00:00 / 1:04:22

  1. 00:18

    Bismillahirrahmanirrahîm Elhamdülillâhi Rabbil âlemine es-salâtu ve es-selâmu aleyhi ve seyyidil murselîn Muhammedin ve alâliye ve sahibiyye cemaîn Kıymetli kardeşlerimiz Mektubat-ı Şerife'den kaldığımız derste

  2. 00:40

    devam edeceğiz inşâAllahu r-Rahmân. Bu akşam dediler işte Ahmet Hakan Kanal D'ye geçmiş. Burada ben de biraz üzerinize afiyet rahatsızlıklarım var bu ara. Yatıyorum kalkıyorum öyle. Çok da uyuyamıyorum, çok az uyuyabiliyorum ama kalp çarpıntılarım oluyor. Ve şair tabi vücudumda çok arızalar var. Bir taraf düzelse öbür taraf bozuluyor.

  3. 01:12

    Dualarınızı beklerim. Tabi bunları dinleyecek vaktim yok. Ama haberler getiriyorlar. İşte şey diyorlar, ben de yani cevap da vermek istemiyorum. Ancak, bu sefer de hocanın hiçbir şeyden haberi yok denmesin diye. Mektubatın dersini de tabi ona ayıracak halimiz yok. Mektubat-ı Şerife'de çok önemli ilimler var.

  4. 01:38

    İmanımızla alakalı, ahiretle alakalı önemli konular varken bunlarla mı uğraşacağız? Ancak, işte güya dört tane demiş, sana demiş, nasihatın mı var demiş, bir şeyler demiş işte efendim. Yani nasihatını kendine saklasın. Nasihatını kendine saklasın da burada niye bu kadar bu iş uzatılıyor ve Diyanet yeniden kitapta da yazıyor, doğruyor ama sonradan açıklamalar yapmak zorunda kalıyor.

  5. 02:14

    Diyanetinki de acayip bir şey yani. Diyor ki, vakit israfı olmazsa vakit israfı olmamak şartıyla oynayabilirsiniz. Bu neye benziyor? Islanmadan denize girebilirseniz, girebilirsiniz demeye benziyor. Çünkü zaten bütün işi zaten vakit zayiatıdır. Düşünceyi çalıştırmak, kafayı çalıştırmak diyorsun, kafayı çalıştırmak 5 dakikada olmaz.

  6. 02:41

    Motoru sınana kadar zaten motoru yakarsın. Yani kafayı nasıl çalıştıracaksın? Kafayı çalıştırmak 10 dakikada, 20 dakikada olur mu? Vakit israfı, en 20 saat süreni duydum ben bugün. 20 saat süren satranç oyunu var. 20 saatten düşün, bunu en azı saatlere mal olur demektir. Vakit israfı yoksa, namazı kaçırmayacaksan, kumara oynamayacaksan, dolu şartlar koymuş.

  7. 03:09

    Hadi, diyelim ki hadi namazı kaçırmadın efendim, diyelim ki kumara oynamadın. Kumara oynamadın. Vakit israfı yapmadan nasıl oynayacaksın, onu anlayamadım hiç. Yani Diyanet'in de fetva ayetimine böyle bir şeyler söylemişler. Ama en nihayetinde efendim, caiz olmadığını beyan etmişler.

  8. 03:30

    Ve lakin tabi Diyanet'in yaptığı açıklamanın hiç ilmi olmadığını bütün hadis alimlerine sorsak kabul ederler. Buzdaki hadisler sahih değil demişler. Sonra da altına uydurma demişler. Halbuki sahih değil demek, uydurma demek değildir. Çünkü hasen hadisler vardır, sahih değildir ama uydurma değildir. Mesela garip hadisler vardır, sahih değildir ama uydurma değildir.

  9. 03:54

    Efendim, zayıf hadisler vardır, sahih değildir ama uydurma değildir. Yani nasıl bunlar diyanette yüksek kurul oluyorlar da hadise sahih değil dedikten sonra bir de uydurma diyorlar? Yani uydurma mevzu demek, tamamen aslı, isnadı hiç olmayan bir şey demektir. Ama sahih olmak çok kuvvetli şartlar ister.

  10. 04:14

    Bu da herkesin sahihi farklıdır, sıhhat şartı farklıdır. Bugari Müslim'de en ağır sıhhat şartları vardır. Hakim onlara göre daha mütesahildir, sahih demek de. Onun için o da neye göre sahittir, neye göre değildir ayrı dava. Kime göre sahittir, kime göre değildir ayrı dava. Bunlar çok ilim ister. Öyle az ilimle konuşulacak konular değildir.

  11. 04:36

    Ama kendileri de bildikleri halde laf cambazlığı yapmışlardır. Çünkü sahih değil demek, uydurma demek değildir. Kaldı ki biz diyoruz ki, efendim, itikad ve fıkıh konularında hadiste sıhhat aranır. Faziletli ameller konusunda sıhhat şartı aranmaz. Bu bütün muhaddisler arasında ittifaklıdır. Baş muhaddislerden, efendim, El-Ezkâr'da bunu zikreder.

  12. 05:04

    Zayıf hadisle amel olunacağına dair faziletli ameller. Yani şu namazı kılarsan, oruç tutarsan sebabı var, şu gün tutarsan, iki rekat kılarsan, şunu okursan, bu başka. Bunlar faziletli amele girer. Bunlar da sıhhat şartı aranmaz. Ancak İmam-ı Ahmed bin Hanbel baş müştehit ve muhaddistir. O öyle buyurur.

  13. 05:25

    Faziletli amellerde çok senedi, isnadı kurcalamayız ama itikad ve fıkha gelince inceleriz. Şimdi itikad ve fıkha gelince inceleriz dediğine göre, bu konuda bir önemli mesele şudur. Helal-haram konusu itikadla alakalıdır. İtikadla alakalı olduğu için ciddidir. Ondan sonra bunu oynamak haram mı, günah mı, değil mi?

  14. 05:46

    Bu da fıkhızla alakalıdır, yani oynamak bakımından. İnanmak bakımından, buna helal mi inanacağız, haram mı inanacağız? Bu inanca girer. Peki bunu oynamak günah mıdır, değil midir? Helal mıdır, haram mıdır? Bu da fıkha giren. Dolayısıyla hem itikad hem fıkha girdiği için burada sıhhat şartı aranır. Benim eskiden beri söylediğim sözler hiç değişmez.

  15. 06:06

    E peki sıhhat şartı aranırsa Hanefi mezhebi, Hanbeli mezhebi, Maliki mezhebi buna nasıl haram diyor? Üç mezhebin müştehitleri sıhhat şartı, onlar da arıyor, Ahmet bin Hanbel de arıyor. Ha sıhhat şartı arıyor ama şunu diyorum, illa hadisteki sıhhat şartıyla helal-haram demek gerekmiyor ki, dört galifenin beyanı da, Aleyküm-ü sünneti ve sünnet-i hülefâ-yı râsidî.

  16. 06:28

    Ahmet Hakan beni dinlesin, geçen hafta söyledim. Dört galifenin sünneti benim sünnetimle aynı eşdeğerdedir diyor. Tirmizi hadisinde geçer. Şimdi dört galifeye de sünnet koyma, hüküm koyma yetkisi vermiştir sallallahu aleyhi ve sellem. Çünkü Allah vermiştir, o da bildirmiştir. Resulullah yetki vermiyor, Allah'ın verdiği yetkiyi bildiriyor.

  17. 06:46

    E dört galifenin sünneti buraya tabidir. Burada Hz. Ali Efendimiz'den gelen, işte Diyanet'in kendi ilm-i halinde de Hz. Ali Efendimiz'den rivayet. Şimdi arkadaşlar baktılar, efendim, satranç, satranç diyor Acemlerin kumarıdır. Yani satranç, meysirul acem. Yani burada kumar, çocukların misketle de oynasalar kumar yapsalar kumar olur.

  18. 07:14

    Ayrı bir şey diyor, satranç Acemlerin kumarıdır. Bu Hz. Ali Efendimiz'in sözüdür. Zaten burada haramiyete dayan, yani iddia edenler, haram olduğunu beyan edenler, haram olduğunu beyan edenler, efendim, Hz. Ali Efendimiz'in, tamam İbn-i Ömer'den var, Haşi Hanifte, İbn-i Abbas'tan falan var ama en burada öne çıkan ilk görüş Hz.

  19. 07:40

    Ali'den geliyor. Hz. Ali bu usta delildir. Ve Hz. Ali'de dayanan isnatlarda, işte efendim, İhsan Şener Hoca Koç Efendi'de, Hz. Ali'nin o senedini o da zikretti. Kendi konuşmasında, nedir bu üzerine takılıp kaldığınız, bu heykeller, bu putlar diye satranç oynayan bir kavimle rastlayınca, sizin biriniz eline ateş gözünü alıp da elini yatması

  20. 08:07

    bu satranç takımlarındaki malzemelere tutmasından daha hayırlıdır. Satranç malzemesine tutmaktansa ateş gözünü elinize alıp tutmanız daha hayırlıdır. Bu Hz. Ali'nin sözüdür. Biz hadis demedik ki. Bu husustaki hadis-i şerifler varsa da zayıftır. Zayıf hadis, tehdit ve tergip ve terhip babında konuşulur.

  21. 08:35

    Tergibü terhip. Yani diyanetteki yetkilileri dinlesin. Eğer bu işleri bilmiyor olarsa. Tergibü terhip babında fazlalı amalda, tergibü terhip babında zayıf hadisler zikredilir. Ama hükme geldiğinde, fıkha geldiğinde, itikata geldiğinde zayıf hadisten müçtehitler iş çıkartmaz. Peki mezheplerde niye bunu haram dedi?

  22. 08:57

    Demek ki sahih isnat var. Sahih isnat nerededir? Hz. Ali hakkındadır. Burada Hz. Ali Efendimizin sözü vardır. Hz. Ali Efendimizin sözü de müçtehitleri bağlar. Çünkü İmam-ı Azam Efendimizin meşhur sözüdür. Hadiste bulursak kaynak bir hüküm hakkında, hadise bakarız. Hadiste bulamadığımız zaman sahabenin sözlerine bakarız.

  23. 09:17

    Hatta dört halife de demiyor. Sahabeden bir rivayet bize sahih senette geldiyse o bizi bağlar. Yok sahabeden sonra tabiinden birinin görüşü geldiyse onlar da adam, biz de adam. Yani İmam-ı Azam için konuşuyorum. Siz sakın böyle konuşmayın. Çünkü tabiin için o da adam, ben de adam. Sen diyemezsin. Sen nasıl adamsın?

  24. 09:37

    Ama İmam-ı Azam tabiindendir kendisi. Sahabe görmüş, sekiz sahabe görmüştür. Yani İmam-ı Azam tabiinden olduğu için onlar da tabiim, ben de tabiindenim. Yani o da adam, ben de adam sözü. O da tabiinden, ben de tabiindenim. O zaman ben de içtihat ederim. Çünkü neden? Hadis yoksa bir meselede. Sahabenin sözüne bakalım.

  25. 09:58

    Eğer sahabenin sözlerinde birkaç husus var. sözlerinde birkaç husus varsa farklı, o zaman tercih yaparım. Yani ikisi de sahabenin sözü ama bu caiz dedi, bu değildi. O zaman tercih yaparım. Ama sahabeden bu konuda tek şey geldiyse, görüş, o zaman o beni bağlar. Mecburum orada kalırım. Çünkü sahabe Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i görmüştür,

  26. 10:17

    mutlaka ondan bir şey duymuş, kafadan konuşmuş. Onun için ben iştahat yapmam buyurmuştur. Dolayısıyla Hazreti Ali'den, Beyhakî Süneni Kübra'da, İslâd-ı Sahil olarak, İsna'da sahip olarak daha birçok kaynaklarda daha birçok kaynaklarda Hazreti Ali Efendimiz'in satranç hakkındaki beyanları bir tane kelime değildir.

  27. 10:33

    Birçok bu hususta kelimesinin kararı ve hükmü vardır. Sahabenin burada tatbikatı vardır. İbn-i Abbas'ın aldığı malzeme arasında bulduğu satranç takımını yakması da, çünkü mubah bir eşyayı yakmak haramdır ve israftır. Faydalanılacak bir, helal olan bir eşyayı yakmak israftır ve haramdır. İbn-i Abbas'ın haram yapması düşürülemez.

  28. 10:56

    Niye yaksın? Burada sahabenin tatbikatı vardır. Bundan dolayı biz burada hadis varsa da zayıftır, bunu kabul ediyoruz zaten. Çünkü o hüküm, fıkıh hükmü zayıf hadise göre verilemeyeceğinden, dört halifeden olan Hazreti Ali Efendimiz'in açık beyanları, İslam Çarşafı'nı dinleyin. Yani İslamoğlu onu beğenmiyor diye, onun uydurmalarına ne bakıyorsunuz?

  29. 11:21

    İslamoğlu kimi beğenmiyorsa anlayın, o düzgün konuşuyor da ben beğenmiyorum. Dolayısıyla o da söyledi Hazreti Ali'nin isnatını. Bir konuşması var bu satrançta, birkaç hafta evvel mi konuştu, eski konuşmasını mı millet buldu bilmiyorum. Tabii sesinden konuşuyor. Bu isnat, o da hadisçidir yani, alim adam.

  30. 11:39

    Bu isnat Hazreti Ali Efendimiz'e dayanıyor ve Hazreti Ali Efendimiz'e olan bu isnat sahittir. Sahi olmasa mezhepler hükme gidemez. Mezhepler hükme gidemez, haram hükmüne gidemez yani. Dolayısıyla onlar da zaten o sahabenin görüşünden, işte harramahu aliyyun vebni umerahu ayeshetu vebni abbasin, sayıyor da sayıyor bütün fıkıhlar yani.

  31. 12:00

    E çünkü bunları neye göre sayıyor? Sahabedeki tevkif orada onların hükmüne bağlı kaldık diyor. E tabii ki müçtehid-i sahabe bağlar. E seni peygamber de bağlamıyor zaten. Seni Kur'an da bağlamıyor. O ayrı bir şey. Freni patlamış araba nerede? Gümrüler gider, o beni alakadar etmez. Ama müçtehidleri, İmam-ı Azamları, Ahmet İbn-i Hanbelleri, sahabe bağlıyor.

  32. 12:26

    Hele dört halifeden olup Hazreti Ali ise tamamen dört halife hakkında özel hadis var, hepten bağlıyor. Onun için bizi de bağlıyor. Ama sen ben ipsi safsızım, bağsızım falan diyorsan o başka bir şey. Onun için diyanetin bu beyanı çok ilmi olmaktan uzak kalmıştır. Sahih değil dedikten sonra hemen uydurma demiştir.

  33. 12:46

    Halbuki sahih olmamak demek, uydurma demek değildir. Bunu dünyanın bir buçuk milyar İslam alemindeki hangi hadis ilmiyle uğraşana gidip sorarsanız, isterseniz Vehhabi'ye sorun, isterseniz Şii'ye sorun. Yani onlar bile bilirler. Vehhabinin başı Elbani'dir. Elbani bile sahih değil der. Ama altında haseniyet olduğunu söyler veya zayıf olduğunu söyler.

  34. 13:11

    Sahih değil diye hemen uydurma demez. Elbani bile yapmaz bunların yaptığını yani. Onun için biraz alim olmak lazım. Biraz ilimle uğraşmak lazım. Efendim öyle rastgele gelen baskılar ve sıkıştırmalar üzerine seyyar olmamak lazım. Fetvayı o şöyle istedi, bu böyle istedi, onun keyfine geldi, bunun şeyine uymadı diye değiştirmemek lazım.

  35. 13:35

    Ahmet Hakan da benim bu konuştuklarımdan anlayacak seviyede midir bilmiyorum. Ama ben yine de boşa gitmez diye ortaya bir konuşuyorum. Boşa gitmez. Bir ehli gelir, o ehli o ilmi alır diye konuşuyorum ondan dolayı. Yani bu kurumun başında olan adam demedi mi, Diyanet Reisi demedi mi ki Mehdi hakkındaki hadisler sahih değildir derken?

  36. 13:59

    Bunlar Bukhari'de yok, Müslim'de yok. Halbuki sahih olduğu kesindir. Ebu Davud'da var, Tirmizi'de var, Bukhari Müslim'de de ona işaret var. Sahih olduğu kesindir. E sahih de kabul etmedi. Ondan sonra bu kurumun başındaki adam haber tükredemedi mi ki fiten hadisleri sorunludur? Fiten hadisleri dediğini biliyor musunuz?

  37. 14:19

    En kuvvetli sıhhat şartlarına ait olan hadisler var fitende. Fitende de zayıf var, fiten hadislerinde de yani kıyamete yakın olacak olaylarla ilgili. Orada da mevzu var, uydurma rivayet var. Bak söylüyorum. Uydurma dolu da rivayet var. Ama fiten hadislerinin tümünü bir çuvala koydu. Bir ilim adamının, hadisçinin yapacağı iş mi?

  38. 14:38

    Fiten hadisleri sorunludur. Bu ne demek? Bukhari'de de olsa, Müslim'de de olsa demek. Halbuki ne demesi lazım bir ilim adamının? Demesi lazım ki sahih de vardır, haseni de vardır, mütevatiri de vardır, zayıfı da vardır, mevzu, rivayet de vardır. İlim adamı böyle konuşur. Çünkü sen koy bir çuvala, toptan at denize.

  39. 14:57

    Ne oldu? fiten hadisleri sorumludur. Yani Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kıyametten evvel olacaklarla ilgili hiçbir bir haber vermedi yani. Bukhari Müslim'de de dolu fiten bahsi var. E o zaman sen Bukhari Müslimi de sahih kabul etmiyorsan e zaten seni kim sahih kabul ediyor? Ya seni kim kabul ediyor o zaman yani?

  40. 15:15

    Bundan dolayı ilmi meselelerdir. Kafalarınızı çok karıştırmayalım. Şimdi Ahmet Hakan demiş ki Cübbeli Hoca'ya demiş dört tane demiş nasihatım var demiş. Hoca dedi mi demedi mi bilmiyorum. Muhterem mi demiş bilmem ne demiş. Bak muhterem ben de sana söyleyeyim. Benim de sana dört tane tavsiyem var. Bir tarafsız bölgeye son mu verildi, ön mü verildi bilmiyorum.

  41. 15:41

    Oradan seni ayırdılar. Biliyorsun bir adamı terfi ettirecekleri zaman önce yerini değiştirirler. Sonra tenzil ederler o terfi zanneder. Bilmiyorum tarafsız bölgeye devam ediyorum. Sen şimdi Kanal D'de ana habere geldin. En son haberde bunu pompaladı. Ne alakanız varsa bilmiyorum.

  42. 15:59

    Şimdi efendim sen Kanal D'ye gelince incelemişler senin reytingin yerlerde sürülüyor. 16'ya düşmüşsün. 16 ne demek ya? Çok berbat bir şey not. Sen şimdi 16'ya düşünce beni de en önce cübbeliye laflarım var, şeylerim var diye kaç defa ilan yaparak reytingini yükseltmişsin. Herhalde bugün bir agada çıkmışsındır.

  43. 16:19

    Benim hatırıma. Çünkü benim adım para eder, kendim para etmem. Her zaman söylerim. Kendim para etmem, adım para eder. Şimdi sen birinci nasihatı beni lütfen reyting malzemesi yapma. Adamlığın varsa, vasfın varsa, niteliğin varsa, hitabetin varsa, kültürün varsa, seviyen varsa alttan ağırı 16'dan 1'e doğru, 2'ye doğru çık.

  44. 16:44

    Beni reyting malzemesi yap. Birinci nasihat. İki, bekar dolaşıyorsun. Bak baban torun göremeden öldü. Adam Allah rahmet etsin. Ananı da torunda mahrum etme. Abaza kalma. Bir an evvel evlen. Üçüncüsü, Diyanet, karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşanlar gibidir. Mümkünse Diyanet'in olaylar üzerine yaptığı, etkilenerek yaptığı yorumlara bakma.

  45. 17:07

    Kitaplarına ilme hale bak. Üçüncüsü, tamam mı? Dördüncüsü, Nişantaşı'da bu kültürünü artıramazsın. şurada burada takılma. Gel Fatih Çarşamba, hiç mahalada takıl. Belki biraz ilmin artar. Benim de sana dört tane nasihatim var. Sen de bana muhterem, ben de sana muhterem diyorum. Konu kapanmıştır.

  46. 17:27

    Şimdi biz dersimize başlayalım. Feyni'yle İmam Rabbi Hazretleri buyuruyor ki, eğer şöyle denilirse, ne denilirse, yani geçen derste buyurdu ki, büyük günah sahipleri tevbeye muvaffak olabilirler, böylece affolabilirler, şefaata erişebilirler,

  47. 17:55

    Şefaata erişmesi Allah'a affı keremiyle muamele edebilir. Olmadı, işte dünyada hastalık, fakirlik, hakirlik çekerler. O da olmadı, ölümde çok zorlanırlar, onunla affolurlar. O da olmadı, kabir azabı çekerler, öyle bir müddet kabirde azap çekip affolurlar. Günahları kadar yani azapları yeter, denk gelir.

  48. 18:15

    O da olmadı, mahşere kalırsa, mahşerde şiddetler çekerler. 50 bin sene süreceği Kur'an-ı Kerim'de sabittir. Yani böylece bu ümmetin büyük günah sahiplerinin de günahları kalmaz. Yani cehennem azabına muhtaç olmadan Allah Teala onları hani çektirdiği bir takım çileyle veya işte tevbeyle, şefaatle vesaireyle affetmek murad eder.

  49. 18:39

    Buyurdu. Ondan dolayı cehenneme girdiren günahlar, yani Müslümanlardan cehenneme girecek yok mu? Var. Nuh A.S. onu demiyor. Yani burayı da yanlış anlamayalım. Çünkü Müslümanlardan cehenneme girecekler var. Bu hadis, sahih hadisler de, sahih hadisler de sabittir. Çünkü Buhari hadisinde ne diyor? Hani buğday kadar, sonra arpa kadar, kardal kadar, sonra

  50. 19:09

    zerre kadar imanı olanı ateşten çıkarır. Bu sahip Buhari'dedir. E şimdi cehenneme girmiş ki çıkarın buyuruyor. Girmeyene niye çıkarın buyursun, değil mi? E çıkarın buyuruluyor. Demek ki ameli çok noksan, imanın nuru çok zayıf ama Müslüman olduğu halde cehenneme giren olmuştur. E yani İmam-ı Rabbani Hazretleri Müslümanlardan kimse cehenneme girmeyecek der mi?

  51. 19:32

    Şimdi ayet-i hadise zıddı düşer İmam-ı Rabbani Hazretleri. Bunları bilen insan. Ama buyuruyor ki bu cehenneme girdiren, Müslümanların cehenneme girmesine sebep olan günahlara baktığınız zaman mutlaka orada bir şirk şahibesi ve küfür işleri görürsünüz. Yani o günah normal bir günah değildir. Yani ne gibi?

  52. 19:50

    İşte Noel kutlamak gibi. İşte dersin gelişi oradan geliyor zaten birkaç haftadır. E kafirlerin günlerine gecelerine değer vermek, kutsal saymak tazim gibi, vesaire. Biraz şirk karışıklığı... Yani adamı dinden çıkartmıyor ama şirkle karışık bulaşık olan nardan dolayı cehenneme girme durumu Müslümanlar da çok zuur eder.

  53. 20:10

    Buyuruyor. Şimdi feyngiyle eğer denilecek olursa ki Kadivara'da muhakkak varil oldu. El vaidu ve tehdit ve azâb-ı nâr. Cehennem azâbı hakkında tehdit var. Fî cezâd, bazı seyyâd, bazı günahların cezâsı olarak gayr-i küfr-i kafirlikten başka. Yani ey İmam-ı Rabbani bana sorarsanız diyor, derseniz ki e şimdi sade kafirlik şartı yok ki cehenneme girmek için.

  54. 20:37

    Ayetlerde mesela kemâ kâle teâlâ, Allah-u Teâlâ buyurmuş ki ve men yektul mü'minem müteammiden fe cezâü cehennem-i hâliden fîhâ. Her kim bir mü'mini, Müslümanı kasten öldürürse onun cezâsı cehennemde ebedi kalmaktır. Bu ayettir. Biz biliyoruz ki Müslümanın hiçbiri cehennemde ebedi kalmayacak. Ehl-i Sünnet'in itikadı budur.

  55. 21:00

    Neden? Bu usta dünya kadar innallâhe lâ yehfûrû enşrâkebî Ehl-i Sünnet ne demek? Allah ayet buyuruyor, sen hâlâ Ehl-i Sünnet'ten bahsediyorsun. Yahu kardeşim Ehl-i Sünnet öbür ayeti okuduğundan bunu anlıyor. innallâhe lâ yehfûrû enşrâkebî ve yehfûrû mâ dûne dâlik ne men yeşâ Kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz.

  56. 21:16

    Geri kalanları, şirkin dışında ne günah varsa ki adam öldürmek. Şirkin dışında bir günah. Onu da dilediklerim için bağışlayabilirim. E şimdi dolayısıyla bu adamı kâfir etmediği açıktır. Şirkin dışında olduğu. E o hâlde cehennemde ebedi nasıl kalsın? Ama ayette diyor ebedi kalacak. O zaman ayeti doğru anlamak lazım.

  57. 21:38

    Ve orada filahbar yine rivayetlerde gelmiştir. Her kim kasten terk ettikten sonra Efendim bir vakit namazı Bak hadis demedi, dikkat et. Yani akbar, haberlerde, rivayetlerde gelmiş diyor şimdi. Bu şeylere dikkat edeceğiz yani. Onun için bunu hadis kaynaklarında arama. Bulamadım diye uydurma deme. Bu rivayet olarak gelmiştir yani.

  58. 22:09

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den değil. Tabi ki geçmiş büyüklere dayanıyor. Her kim kazaya bırakırsa, yani namazı terk edip sonra kılarsa salaten ve ahidetten bir vakit tek namaz Mesela akşam namazı geçti şimdi. Bir insan Müslümanlardan biri akşamı kılmadı mesela. Kasten kılmadı yani baygın değildi, komada değildi.

  59. 22:28

    Yangında değildi. Göçük altında değildi, bir şey değildi. Kasten terk etti. Kasıtlı terk ederse Cehennem ateşinde kalır. Seksen sene en az kalır. Seksen sene. Şimdi bu da var. O zaman sen bana soruyorsun şimdi. Felem-i gün olmadı mı azabın ne hal? Cehennem azabı olmadı mı? O zaman cehennem azabı kafirlere mahsus değil.

  60. 22:55

    E senin de dediğinden sanki anladık ki yani Müslümanlar cehenneme girene kadar illa bir şekilde temizlenir. Cehenneme girmeye muhtaç olmaz. Diye bir şey beyan ettin geride. Sen bana böyle bir soru sorarsan e kulü ben sana cevap veririm. Maverade hangi varit oldu fil katili? Katil hakkındaki ayet fe ve mahsusun bi müstehillil katli

  61. 23:24

    adam öldürmeyi helal sayarak öldürene mahsustur. Bir adam gazaplandı, sinirlendi, öfkelendi, bilmem ne etti. Kalktı biri birini vurdu. Bu adama katil denir. Zaten katil olmuştur bil fiil. Çünkü yaptığının haram olduğuna inanıyorsa. Peki ayette neden bahsediyor? Bir mümini kasten öldürürse. Peki kasten öldürürse de mana ne değerli bütün müfessirler?

  62. 23:50

    Helal olduğuna inanarak. Yani bunu öldürmek helal. Bunun karnını dökmek helal. Ben FETÖ'nün neden kafir olduklarına karar verdim. Bu darbeye kadar böyle bir şey demiyorduk biz. Darbede de diyebildik. Niye diyebildik? Tanklara direnen, sokağa çıkan, hükümeti destekleyip darbeyi önlemeye çalışanları öldürün diye fetva verdiler.

  63. 24:15

    Ona göre o fetvayı almadan da buradaki onların adamları biliyorsunuz efendim FETÖ'ye şey gibi bağlanmışlar, peygamber gibi bağlanmışlar. Ne derse Allah'ın emri zannediyorlar. Öldürün emri uyguladılar, millete bombayı aldırdılar ve milleti taradılar. O emir üzerine oldu. Bu fetva neye göre verildi? Bunlar zalime destek veriyor.

  64. 24:37

    Bunların kanı helal. İşte onun için adamı öldüren kafir olmaz, katil olur ama bunları öldürmek helal diye inanırsa bu kafir olur. Çünkü harama helal demekten kafir oluyor. Adam öldürmekten günahkar oluyor. Ama bu iş helal. Bunun kanı helal. Deyince Allah'ın yasak ettiği, harama hak ettiği haramlı bir cana kıymış oluyor helal görerek.

  65. 25:00

    Onun için kafir olur. Ve müştahilül katli kafirun. Bir adam bir masum insanı öldürmeyi helal görürse kafirdir. kemâdekerûn, müfessirûn. Bütün tefsir alimleri ittifakla bunu zikretmiştirler. Çünkü neden? Eğer böyle olmasaydı, manayı böyle anlamak mecburiyetindeyiz. Neden? Hâliden kaydından, ebedi kalma kaydı olmasaydı,

  66. 25:24

    adam öldüren, efendim, cehenneme girecek olsaydı, öbür ayetlerde el-tâhûs salâte fesevfe'l-gheyyâ. Cehennemdeki gay kuyusuna girecek namazı zayi edenler. Ebedi kalacak buyurmadığı için, Ebedi cehennemde kalacak buyursaydı ne mânâ oluyordu? O zaman namazı kılmamayı helal sayanlar mânâsı oluyordu. Çünkü o zaman ebedi kalmaz ki, kılmamaktan ebedi kalmaz ki.

  67. 25:54

    Anladınız mı? El-Hüsnet'in kaydeleri vardır, o kaydı her yerde geçerlidir, hiçbir yerde bozulmaz. Böyle Diyanet'in kaydelerine benzemez El-Hüsnet'in kaydeleri. Diyanet'in kaydeleri, bir baskı gelir, hemen ona göre yorum değişir yani. Dinimiz don lastiğine benzemez. Dinimizin hükümleri bellidir, kaydeleri bellidir.

  68. 26:15

    El-Hüsnet'in kaydeleri hiç yerinden kimse oynatamaz. Şimdi namaz kılmayan kâfir olmaz. Ama kılmamak serbesttir, helaldir dese kâfir olur. Neden? Harama helal dediği için. O başka bir şey. Şimdi mesela öbür ayette diyor ki, Furkan Suresi'nde Ve lâ yeznûn Zina etmezler. Ve lâ gtulûn Adam öldürmezler. Peşinden ne diyor?

  69. 26:40

    Ve me'ef azzâlke Bunları kim yaparsa İşte yelkâ ethâma Ethem kuyusuna giren Yuzâfle'ul âdâ ve'l-kıyâmet Kıyamet günü azabı katlanır Ve hlutfîhî muhâne Alçak olarak orada ebedi kalır. İşte orada ebedi kalır buyurulduğuna göre. Oradaki zinadan maksat. Normal zina değildir. Ya nasıl bir zinadır? O zinayı helal sayarak.

  70. 27:03

    Yani bu haram değil. Niye haram olsun ya? Alan razı, veren razı, kız razı, ben razıyım. Ondan sonra niye haram olsun? Ben tecavüz etmiyorum ki. E sen tecavüz etmiyorsan ne alakası var? Nikâhsız ilişkiler haramdır. Nikâhsız ilişkiler haram olduğuna göre sen ne yaptın şimdi? Burada harama helal dediğinden kâfir oluyorsun.

  71. 27:20

    Zina ettiğinden olmuyorsun. E zina adamı kâfir etmez. Harama haram bildikçe. Ama Veyahut hlut orada ebedi kalır buyurunca ne anlaşıldı? Adam öldüren zinadan ebedi kalır. Niye ebedi kalsa? Kalmaz. Çünkü Allah-u Teala buyurmadı ki şirkin dışındakileri bağışlarım. O zaman ha dilediklerim için bağışlarım.

  72. 27:41

    Herkese bağışlarımı demiyoruz ama bağışlama vaadi var Allah sözünü bozmaz. Ama şirkte bağışlamam diyor. Onun için dünyanın en iyi bir müşriği olsa biz ona bu bağışlanabilir. Çok iyilik yapmış diyemiyoruz. Çünkü ayet hepimizi bağladı. Şirk varsa kayra, tasanat, dünyanın fakirine baksa şirk bağışlanmaz.

  73. 28:02

    Ve bu adamın da efendim cennete girmesi mümkün değil. Bunu söylüyoruz. Şirkte. E şirkin dışındaki günahlarda ebedilik tehlikesi, tehditi yok. Var işte ayette. Ya kardeşim doğru anlayınca sen o zaman da ne buyuruyor üstünde? Ve lezine la yeduhune muallaha la nâhâr. Başta Allah'la birlikte başka ilahı tapmazlar diyor.

  74. 28:21

    Demek ki ilk günah olarak şirki söylüyor. Peşini adam öldürmekle zina söylüyor. Oradan da maksat ne olduğu anlaşılıyor. Harama helal diyerek yapılan cinayetler ve zinalar adamı cehennemde ebedi bırakır. Yoksa hiçbir günah harama inandıkça, günah olduğunu kabul ettikçe sahibini cehennemde ebedi bırakmaz.

  75. 28:40

    Çünkü diğer hadis-i şerifler böyle beyan ediyor. Efendim, memmâ temmim ümmetî lâ şirkubillâhi şendehalel cenne. En sayı hadis okuyayım sana. Benim ümmetimden Allah'a ortak koşmadan Müslüman olarak, imanlı olarak ölen cennete girer. Ha direk girer. Azabı çeker girer. Bir miktar yanar çıkar. Ayrı bir şey girer.

  76. 29:04

    Ebu Zer hazretleri diyor kultüve-i zenâ inşarak. Hırsızlık yapsa, zina yapsa da girer mi? Galebe-i zenâ inşarak. Zina da yapsa, hırsızlık da yapsa girer. Yani, günahının cezasını çeker ayrı dava. Ama imanlı öldüğü için sonunda cennete girer. Ben ikinciye sordum. Rasûlullah buyurdu ve-i zenâ ve-i inşarak.

  77. 29:22

    Girer. Ben üçüncüye sordum. Ya adam zina yapmış nasıl cennete girecek? Buyurdu ve-i zenâ ve-i inşarak. Zina, hırsızlık günahtır. Ama Müslüman ölürse sonunda cennete girer. Veya tevbe eder veya hakkı helalluğu alır. Ayrı dava, ölmeden kapılar açık. Ben dördüncüye sordum. Bir Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem, dördüncüye sorulur mu bir şey ya?

  78. 29:45

    Sümme kâle fil râbi'at alâ rahme enfi ebî zer. Dördüncü de buyurdu ki, Ey Ebû Zer, senin inadına girer. Yani, Allah senin burnunu yere sürür. Sen niye, yani bir adamın günahından... bir adamın günahından dolayı cennete girmemesine uğraşıyorsun? Ben sana Allah'ın hükmünü bildiriyorum yani. Bundan dolayı ne demek istiyoruz?

  79. 30:04

    O âyetlerdeki ebedî kalır meselesi, eğer bir günahın peşinde cehennem tehdidi varsa, o öyle anlaşılmalıdır. Ama cehennem tehdidi vardır, o günah demektir. Ama ebedîlik kaydı varsa, ebedîlik kaydı kâfirlere mahsus olduğundan, Ehl-i Sünnet'in kaidesi şudur ki orada, o günahı helal bilerek, helal olduğuna inanarak işleyen ebedî kalır.

  80. 30:29

    Çünkü helal olduğuna inanması, kâfir olmasının gerektiği. Namaz kılsa bile, kılsa bile, kılmamak da helaldir dese, yine kâfir oluyor, kıldığı halde. Çünkü inanç başka bir şey. Bunları, güzel anlamazsak, çuvallarız yani, herkese önüne göre, efendim cehenneme yollarız, cennete yollarız, böyle bir şey yok.

  81. 30:50

    Cennet-i Şerif'in kimsenin çiftliği değil. Burada ayet-i hadis, nas, delil lazımdır. Onun için zaten özel şahıslar hakkında konuşmuyoruz. Özel şahısların son nefesini bilmiyoruz. Kim ne hal üzere ölmüş, Allah tevbesini kabul etmiş, etmemiş. Başka bir iyi ameli var, onu sildirmiş. Bunları bilmiyoruz.

  82. 31:05

    Özel şahıslar hakkında Ehl-i Sünnet asla hüküm vermez. Genel kaideler konuşulur. Yani, ne diyeyim sana, târetine, temizliğine dikkat etmeyen kabir azabı vardır, genel. İşte namazı terk edene gıyya kursu vardır, cehennem vardır, genel. Zinadenin azabı şöyledir, genel. Ama bu adam da zinade, öyleyse bu adam da bugün buraya girecek.

  83. 31:27

    Ya adama özel indirgeyemezsin. Çünkü o adam daha ölmemiştir, tevbe edebilir, şefaat erişebilir, başka bir hasene yapabilir, Allah onun başka bir iyiliğinden onu bağışlayabilir, kul hakkından sonra helallaşabilir, helallik alabilir falan filan. Sen şimdi o adamın özeli hakkında hüküm veremezsin. Ehl-i Sünnet'in hassas konuları vardır.

  84. 31:48

    Onun için, şimdi, İmam Rabbi Hazretleri buyuruyor ki, zaten adam öldürmeyi helal sayan kafirdir. Onun için burada, ebedi cehennemde kalacak mümini öldürelim maksadı, bir de burada bir tefsir daha vardır. O da nedir? Li imanihi. Mümini öldürürse diyor. Mesela dikkat edin, öbür ayetten de diyor, men katela nefsem bi ghaynaz.

  85. 32:13

    Kim bir insanı haksız yere öldürürse diyor. Mümin demiyor. Kafir de olabilir, müşrik de olabilir, budist de olabilir, mecusi de olabilir. Efendim, kim bir insanı öldürürse, bütün fe ken nema katela nefsem bi ghaynaz. Bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Tamam, o bütün insanlar hakkında öldürülmeme kanlarının, canlarının masumiyeti var.

  86. 32:35

    Efendim, ama, bu ayette mümini öldürürse diyor, yani ebedi cehennemde kalma ayetinde, tehdidinin vaki olduğu ayet-i kerimede. Orada mümin demesinde işte müfessirler onun için kafası çalışan adamlar anlıyor. Sen ben ne anlarsam. Mümini öldürürse, niye mümini öldürür? Müslüman olduğu için öldürüyor. Bir mümini müminliğinden dolayı öldüren ne olur?

  87. 32:59

    Kafir olur. Ama bu adam benim karım ayağım battı, yok efendim işte arsama tecavüz etti, yok bir metre arsama gasp etti, yok anama sövdü. Görmüyor musun? Trafikte adam sinirleniyor, birbirine çekiyor, öldürüyor ya. Korna bastı diye. Deli deli manyak insanlar var. Yani senin anana da sövse, ağzına burnuna da sövse, adamı öldürmek caiz midir?

  88. 33:24

    E değildir, nasıl öldürürsün adamı ya? Ama sinirden dolayı yaptı bir şey. E şimdi burada bu sinirinden dolayı öldüren adam bunu helal saymadı ki, ben nefsime uydum, kazabımı, öfkemi yenemedim, yaptım. Ha bu kafir olmaz. Ama adam namaz kılıyor, vay sen nesin namaz kılıyorsun, sen Müslümansın, ne dedi, çekti vurdu.

  89. 33:47

    E Müslüman olduğu için, namaz kıldığı için öldürürse, o kafir olur. Çünkü imanına kastetmiş. Onun için ayetleri doğru anlamak lazım. İmam Rabbimiz Hazretleri öyle buyuruyor. Yani ebedi cehennemde kalacak ayeti, öldürmeyi helal görene mahsustur. Öldürmeyi helal sayan zaten kafir olur. Müfessirler bunu böyle zikretmişler.

  90. 34:07

    Ve ma vera de. Hangi rivayet varidoğlu, fisseyyati gayril küfri, kafirliğin dışındaki günahlar hakkında, minel ve'idi, tehditler bi azabin nari, ateş azabıyla tehdit olan birçok şey var. Yani haramlar var, günahlar var, ayet hadisler de dolu. Yine de ben diyorum ki diyor, felâ tehlûboş kalmaz, tilkesseyyiatû, bu günahlar min şâibeti sıfetil küfri,

  91. 34:34

    yine kafirlik sıfatıyla bir karışmışlığı vardır. Sırf günah değildir yani. Ne gibi? Mislestikvâbitilkesseyyiyeti. Yaptığı günahı hafife alır. Vestuzgârihâ küçük sayar. Buraya dikkat et şimdi. Küçük sayar. Ne olacak ya? Bundan bu da günah mıdır? Bundan ne olur? Onun için sen diyorsun, satranç, satranç Şafii'de mubahtır, serbesttir diyorsun ama Şafii'de de mekruhtur.

  92. 35:06

    İbn-i Hacer-i Eytemi'i gibi daha birçok Şafii ulemasına göre de efendim, caiz değildir. Dolayısıyla hafife almak mesele değil. Sen yine oynuyorsan oyna, nefsine uyuyorsan uy, tembellik yapıyorsan yap, günah da yapıyorsan yapıyorsun zaten. Her yol var, içkisi, kumarı, zinası millette. Bir şey diyor muyuz?

  93. 35:24

    Diyoruz tabii, yapmayın diyoruz. Ama adama dinden çıktın, bir şey oldu mu oldu diyemeyiz ki yani. Ama Günah yapma özgürlüğü de var bir de Allah-u Teala. efendim, bizi masum yaratmadı, illa günaha düşüyoruz. Peygamber değiliz. Bu ayrı bir şey. Ama diyor, bir günahı hafife almak, küçük görmek, mekruh, mekruh, ya bu mekruh, ya mekruhtan o.

  94. 35:46

    Ya mekruh ne demek? Tahrimen mekruhsa haram demek. Tenzihen mekruhsa yani efendim günaha yakın tehlikesi var. Çünkü bazı mezhebin tenzihen mekruh dediğini öbürü tahrimen mekruh diyor. Küçük görmek, hafife almak ve adem-i mübalaat, aldırış etmemek, bi'tianiha, onu yapma, ne var ya bunu yaparım, Allah görüyorsa görüyor.

  95. 36:09

    Veyahut da bu da günah mı? Ya el alem, oho millet su gibi çeşmeden içer gibi zina yapıyor. Ben de gitmişim efendim, ne olacak yani? Bir kadına bakmışım, bir çıplak film seyretmişim, ne var yani? Bundan da bir şey mi olur? Zina mı yaptık? Ya kardeşim, adam zina yapar ama yaptığı zinanın haramiyetini, büyük cürüm olduğunu bilir, imanını kurtarır yani dinden çıkmaz.

  96. 36:38

    Öbürü çıplak bir kadına şehvetle yani kötü gözle kastediyorum, kötü gözle bakar, ondan sonra da bu da günah mı, ne var ya? Kadına mı saldırdık? Bu sefer ne oluyor? Ya huddu mine husarim, ayette gözlerini yumsunlar, emrini terk etmek bir yana bunun zıttı, bir emrin zıttı, haramdır. Yani emir, namaz kılmak farzsa kılmamak haramdır.

  97. 37:06

    Tersi de aynı. İçki içmek haramsa, içmemek farzdır. Anladın mı? İkisi birbirine karşı gelir, denk gelir. E şimdi Allah-u Teala gözünüzü yumun, milletin karşısına kızına, kötü gözle bakmayın buyurduğuna göre bu bir emirdir. Bunun tersi şehvetle milletin avretine bakmak haramdır. Sen ne yaptın? Bu haramı hafife alıyorsun.

  98. 37:29

    Ne oldu? Kadına mı saldırdık, tecavüz ettik? Laf atmadık, söz atmadık, yandan bakıyoruz işte. Haa bunu yaptı, küçük günah. Tamam. Zina büyük günah, onun yanında bakmak küçük günah kalır. Çünkü böyle bir tasnif Kur'an-ı Kerim'de de var. Kebâir Sakâyet tasnifi. İllellemem var. İntehtenibû kebâire mâ tûnevne var.

  99. 37:47

    Büyüklerden sakınma şartı getiriyor. Haa ama eğer küçük bir günah da olsa, büyüye göre küçük oluyor tabii. Sen onu hakir görüp, değersiz sayıp, bundan ne var bunun, bunun neresi günah olsa, her tarafı günah olsa ne olur falan filan. Ha o zaman ne olur? Yine şirke düşme, haramı helal sayma. Velistihlâl kıvrûn.

  100. 38:08

    El-Hüsned itikadının metnini Ömer Nesefî'de geçer. Haramı helal saymak kâfirliktir. Yapmak değil. Haram yapmak adamı dinden çıkartmaz. Helal inanmak kâfir eder. O zaman burada yine ben derim ki diyor İmam-ı Rabbânı Zetleri yani ince anlayışı var tabii mübareğin itikadda da müştehittir kendisi. Eee yine bu

  101. 38:29

    hangi günahlardan, Müslümanların da cehenneme gideceği günahlar var ama yine orada o günahı mutlaka hafife alarak yapmıştır. Küçük görerek yapmıştır. Aldırmadan yani bundan zarar, hiç üzülmemiştir. Ne olacak bundan ya demişler. Eee onun için ve istihkâ ril evâmir-i şer'uiyyeti Allah'ın şeriatının din emirlerini hakir görmek ve nevâhiyâ yasaklarını hakir görmek.

  102. 38:53

    Bak bir şey yasak etti ama diyelim ki her haram bir değil. Tomuz eti yemenin haramiyetiyle. Efendim içki içmenin haramiyetiyle. Efendim diğer bazı haramlar var. Efendim zinâ etmenin haramiyetiyle. Namerime bakmanın, şehvetle bakmanın haramiyeti bir tutulmaz. Sagair, kebair tasnifi var. Büyük günah, küçük günah tasnifi var.

  103. 39:16

    Ama o da haramdır, o da haramdır enniyatıyla. Ama her haram aynı derecede haram değildir. Her haram O zaman amma velâkin derecesi farklı da olsa, o küçük günah bu büyük günah da olsa Allah'a isyan edilme noktasında hepsi büyüye girer. Bu itibarla hepsini önemsemek lazımdır. Ya ben bir günaha düştüm Allah affetsin.

  104. 39:41

    Hiç istemeden oldu veyahut da pişmanım tabii ki. Keşke düşmesem bu günaha. Demek icap eder. Bu fikirde olmak icap eder. Ama sen bu değersiz bir şey, basit bir şey ya. Buna ne günah diyorsun ki? Ben baktım kadından, keyfimi çıkarttım, lezzet aldım, alabilirim. Kadına bir zararım yok ki canım. Kadından niye soyunmuş canım?

  105. 39:59

    Soyunmasaydı falan filan. Ya kardeşim, onun soyunması ayrı günah. Bikiniyle podyuma çıkması ayrı günah. Senin, ona şehvet nasip etmesi ayrı bir günah. Kadın orada soyunmuş diye ben de bakarım helaldir. E nereden getirdin bu mantığı ya? Yani haramı helal ediyorsun vahşi. Veyahut önemsemiyorsun veya hakir görüyorsun falan.

  106. 40:21

    E şimdi bunlar çok tehlikeli şeyler. Ondan sonra ben kadın istemeden saldırıp da elini kolunu bağlayıp da ilişkiye girersem tecavüz, bunu haram sayarım. Eee? Ama olan razı, veren razı, ikimiz de memnun olduk, mutlu ayrılıyoruz. Otelden çıkıyoruz. Ne var yani şimdi? Dediği zaman Allah'ın haram ettiği akışsız bir ilişkiyi, ikazı bir ilişkiyi helal sayılsın yani.

  107. 40:43

    Bu şimdi bunda ne var, bundan bir şey çıkmaz diyemezsin. Dersin ki Allah yasak etmiştir. Ben de bunu nefsime uydum, yaptım böyle bir şey. Fakat haram olduğuna inanıyorum. Allah affetsin, tevbe nasip etsin, bir daha nasip etmesin falan filan. Müslüman'ın konuşacağı da budur, düşüncesi de bu yönde olmalıdır.

  108. 41:01

    Ama şeriatın ebirlerine hakir görürsen, yasaklarını basite alırsan, hafife indirirsen o vakit. Yani ben diyorum ki, diyorum Allah'ın hazretleri, Müslümanlardan da cehenneme girenler olacak ama illa o girenlerde yine böyle hakir görme, basite alma, efendim helal sayma gibi karışıklıklar olacak. O karışıklıklardan kimisi insanı kafir ederse zaten ebedi çıkamaz.

  109. 41:23

    Yok kafir seviyesine gitmediyse de küfür şaibesi, küfür sıfatının şaibesinden hali kalmaz dediği o. Yani illa onda yine bir şaiba var. Şaiba dediğimiz işte oradan gelen bir karışıklık. Helal sayma karışıklık ya. Hadi bu helal saymadı, çünkü helal saysa kafir olur da. Helal saymadı ama hafife aldı. Hafife almak da orada bir şaiba sokar.

  110. 41:44

    Onun için bunları cehennem paklar. Paklar diyoruz. Neden? Kafir ölse cehennem de paklamaz. Ebedi yanar çıkamaz. Paklasaydı çıkardı. Anladın mı? Fakat yine haberde varit olmuştur. Bu haberde varit oldu ama bu hadis-i şeriftir yani. Çünkü Tirmizi'de, Ebu Davud'da vardır, İbn-i Maced'de vardır. Tirmizi Ebu Davud, Enes radıyallahu anh'tan ibadet ediyor bu hadisi,

  111. 42:06

    İbn-i Maced, Cabir radıyallahu anh'tan ibadet ediyor bu hadis-i şerife. Ne buyuruyor? Şefaati ile ehl-i kebairi min ümmeti. Benim şefaatim ümmetimin öyle küçük günahkarlarına değil. Küçük günahlar zaten tevbe istiğfarlarla, şefaatlerle, hastalıklarla vesaire mahşerdeki çekilen sıkıntılarla küçük günahlar zaten silinir erir gider.

  112. 42:27

    Ben şefaatimi kime ayırdım? Ümmetimin büyük günahkarlarına ayırdım. Büyük günah sahiplerine ayırdım. Neden? Büyük günahlar kolay kolay erimez. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaati haktır. Ve lesev feyhuteyke rabbuke feterda. Habibim Rabbin senin istediğini verecek. Sen razı oldun deyinceye kadar.

  113. 42:46

    Ayet var. Efendimiz'e bu yüzden la arzâ ve vâhidüm min ümmetî finnâ. Bir ümmetim ateşte kalsa ben razı olmam. Hem evlada razı edeceğim yemin ediyorum buyuruyor. Allah aciz midir Habibini razı etmekten? İki tane günahçarı cehennemden çıkartmaktan aciz midir? Haşa. E o zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'de buyuruyor ki ben şefaatimi zaten küçük günahlara ayırmıyorum.

  114. 43:07

    Zaten tevbe ile istiğfarla vesaire ilâfım. Ben büyük günahkarlara ayırdım. Neden? Onları kurtarmak daha mühim yani. Çünkü onların biraz böyle eee şefaatsiz kurtulacak halleri zor. Onun için şefaatimi büyük günahkarlara ayırdım buyuruyor. Vekâle fî hadis ne akara? Hakikaten ya. Öbür hadisi de ben çok okuyorum hâlâ da manayı tam anlamamışım.

  115. 43:30

    O hadiste buyuruyor. Bu hadis-i şerif eee Ümmet-i ümmetun merhumetun Ben Ebu Davud diye biliyorum. Eee Bu da birçok tane Hakim'de var, Taparan'da var, Ebu Davud'da var. E çok meşhur bir hadis-i şerif. Ümmet-i ümmetun merhumetun Benim ümmetim Allah'ın rahmetine mazhar bir ümmettir. Lâ azâb-ı aleyhâ fî l-âkırât Ümmetime ahirette azap yok.

  116. 43:55

    Aksi bu hadis-i şerif de bu manaya geliyor. Ahirette azap yok. E peki E bunların hiçbir günahı yok ki azabı hak etmiyorlar. Peşindeki hadis-i şerif burada söylemiyor. Ebu Davud'da geçiyor. Hazâb-ı hafid dünyâ el-fiteni ve zelâzî Azapları dünyada çekilecekler. Nedir? Kargaşalar çok olacak. İç savaş olacak.

  117. 44:13

    Dış savaş olacak. Zelzele çok uğrayacak. Benim ümmetim çok Zelzele'den çok kırılacak. Bu zelzeleler de günahlarına kefaret olacak. Bir de Görmüyor musunuz? Yemen'den tut, Irak'tan çık. Bütün İslam coğrafyasında iç savaş vardır. Suriye'yi görüyorsunuz. Irak'ı görüyorsunuz. Filistin'in durumunu görüyorsunuz.

  118. 44:34

    Doğu Türkistan'ı görüyorsunuz. Mayanmar'ı görüyorsunuz. Bütün İslam aleminde, eli sünnet coğrafyada özellikle çok savaşlar vardır. Zulümler vardır, eziyetler vardır. Müslümanlar da birbirlerine de çok daldıkları bölgeler vardır. Müslüman Müslüman'a tekbir çekerek öldürdüğü savaşlar görüyoruz şu an.

  119. 44:52

    İşte bu da buyuruyor ki, Allah, benim ümmetim yanlış yapınca, günaha düşünce, dünyaya meyledince, ve elbiseküm şiân ve yudîkabâzaküm besebâs. Sizi fırkalara bölecek, şiâlere. Yok mezhep savaşları diyoruz. Bak bu ayet onun delilidir, mezhep savaşları çıkacağını. Şiân şiân şiân. Mezheplere bölecek, fırkalara ve yudîkabâzaküm besebâs.

  120. 45:15

    Size birbirinizin çetin savaş acısını tattıracak diyor. Neden? Günahlarınız olunca, ahirette hesap kalmasın, cehenneme girmesin ümmetim diye Allah dünyada temizleyecek. E kâfirlerde niye hiç kargaşa oluyor? Çünkü kâfirler ebedi cehennemde kalacak ki, dünya onların cennetidir. Onun için bari ahirette cennetten nasipleri yok, bari dünyada biraz rahat yaşasınlar.

  121. 45:38

    Mevla'nın adil mutlak oluşunun bir denge unsuru da budur. Dolayısıyla dünyada kâfirleri rahat görürsünüz, Müslümanları sıkıntıda görürsünüz. Keşke Müslümanlar hiç günah işlemeselerdi, dünyaları da cennet olaydı. Ama dünyada günahsız durmayınca, Mevla da temizliksiz durmuyor. Onun için ahirette azap yoktur buyurması da Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in diyor.

  122. 46:00

    Yine benim ümmetim temizlenecek, cehenneme girmeye muhtaç olmayacak. Peki cehenneme giren hiç Müslüman olmayacak mı? Olacak dedi ya sana. Olacak ama diyor yine ona bakarsan bir helal görme, bir hafife alma, bir değer vermeme bundan da ne olur? Bu da günahımı canım şeklinde yapılan günahlardan yine girerse girer diyor.

  123. 46:20

    Yoksa haramını bilerek, hafife almayarak, önemseyerek, ciddiye alarak ama nefsine uyarak yaptığı günahlar zaten yolda temizlenir, cehenneme kadar gitmez onun için diyor. O hafife alma ve helal görme karışıklıklarından giren girer yine diyor. Bu da İmâm-ı Rabbî Hazretleri'nin, yani ben başka bir kitapta da bunu görmedim.

  124. 46:42

    Yani mektubatta mahsus ilimlerden diye düşünüyorum. Ve tabi İmâm-ı Rabbî Hazretleri'ni de şeyli buluyor, müsabetli tabi buluyoruz. Allah'ın Rabbı Hazretlerini de şeyli buluyor, isabetli tabi buluyoruz. Çünkü itikadda müştehiddir. Ve kavli-i teâlâ şu ayeti kerimeyi görmüyor musunuz? Ellezîne âmenû ve lem yelbisû îmânehum yufûl.

  125. 47:01

    Ahirette azaptan kurtuluş ve güvence, emniyet herkese mahsus değildir. emniyet, herkese mahsus değildir. İman edecekler, İman edecekler ama imanlarını zulümle, şirkle karıştırmayacaklar. yapacaklar. Şimdi her Müslüman imanını şirkten uzak tutabiliyor mu? Tutamıyor. Her Müslüman imanını, İslam'ını zulümden arındırabiliyor mu?

  126. 47:23

    Onun için ayette ne buyuruyor? Her Müslümana emniyet ve garanti yok. İnandım demekle bitmiyor. İman edecekler ama imanlarını zulümle karıştırmayacaklar. Yani şirk karıştırmayacak oraya. Şirk de nedir? Kendisini dinden çıkaracak futa tapma gibi şirk değil. Ya işte kafirin dini kutsal bayramını kutlamakla şirk şahibesi karışır.

  127. 47:47

    Haramı efendim hafife almakla, günahı hafife almakla şirk şahibesi karışır. Çünkü bunlar insanı kafir eder. Bu açıktan bunu demez, söylemez, helal demez ama onun için dinden çıkmaz ama ne olur bundan? Ya ama çok da önemli değil gibi laflar ederek, düşüncelere sahip olarak şirk karıştırır işin içine.

  128. 48:08

    Şirkin şahibesi yani şirkin kendisi değil. Şirkin kendisiyle şahibesini ayıralım. Şirkin kendisi nedir? Yok ya hakikaten ona şehvetle bakmak helaldir. Ha bu şirkin kendisidir. Şu ayeti direkt inkar edin. Şirkin şahibesi nedir? Ya aman canım şimdi çok da şey yapmayın. Zina etmedik ya canım falan. Bu laf yani zina etmedik ya canım, tecavüz etmedik ya, saldırmadık ya gibi laflar

  129. 48:34

    hafife aldığını ima eden laflardır. Onun için kafir olmaz bu laflarla. Ama şahibe işte karışıklık yapıyor. Onun için hem iman edecekler hem de imanlarını zulümle karıştırmayacaklar. Ahiret azabından emniyet ve güvence garantisi ancak onlara aittir. Sadece inanmakla yetmedi. Şahibe karıştırmayacak diyor.

  130. 48:57

    Yani inanç bazındayı konuşuyoruz ya farkındaysanız. Amelde günah karıştırmayanlar dese cennete kimse gidemez. Günah yapmayanlar demiyor. Haram yapmayanlar demiyor. Büyük günah yapmama kaydı da getirmiyor. Zulümle karıştırmayacaklar. Halt etmeyecek. Laf halt etme, karıştırmak. Zulüm dediğine inneşirkele zulmü nazim.

  131. 49:18

    En büyük zulüm şirk. Öbür ayet onu tefsir ediyor. Burada şirk şahibesi nedir anladın mı? Harama helal demiyor ama ya çok da büyüttünüz. Çok da büyüttünüz bu konuyu ya. Bu kadar da değil yani. Zinada etmedik herhalde. Bunlar hafife alma belirtileridir. Halbuki sen Allah'a karşı, büyük Allah'a karşı yaptığın bir isyanın ne kadar önemli olduğuna dikkat edeceksin.

  132. 49:43

    Sen burada bu küçük günah canım bundan ne çıkar deme hakkın yok. Tamam küçük günahsa küçük günah ama bundan ne çıkar diyemezsin. ve'cûzü'l-akâbu alâs-sahîratu'l-afâm-kebîret Ehl-i sünnet itikadında, nesefi akaidinde geçiyor. Allah Teala küçük bir günahı yarın, ahirette azap edebilir, büyük bir günahı da affedebilir.

  133. 50:04

    Affedebilir şu demek, Allah'a bir şey yapmak zorla vacip değil. İstediğini yapar demek. Mesela idrarını üstüne sıçratanlara kabirde azap olduğu hadisi Bukhari Müslim'de geçmiyor. En sahih kaynak. Peki üstüne efendim ne diyeyim sana idrar sıçratmak zina gibi büyük bir günah mıdır? Hadi söyle.

  134. 50:32

    Ama ne buyuruyor? Kâne halûmâ lâ seterû embevli Bu kabirde yatanların birisi idrardan sakınmazdı, üstüne sıçrattı. Onun için yuhâzzebânî, ikisinden de azap oluyor. Öbürü de dedikodu yapardı. Vekâne lâ hırıyemşîbillemîm İşte hadis Bukhari'ye en sahih kaynak, söylüyorum sana. Peki bak burada azap var.

  135. 50:50

    Yani normalde idrar üzerine sıçratmak küçük bir günah. Ama azap olduğu sabit oldu, gördün mü şimdi? Allah bu. Peki zinadeni affettiğine delilin var mı? Var. Eski ümmette hatta fâhişe yani, mesleği fuhuş olan bir beğiyye kadın geldi bir kuyunun başına, baktı ki köpek efendim kuyunun içinden suyu çekecek durum yok, köpek neyle çekecek?

  136. 51:14

    Ondan sonra su da kuyunun ağzına kadar gelmiyor ki ağzından içsin. İpi yok, halatı yok, urganı yok, kovası yok. E yeri böyle eşeliyor köpek. Yerin dibinden hani serinlik çıkar ya kumun altından. O serinliğe dilini yatırıyor artık. Ciğeri parçalanacak yani. Köpeğin susuz kalmış ne kadar zamandır. O kadın da ne yapıyor?

  137. 51:34

    Görüyor musun diyor? Kad belegâ mislulledî belegâni Bana ulaşan hararet buna da ulaşmış diyor. Bu hadis Bukhari, Bukhari. Kur'an'dan soran sahih kaynak. Anladın mı? Ondan sonra gidiyor başındaki işte başörtüsün yaş mağını neyse fuları ne dersen üzerinde bulunan şeyi çıkarıyor. Ayakkabısını çıkarıyor.

  138. 51:58

    Ayakkabısına onu bağlıyor. Oradan suya uzanıyor. Tabii ki köpek uzanamaz ama insan uzanır. Şöyle yarım metre, bir metrede yakınsa uzanırsın. Oradan su çekiyor. İşte ayakkabısında kaldığı kadarıyla ne olsa bir kere iki, üç, beş çekersin. En nihayetinde suvarırsın. Köpeği suvarıyor. Peki ne buyuruyor Allah-u Teâlâ?

  139. 52:15

    Yani hadis-i şeriften Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem bize bildiriyor. Teşekkür Allah'u ile. Allah'ın fahişe kadına teşekkür etti. Ve o susuz hayvanı köpeği suvardığı için onu affetti, mağfiret etti. Hadi bakalım. İdrardan sakınmayana. Orada azap söylüyor hadiste. Burada da fahişe bir kadının bir köpeği sulamaktasından dolayı su içirmesinden dolayı affolduğunu söylüyor.

  140. 52:37

    Onun için Allah adına sen konuşamazsın. Kimseye Allah seni affetmez diye konuşamazsın. Anladın mı? Halbuki zina büyük günahtır. İdrar sıçratmaya benzemez. Onun için olur ki Allah küçük bir günahtan azap eder, ola ki Rabbimiz büyük bir günahı da affedebilir. Bundan dolayıdır ki kimse bu hususta ne yapamaz?

  141. 52:58

    Karar veremez. Onun için Allah-u Teâlâ azaptan kurtuluş vaadinde iman edecek sonra hiç günah işlemeyecek buyurmuyor. Büyük günah işlemeyecek de buyurmuyor. Hiçbir şey buyurmuyor. Ama şirkle karıştırmayacak buyuruyor imanını.

  142. 53:13

    Şimdi şirk acayip bir şey. Allah'tan başka birinin bir şey yaratacağına inanmak. Allah'tan başka birisinin ibadete layık olduğuna inanmak. Allah'tan başka bir zatın müstakille itaat olunmayı hak ettiğine inanmak. Anladın mı? Ben Allah demese de bu adama itaat ederim. Bu adama itaat varsa nasıl itaat varsa Allah emrederse Rasûlüme itaat edin.

  143. 53:37

    O zaman Rasûlüme itaat farz oluyor. Allah buyurmadan kimseye itaat edilir mi mesela? Farz denebilir mi? O zaman iman edip imanlarını şirkle karıştırmayanlara ahirette emniyet var, azaptan güvence var ayeti. El-ayete oku sonuna kadar. müeyyidun li'anzel mâni'â O da bu benim dediğimi destekler. kemâ merrâ Niteki bu ayet-i kerime geride de geçmiştir.

  144. 54:01

    Vahvâlu atvâli'l-müşrikin Müşriklerin küçük ölen çocuklarının durumları. Hemen o kimseler ki neşeye yetişti Fişe, Aykırı Cebel Dağ başında yetişti hiçbir şehir hayatına vakıf olmadı, şahit olmadı. Dünyadan haberi olmadı. Ne peygamber duydu ne kitap duydu. Ne Musa aleyhisselam duymuş ne İsa aleyhisselam ne Muhammed Mustafa.

  145. 54:19

    Salavatullâhi aleyhine bine al-mecmâk Hâlâ bile Afrika'da şurada burada bir kabile çıkıyor. Dünya ile hiç irtibatı yok. Yeni bulunuyor mesela. Hâlâ da dünyada var. 400 sene evvel söylüyor. Bir de Peygamber gelmeyen fetret dönemlerindeki müşrikler var. İsa aleyhisselam ile Resulullah Efendimiz arası.

  146. 54:39

    500 küsür sene. Bu millet nereden bilecek Allah'ın hak dini nedir? İman, Allah'ın sıfatları nelerdir? Allah Teala'ya nasıl inanır? Allah Teala'ya nasıl inanacak? Allah'ın adı Allah'tır. Celle Celaluhu. Ne biçim adam? Bunlar cehenneme gider mi? Bunların durumları, mes'ûratun yazılmıştır. Fil mektûbillezîke tebdû.

  147. 55:01

    Benim yazdığım mektup, libelezî Muhammed Sa'id. Oğlum Muhammed Sa'id. Evliyaullah'ın reislerindendir. Bu ayki dergide baskıya gönderdik. Dün gece çalıştık saat 3'e kadar dergiyle uğraştım. İmam Masum Hazretleri ve oğulları. Hepsi büyük veli. 5 oğlu var. Hepsi evliyaullah'ın reislerinde. Hepsinin hakkında malumat yazdım dergide.

  148. 55:26

    Hiçbir kitapta bir arada bulamazsınız. Çok güzel ilimler var. Oğlum Muhammed Sa'id Hazretleri geçen bu ay da zannedersem, bu ay var. Yani bu ayki Lale Gül, elinizdeki Lale Gül'de Muhammed Sa'id kim var? Kâce Muhammed Sa'id, evliyaullah'ın reisi. İmam Efendimiz'in oğludur. Ona bir mektup yazmış. Yazdığı mektup da bir cid kitap eder yani.

  149. 55:44

    O mektupta yazdığım bir tefsir ayrıntılı şekilde fel yurâcea başvurusun hünâke oraya orada yani o mektup tabii o zamanlar mektuplar ihvanların elinde geziyor, birbirinden öğreniyorlar. Zaten onun için sonra kitaplaştırıldı ya. Çünkü bir kişi de iki kişi de kalsa bulunmaz sonra. Kayboluyor nice eserler.

  150. 56:02

    E işte o mektuplar muteberdi çok gezdiği için. Yani o burada da zaten bu mektubu da efendim şeyhinin oğullarına yazdığı mektup. Hacı Abdullah, Hacı Ebu Beydullah yani Muhammed Bâkı Bilâ Hazretleri. Çünkü onlar tabii şeyhinin oğlunu da tanıyorlar. Şeyhinin oğulları da onun kendi oğlunu tanıyor ya. Onun için o mektuba bakarsınız diyor.

  151. 56:25

    Efendim bu usta daha izahat, ilmi efendim konular gelecektir. Ha ben size kısaca söyleyeyim onu da merak ettiyseniz. Müşriklerin çocukları ve dağ başında yetişip hiç din, iman duymamışlar ve kendilerine tebliğ ulaşmamışlar ve fetret devrinde peygambere yetişmemişler. Bunlar tabii Allah'ı bilmeden, neyse ismini bile bilmeden ölmüşler, yaşamışlar, ölmüşler.

  152. 56:50

    Bunlar, İmâm-ı Rabbân Hazretleri buyuruyor ki bunlara cennete gidilecek denmez. Çünkü cennete girmek için iman ve amel-i sâlih şartı var bütün ayetlerde. E bu iman edemedi. Peki. Cehenneme giderler mi? Cehenneme gidecek de denmez. Burada biraz eşari başka bir şey diyor, maturidi başka bir şey diyor.

  153. 57:09

    İmâm-ı Rabbân Hazretleri diyor ki bana böyle ilham edildi, bu orta yoldur evladım. Çünkü maturidi diyor ki bunlar cehenneme gider. Eşari de diyor ki dümdüz cennete gider. E İmâm-ı Rabbân Hazretleri diyor ki cennete girmek bütün ayetlerde iman ve amel-i sâlih şartına bağlı. Bu adam iman ve amel-i sâlih'i kesbedemedi.

  154. 57:26

    Peki cehenneme girme şartı mı? Rasul göndermeden azap etmeyiz. Yani maturidi büyüklerimizin diyor ki, o da maturidi ama maturidi büyüklerimizin de bu şeyi biraz bana zor geliyor diyor, ağır geliyor. Çünkü neden? Onlar diyorlar Rasul akıldır, Allah sana akıl vermiş, Allah'ı bulsaydı. Yahu şu anda bu millet bu kadar akıl, nakil, ayet, hadis,

  155. 57:49

    kitap, sünnet, icma-ümmet, kıyas-ı buka, yetmiş tane kitap yazdım, altında binlerce kaynak yazdım, hâlâ adama inandıramıyor zelal-i araba yahu. Bu adam hiçbir kitap, vaaş görmeden nasıl kendi kafasından bulacak bu işi? Onun için burada akıl, yani elçidir, Rasul yerine geçer demek uygun bir şey değil.

  156. 58:10

    Burada Rasul peygambere denir yani. Peygamber göndermeden azap edecek değiliz Allah'a buyuruyor. E bu adam da peygamber görmedi, tebliğe erişmedi. Onun için cehenneme de gitmez buyuruyor. Ya ne olurlar? Kul hakları kendi aralarında varsa, hayvanların da birbirine hak alınacak ya, boynuzsuz koyun, boynuzlu koyun meselesi.

  157. 58:29

    Bunlardan da birbirleri aralarında kısas yapılıp hak hukuk alınacak. Hani ona, sen de buna vur hesabı yapılacak. Ondan sonra hayvanlara, kûnî turâba toprak olun buyurulurken bu gibiler de toprak olacaklar. Şimdi cenneti kaçırdıkları için toprak olanların zarardadırlar ama cehennemi gördüğü zaman

  158. 58:49

    dünyanın en zengin kafirleri, firavunları, karunları dünyada 400 sene başı ağrımadan, dişi ağrımadan yaşamış en zevk sahibi adamlar, mütref, müraffeh adamlar bile Ya Rabbi keşke toprak olaydık diyecekler. Çünkü neden? Yani ne demek bu? Dünyada hayvan olaydık demek. E dünyada bu kadar keyif yaptınız, hayvan olsaydınız bu kadar lezzet alamazdınız.

  159. 59:09

    Ama şimdi sonu cehennem olduktan sonra 400 senelik lezzet bitti. Bir dakika gibi geldi geçti. Ama şimdiki ebedi cehennemi boyladım. Ben ebedi yanıp nasıl da yanacağım? Keşke toprak olaydım. Ne demek? Ammede yâ leytenî kûntû turâbâ. Ne olaydı? Keşke ben toprak olaydım. Mahşerde diyor bunu. Vekûlül kâfir.

  160. 59:26

    Kâfir diyor bunu. Ne demek istiyor burada? Dünyada hayvan olaydım demek istiyor. Onun için toprak olmayı Karunlar, Firavunlar çok isteyecekler. Ama o nimete erişemeyecekler. Çünkü toprak olan acı duymaz. Yok olur gider. Yokluk. Ben mesela doğdum doğalı, başım beladan kurtulmuyor. Ne kadar acılar, sıkıntılar çekiyorum.

  161. 59:46

    Ama şimdi doğmadan evvelden hiçbir ağrım var mıydı hatırlıyor muyum? Biliyor muyum? O zaman demek ki yokluk da güzel bir şeydir yani. Şimdi bile bana muhayyellik verseler, deseler ki mahşerdeki azapta sonun cennet bir belli değil. Cennete de gitme ihtimalim var. Ama istersen toprak olmayı tercih et.

  162. 1:00:09

    tercih ediyorsan o hakkı hemen kullandırırız. Garanti. Derlerse ben mesela şu durumumda ahiretin, mahşerin, azap ve şiddetleri okuduğum âyet ve hadisler muaciyesinde o kadar zor bir durumsa bu kadar ulema, evliya bu kadar ulema evliya ağlayıp durduysa ben böyle kolay kurtulacağımı da düşünemediğimden, ağlayıp dururum.

  163. 1:00:27

    yani o şıkkı Allah Teala sunsa bana ben direkt o şıkkı kullanırım, yok olayım. Yok olayım, kulakları varsa alınsın, yok olayım. Bak şahsen kullanırım yani böyle bir şıkkı olsaydı ama böyle bir şıkkı sunmadılar artık mükellef olduk. Mükellef olunca, ya ferikun fi cennet, ya ferikun fi sahir, ya cennet, ya cehennem artık.

  164. 1:00:46

    Allah cümlemizi cennetiyle müşerref eylesin, azabından gazabından muhafaza eylesin. Amin. Ama bak o şıkkı tercih ederim. Yani o zaman ya, Keşke Muhammed'in Rabbi Muhammed'i yaratmayaydı. Ne sıkıntılar var ahirette? Buyurur muydu sallallahu aleyhi ve sellem? Keşke ben bir koç olsaydım, kesselerdi, yeselerdi de ahirette hesabım olmayaydı.

  165. 1:01:13

    Buyurur muydu? Hazreti Ali'den bu rivayette. Hazreti Ebu Bekir'den, keşke bir müslümanın göğsündeki tüy olsaydım. Yani mükellef olmasaydım mealinde birçok hadis-i şerif ve rivayetler var. Onun için biz mükellef olduk da ne olduk? Yani sonumuzun ne olduğu da belli değil. Bir de imanımızı kurtarsak bile direk cennete gidebilir miyiz?

  166. 1:01:32

    Çok zor işler var. Hani gerçi bugün Mektubat-ı İmam Rabban Hazretleri baya bir müjde verdi ama yani verse de işte hafife aldığımız günahlarımız da olabilir. Yine sıkıntı yani. Bir insan içinden bu basit zanneder. Çok tehlike küfür şahibesi karışır diyor. Bu itibarla yani demek istiyorum cennete gidenlere nispetle fetret devrinde yaşayanlar

  167. 1:01:58

    ve kendilerine peygamber kitap erişmeyenler daha başta veya da peygamber dönemi ama daha başında hiç görmemiş bir insana erişmemiş tebliğ ona ulaşmamışsa bunlar diyor kulaklarında kısas yapılır sonra hayvanlar gibi toprak olurlar. Yani o zaman kafirler toprak olma ya mumla ağrıyacak da bunlar. Toprak olmak çok önemli bir meseledir yani.

  168. 1:02:20

    Yani nimettir nimet. O düşünün onlar hakkında bir azap söz konusu değildir diye o mektupta buyuruyor. Müşriklerin çocuklarına da böyle buyuruyor. Müşriklerin çocuklar hakkında ihtilaf vardır. Çünkü bir hadis-i şerif vardır E bu çocuktur zaten günah işlememiş bu niye toprak oluyor da diyen olabilir. Yani İmam Efendi Hazretleri'nin beyanında bu vardır.

  169. 1:02:42

    Bazı maturidilerin görüşlerinde de vardır. Ama bir hadis-i şerifte ben gördüm Müşriklerin çocukları cennet ehlinin hizmetçileri. Cennette hizmetçiliğe ben varım. Cennete gideceğim garantisi. Çünkü cennette hastalık yok, yaşlanmak yok, üzülmek yok, ölmek yok, kalmak yok. Cennetin hizmetçisi dünyanın kralından üstündür.

  170. 1:02:59

    Müşriklerin çocukları cennet ehlinin hizmetçileri. Bu rivayette vardır. Sonra İbrahim Aleyhisselam ile Sahra Validemizin kefaletinde bütün çocuk ölenler. Bu hadis-i şerifte vardır. Miras gecesinde Efendimiz Aleyhisselamın yanında çocukları görmüştür. Orada yani müminlerin çocukları kaydı var mı tam hatırlamıyorum ama Kenel manada bu rüya ermeden ölen çocuklar var.

  171. 1:03:24

    Ama özellikle müminlerin çocuklarının tabi itibarı var. Çünkü ana babaya tabiiyetinden dolayı. Ana babası Müslüman olmasının da bir şerefi üstünlüğü var tabi. Bundan dolayı çocuklar da özel. Sahra ve İbrahim Aleyhisselamın kefaletindedirler. Durum bundan ibarettir. Allah Teala istikametten herifler itikadından ayırmasın.

  172. 1:03:46

    Efendim helala haram demekten, harama helal demekten, haramları günahları küçümsemekten, hafife almaktan cümlemizi muhafaza eylesin. Allah küfür şahibesi, şirk şahibesi imanımıza karıştırmaktan, bulaştırmaktan cümlemizi emin eylesin. Allah'ım fazl-ü keremiyle, lütf-ü keremiyle cümlemize muamele eylesin.

  173. 1:04:03

    amele eylesin. Mektubat derslerimize de daha nice mektuplar Mektubat derslerimize de daha nice mektupları size anlatmayı, aktarmayı bizlere, size anlatmayı, aktarmayı bizlere, düzgün konuşmayı anlatmayı, düzgün konuşmayı anlatmayı, sizlere de güzel istifadelerde bulunmayı müyesser eylesin. Amin. O sallâllâhu alâ seyyidina Muhammedin

  174. 1:04:16

    ve alâ alihi ve sahbihi ve selleme teslimen kesîren velhamdülillâhi rabbil âlemîn. Amin.