifte kaynaklı. Lale Gül Dergisi, 89. sayfasında bunları yazdım. Her iftarda var, bak son on gecelere geliyor. Yarın 17.
- 35:30
gece Bedir gecesi. İftardan önceki sohbeti kaçırmayın yarın. Çok muazzam ilimler konuşuldu size. 17. gecenin faziletleri, meziyetleri, sahabe-i kiramdan gelen rivayetleri, neler neler neler. Sonra sahurunda Bedir gazası anlatılacak. Bedir muharebesi anlatılacak. Bedir ehlinin isimleri anıldığı zaman nasıl yardıma yetişiyorlar, geliyorlar.
- 35:51
İnsanlar nasıl hastalıklardan, belalarından, düşmanlarından, Bedir ehlinin isimlerini anarak kurtulmuşlar. Neler neler anlatılacak. Yarın iftar ve sahur, sahur birden sonra. Bunları dinleyin. Ben her gün aynı şeyleri anlatamam. Vakitte bulamam, yetiştiremem. Onun için iftardan evvel dualarınızı hazırlayın.
- 36:13
Dualarınızı. Bir yüzde yüz kabul dua var. Mesela ben diyorum ki bu geceki duanızı neye ayırın? Mevla ne buyurdu? Ey kullarım hepiniz dalalettesiniz, yoldan çıkmışsınız. Ancak benim hidayete eriştirdiklerim müstesna. Hidayet isteyin benden, hidayet edeceğim sizi. İşte demin ki ayete geldik. Dilediğini saptırır, dilediğini hidayet eder.
- 36:33
E beni dilemezse ben ne yapayım? Yahu sana diyor ki iste vereceğim. Hidayet iste, hidayete erdireceğim. Sana yolunu bulduracağım Allah buyuruyor. Sana yolunu yitirtmeyeceğim Allah buyuruyor. Sen Allah'tan istemezsen Allah sana zorla mı hidayet yaratsın yahu? O zaman imtihan olmaz. Herkese zorla yaratsın o zaman.
- 36:53
Niye sana verilen irade kudret sermayesini cüz'i de olsa, bir şey yaratamasa da yapamasa da ama sebebiyet bakımından öne geçiyor, işte isteyin diyor bak isteyin. Dua edin. Bu iftar duanızı bir müstecap makbul duanızı hidayet istemeye ayırın. Gerçi her namazın her rekatında okuduğunuz Fatiha'nızda ihtinas, salatal, müstakim diyorsunuz.
- 37:18
Dost doğru yola eriştir bizi. Ama bir kere bile tutturamamışsın ki. E şimdiki adam İslamoğlu göğe namaz kılıyor. Fatiha okuyordur herhalde. Mehmet okuyan göğe namaz kılıyor. E şimdi bu adamlar her rekatta ihtinas, salatal, müstakim diyor. Ondan sonra diyor ki kader yok, amentü yok. Amentünün kaderi yok diyor.
- 37:37
Aziz bayındır bir de sakal da bırakmış. Adam namaz kılıyor göğe ihtinas, salatal, müstakim diyor. Sonra diyor ki Allah ne bilsin senin kimle evleneceğim diyor. Allah bilmez diyor. Mehmet okuyan diyor ki Allah nasıl babasız çocuk yaratsın diyor. Meryem de diyor erkek suyu da vardı kendi kendine döllendi diyor.
- 37:53
Hadi bakalım. Nasıl olacak ihtinas, salatal, müstakim? Hem de namaz kılıyorlar göğe. Demek ki bir kere bile tutturamamışlar. Bütün okudukları karavanaya gitmiş. İsabet sıfır. Ya Rabbi bizi onlardan eyleme ya Rabbel alemin. Bir kere ihtinas, salatal, müstakim tuttursak ebedi iflah oluruz ha. Bir kere tutturamayız.
- 38:14
Bu kadar namaz kılıyoruz be mübarek. Bir amin derken aklın nerede senin acaba? İmam amin derken senin aklın nerede acaba? Kalbinde o hidayet duasının kabulü için niye bir kalbinden bir dua gelmiyor? Amin kabul et manasını düşünmüyorsun. Onun için de bir kere kabul olmamışsın demektir. Durum bu.
- 38:33
Şimdi bir rivayet okuyacağım size. Tabi ki Ramazan-ı Şerif'in bereketleriyle ilgili. Allah-u Teala bunu okuyacağım bitireceğim inşallah. Vay, vay, vay, vay, vay. Elli kere desen vay yeridir ha. Allah-u Teala sidratül müntehanın altında bir melek yarattı. Boy ne kadar? Benim boyum bir altmış beş. Haddimi bilirim ben.
- 39:20
Meleğin boyu bin senelik mesafe. Bin sene gidiyorsun boyu bitmiyor. Bin tane başı var, her başta bin tane yüzü var. Her yüzde bin tane ağzı var, her ağızda bin tane dili var. Evet. Sayıyor, sayıyor, sayıyor. Şimdi bu meleğin yanında nurdan bir deniz var. Melek ne kadar uzun anladınız. Bu denizde bin tane deniz var.
- 39:53
Bin tane deniz var, bir dil. Bin tane deniz var. Bunların her birinde nurdan balıklar var. Her bir balığın uzunluğuna kadar yüz sene. Ne demek yüz sene? Yüz sene gitsen balığın uzunluğunu geçemezsin. E görüyorsun işte okyanusta bile böyle balıklar var, gemiden büyük, mübarek adam. O balığı yapan Allah, onun yüz mislini yapamaz mı?
- 40:18
Neyi anlamıyorsun sen? Ben senin neyi anlamadığını anlayamıyorum ya. O kadar uzun balık olur mu? Sana dün dedim, dört metre yengeç var. O kadar uzun yengeç olur mu? Bir yengeç dört metre olursa, bir balina gibi bir balık da bin metre olur. Ne var ya? Ya Allah'ın işin içinde olduktan sonra, Mevla yarattı dedikten sonra acaba'nın manası var mı ya?
- 40:45
Şimdi bu balıkların sırtlarında bir yazı var. Ne yazıyor? La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Şimdi bütün balıkların üzerinde kelime-i tevhid yazılmış. Bu melek tesbihe başlıyor. Meleklerin çok tesbihleri var. Dergide yazdık herhalde. Bu son sayıda mıydı? Onu tabii hatırlamıyorum.
- 41:11
Ya bir önceki ya son sayıda. Meleklerin o kadar acayip tesbihleri var ki, her bir meleğe farklı farklı tesbihler ilham olunmuştur. Allah'ı tenzih etme, noksan sıfatlardan beri kılma, Allah-u Teala'yı Celle Celaluhu bütün üstün sıfatlarla tavsif etme manasına geliyor zikir, tesbih. Sübhane Allah'e ille zilâ-i emûd, işte Sübhane zilmülkü vel melekûd,
- 41:34
işte Sübhane Allah'e bi hamdî. Böyle dolu binlerce tesbih sıyhası var. İhtezzele arsûli hüsne savti. Bu melek, Sidratü'l-müntehanın altındaki bu melek tesbihe başladığı zaman sesi o kadar güzel ki arş-ı âlâ titremeye başlar. Titremeye başlar ne demek? Arş-ı âlâ sallanıyor. Efendim böyle sallanıyor. Allah Allah, arş-ı âlâ titrer derler ya.
- 42:00
Bütün alemleri kaplamış arş-ı âlâ. Gökleri, yerleri kaplamış. Khalekeullâhe gavle âdem bi elfe yâ min. Allah-u Teala bu meleği Âdem aleyhisselamdan iki bin sene önce yaratmış. İki bin sene önce. sonra yaratıldı. Kur'an-ı Kerim'de de sabittir ki eteci halü fiyâ men yusri lü fiyâ melekler Âdem'in yaratılmasına karşı konuşurlarken Ya Rabb'i zaten önce cinleri yarattın.
- 42:29
Onlar dünyayı fesada çıkarttılar. Vesvekü'l-dimâ, kanlar akıttılar. Birbiriyle savaşmışlar cinler. Sen yine onlar gibi birilerini mi yaratacaksın? Yani evvelce cinler de evvel yaratıldı. Melekler de evvel yaratıldı. Bu melek iki bin sene evvel yaratıldı. Âdem aleyhisselamdan. Felemmâ rânevû sallallâhu aleyhi ve sellem ve leyletel mi'râci sellemü aleyh
- 42:51
felemme ismâ selâmeu l-içtigâriyü'l-tesbih Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem mirat gecesi onu gördü. Ve ziyaret etti. Ona selam verdi. Fakat o Allah'ın tesbihiyle ve zikriyle çok meşgul olduğundan dolayı selamını işitmedi. Fekalelu cibrilu âdem muhammedu sellimu aleyk Hz. Cibril geldi aleyhisselam.
- 43:10
Dedi ona ki ya bu Muhammed geldi yanına görmüyor musun? Sana selam veriyor. Selamını alsana dedi. Sana dua ediyor dedi. Febesodacenâ hayni akbarayni hattâ mele's-semâvâtü'l-ard Mübarek Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'i görünce o melek bir sevindi iki tane kanadını bir açtı yemyeşil kanatları nurdan bakılamıyor.
- 43:32
Gökleri yerlerin aralarını doldurdu kanatları o kadar geniş o kadar büyük diyorum sana işte ne kadar kendisi ne kadar büyük bin sene mesafede uzunluğu ve kabbelen nebiyyü sallallâhu aleyhi ve sellem beyni âyni Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem geldi o meleğin iki gözünün ortasından öptü. Burasından artık iki gözünün arasına kadar büyük
- 43:55
ve kâlemu melekleri gevşir ya muhammedu fakad gafarallâhu lekeül ümmetike bi baraket şehr-i ramazân Ya Muhammed sevinebilirsin benden sana müjde olsun Allah Teala seni de ümmetini de ramazan ayının bereketiyle mağfiret eyledi. Zaten Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'in günahı yok da ümmetinin günahlarının mağfiretine aracı oluyor şefaat hakkı var.
- 44:17
Yani senin bereketinle ve ramazan ayının hürmetiyle Allah ümmetini affeyledi. Onun için oruç tutuyorsunuz hele ki ortası mağfirettir vevsatu mağfiratün tam da bugün 15'i sıcak doğmuş olabilir bayağı da susamış olabilsin birkaç dakikaya kadar suya, hurmaya kavuşacaksınız inşallah çorbaya kavuşacaksınız inşallah Nasıl şimdi suya kavuştuğunuzda sevineceksiniz?
- 44:41
İşte bir de Rabbinize kavuştuğunuzda öyle sevineceksiniz. İyi ki oruç tuttum, iyi ki namaz kıldım. İyi ki zina yapmadım, iyi ki içki içmedim. Neyi yapmışım? Sabretmişim. Melekler bana sabrımı mükafat etmiş. Sabrımın mükafatını verirken, selamun aleyküm ve masalatuhu, sabrettiğiniz için selam olsun size.
- 44:59
Yaa, cennete herkesi sokmuyorlar, herkese selam sana demiyorlar, selamet duası yapmıyorlar, tehiyye yapmıyorlar, ebedi yaşayasın cennet sana, efendim mübarek olsun demiyorlar herkese. Neden? Çünkü onlar sabretmediler. Onlar namaza sabretmedi, beş vakit kılamadı, oruca sabretmedi, takva ile tamamlamadı, gıybet dedikodu iftira etti,
- 45:25
zina etmeden duramadı, içki içmeden duramadı, faiz yemeden duramadı. Sabretmediler, selamı hak etmediler. Siz sabredenlerden olacaksınız inşallah. Ediyorsunuz elhamdülillah. Bak cenneti elinin parmaklarında yüzükler, her parmaklarında, on parmağında on yüzükte neler yazıyor anlatacağız.
- 45:44
Önümüzdeki derslerde dinleyin, bak o her birinde bir ayet bir hadiste anlayacaksınız o zaman. Dünyada sabretmenin efendim ne mükafatları var ahirette. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu meleğin önünde baktı iki tane sandık duruyor, her sandıkta nurdan bin tane kilit var. Kilitler nurdan, öyle demirden, pastı kalaydan, kurşundan değil.
- 46:06
Nurdan kilit kaç tane? Bin tane, iki tane sandık. Dedi ki o meleğe, bu önündeki sandıklar neler barındırıyor sana sual edebilir miyim? Dedi evet. Bu iki sandıkta senin ümmetinden Ramazan-ı Şerif'te oruç tutanların cehennemden beraatlerinin kağıtları var, mühürlü.
- 46:32
Bu kilitlerle de kilitli, beni de Allah şahit etmiş, bu sandıkların başına göz yıkılmış, bu sandıkların şahidi benim. Mahşer kurulur kurulmaz, sandıkları Rabbim açtıracak, oruçlu ümmetlerinin cehennemden beraatleri bunlardan çıkacak. Onun için müjdeniz büyüktür. Sevinebilirsiniz ey oruçlu kardeşlerim.
- 46:59
Mükafatınız azim olacak. Allah ecrinizi büyük tutacak. İnşaAllah umdediyorum sizi cehennem yakmayacak. Çünkü ne buyuruyor Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, sıcak günde Allah için oruca niyetlenip ciğerini susuz bırakanı Allah ateşe haram kılar. Haram kılar. Önümüze çok tehlikeli geçitler var.
- 47:23
Ölümle başlayan süreçte kabir, mahşer, sırat, mizan ve cehenneme girme eşiğine gelip de gösterme, Allah'ın cehenneme bizi arz etme tehlikeleri var. İçine girene kadar bu tehlikeler söz konusudur. Allah cümlemizi cehenneme girmekten muhafaza eylesin. Ama girecekler var. Oruç tutanlardan da var. Namaz kılanlardan da var.
- 47:47
Hacca gidenlerden de var. Tehlikenin büyüğü burasıdır. Zaten imansız ölürsen ebedi cehennemden çıkmak yok. Onu Allah muhafaza gösterme. O zaten bittin, helak. Ama namazımızı, orucumuzu, ibadetlerimizi haramlardan sakınarak takva ile tamamlayalım ki şu mübarek iftar saatlerinde cehennemden beraatlarımızı alan her iftar anında bir milyon azatlı var.
- 48:14
İki milyara yakın Müslüman var. Bir milyon cehennemi hak etmiş adam bu gece beraatını alacak. Bu iftar saatine Allah cümlemizi azatlı kullarına ilhak eyle, amin. Şimdi dualarımızı yapalım ve sizi iftara bırakalım.
Benzer sohbetler
1:04:09İftar Sohbetleri 2026 - 24. Bölüm 19 Mart 202619 Mart 2026 · 65 dkRamazan Sohbetleri · 19 Mart 2026
1:06:14İftar Sohbetleri 2026 - 23. Bölüm 18 Mart 202618 Mart 2026 · 67 dkRamazan Sohbetleri · 18 Mart 2026
44:45İftar Sohbetleri 2026 - 22. Bölüm 17 Mart 202617 Mart 2026 · 45 dkRamazan Sohbetleri · 17 Mart 2026


