00:00 / 46:31

  1. 00:35

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve salatu ve selamu ala Seyyidi'l-Murselin, Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in. bir mektubat dersinde daha Rabbim cem eyledi Allah'ım bu mektub-u şerîfinde Birlikte hitabını vermeyi nasip eylesin. Amin. Çok ilimler ve marifetler İmam-ı Rabbân-ı Hazretleri beyan eder. Geçen derste hakikaten çok, tabi kaç kere okusak da insan yeni bir anlayış kespediyor. Her seferinde bir anlayış, ilham oluyor yani. Ne anlattı?

  2. 01:19

    Yani tonuk varlıkları, sebepler yani, güneş sebep, ay sebep, işte hava sebep, ateş sebep, su sebep, her şey sebep. Ama bunlar kendi kendine hareket edebilen varlıklar değil. Su bile duruyor, durdukça kokuyor, yani yosun tutuyor. Yani bir rüzgar esmesen kıpırdayamıyor. Demek ki tonuk. Hani sen zannedersin ki su hareketli, akıyor falan.

  3. 01:48

    E niye akıyor? Allah akıtırsa dereye akıtıyor. İnsan normal koydun havuza suyu turuyor, bir zaman sonra da kokuyor. Çünkü hareket edemez. Kendi başına hareket ederse çıkar havuzdan gider. Gidemiyor işte. Demek ki bunlar hep tonuk varlıklardır. E bunlar Allah-u Teala'nın kudretinin, yaratmasının, gücünün önüne perde olamazlar.

  4. 02:12

    Ama bu milletin ekserisine göre perde olmuşlar. Doğa diyor, tabiat diyor, bilmem ne diyor. Yani koca profesörler, ilahiyatçılar, yani koca Mehmet okuyan hiç dinlenecek hali kalmamış. Bir Müslüman bunu dinlemesi caiz değil, fetva veriyorum ya. Caiz değil. Neden? Yani Allah-u Teala'nın babasız, Meryem Validemiz'e babasız bir çocuk İsa'nın verdiğini inkar ediyor ya.

  5. 02:38

    Yani diyor ki kendi içinde erkeklik ve tişilik hücreleri var, içinde kendi kendine olmuş. Yani o bile mucizeyi görmüyor. Sebebe takılmış. İşte kuşların kafasını kesmedi, bilmem niye. İşte efendim kuşları öyle kendine alıştırdı, sonra yakın yere koydu, sonra sesi duyuldu, sonra çağırdı geldi falan. Niye?

  6. 02:56

    Hayır kuşları kesse falan kafalarını koparsa yanında tuttu. Doğrusu odur. Parçalarını koydu dört dağa. Çağırınca gelir, ayet var. Adam diyor ki yok öyle olmadı. Çünkü neden? Sebeplere takılmış, mutezile kafası. Yani sebepleri yaratan Allah varı anlamamış. Yani bunlar ne mantık? Bunlar işte hacımat kara göze gitti, tak tak etti vurdu ya, bunu o tahta yaptı diyen mantık.

  7. 03:23

    Arkadaki eli görmüyor. E bu kadar okuyup profesör olup da sen her şey kendi kendine oluyor demek için mi okudun? Ondan sonra sebeplere takıldın, mucizeleri ortadan kaldırdın. Hiçbir şey, mucize yok. Mevla'nın kudreti yok. E bu filosoflar, felsefecilerden ne farkı kaldı? Aklı faalden ne farkı kaldı? Onun için burada ince bir malumat var.

  8. 03:49

    Esasen tam tersine bizde de sebepleri kabul ediyoruz, sebepleri devreye girmiş. Fakat sebepleri yaratanı kabul ettiğimiz için, ha sebeple takılmak yerine, geçen ki dersi söylüyor yani, sebeple takılmak yerine sebebi ayna yapmak lazım. Ne için? Allah-u Teala'nın kudretini göstermesi bakımında. Neden?

  9. 04:12

    Şundan. Şimdi erkeğin suyu ile kadının suyu, ananın rahminde birleşmekle işte çocuk oluşuyor, 120 günlükken de canlanıyor falan. Zahiren durum bu. Şimdi bu sebepleri ortaya koyduğun zaman, bu sebeplerle takıldığın zaman Mehmet Okuyan gibi, ne oldu? Babanın suyu yok. Öyleyse, yani babanın suyu yoksa, bu çocuk olamaz.

  10. 04:43

    Ne olacak o zaman? Ana iki tane su üretsin. Erkek cinsiyeti de takılsın. Meryem validemizde bir de erkek hormonu da var. Hormon gibi de değil. Yani çocuğu dölleyecek kadar erkek suyu var. Çıkacak ondan. Sebebe takılmış, ikisi olursa oluyor, suyun biri yok. Orada git, adam diyor ki bu böyle olmaz. Yani Allah yok çünkü haşa ona göre, Allah'ın kudreti yok yani.

  11. 05:08

    E şimdi biz ne yapıyoruz? Suya bakıyoruz. Erkeğin suyu, kadının suyu. Ama şu erkeğin suyu, kadının suyunu aldık, koyduk toprağa, çocuk bitmez. Mantar değil ki bu. Çocuk bitmez. Demek o illa rahimde olacak. Şimdi o da bir sebebe takılma meselesi. İsterse Mevla'nın rahmin dışında da üretir. Ayrı bir şey.

  12. 05:30

    Ama sebeplere bakıyoruz ya, erkeğin suyu olacak, su da yetmiyor, suyun içinde canlı ücret olacak, canlı ücretler de yetmiyor, işte yüz bin falan canlı ücret varsa onun yirmi binden otuz bini geçecek mesele. Adam sapasağlam adam, bana bir koysa beni devirir, çocuğu olmuyor. Benim gibi suyum kalmış, sıkılma.

  13. 05:48

    E benden kaç tane çocuk olmuş. Ama adam benim on katım. Bir vursa beni devirir. Adam da suyu da var, suda canlı ücret sayısı. Suyu da yetmiyor. Su da yetmiyor, suyun içindeki canlı ücretler de yetmiyor, illa yirmi bin, otuz binden yukarı geçecek. Bunlar sebeplerdir. E tamam bu sebepler getirdik, birleştirdik, anne rahmide var, ve bütün sebepler oluşmuş.

  14. 06:15

    Fakat Mevla istemezse bu sudan çocuk yaratmıyor yine. Öbürüyle herkes birleşiyor, çiftleşiyor. Herkesin çocuğu mu oluyor? Her seferinde çocuğu mu oluyor? Çocuğu olanın da her seferinde olmuyor. E Mevla istediğini yaratıyor, istediğini yaratmıyor. Anlasana. O zaman sebepler bize bir hicab olacağına, perde olacağına, yani sebepler bizi kendine takıtıp

  15. 06:42

    Mevla'yı göstermemek şeklinde algılanacağına İmam-ı Rabb'i Hazretleri diyor ki bunu tam tersine çevirelim, sebepleri ayna yapalım. Niye ayna yapalım? Bakalım ki bu sebep kendi kendine iş yapan bir şey mi? Bu su kendi kendine kıpırdaşır mı? Kıpırdaşmaz. Canlanır mı? Canlanmaz. Ete döner mi? Dönmez. Kemiğe döner mi?

  16. 06:59

    Dönmez. Deriye döner mi? Dönmez. Göz olur mu? Olmaz. Kulak olur mu? Olmaz. Su yahu. Bunun sebebi ne çocuğun olmasının? Ana babanın suyu. E suda var mı bu kabiliyet? Kendinde yok. E sen sebeplere takıldın, bunlar bunlar olursa çocuk oluyor. Ama her zaman olmuyor. İstemezse yaratmıyor. Bir irade var, bir kudret var oraya taalluk eden.

  17. 07:21

    Halk var, irade var, kudret var. İhya var. Yani canlandırma var. Veya cehennin canlanmış. İmate var, öldürme var. Düşük oluyor, ölü doğuyor. E sen şimdi o zaman burada sebeplere takıldığın zaman ne demen lazım? Her su birleştiği zaman da çocuk olur demen lazım. İki kere iki dörtse. Burada da bir hesap yaptın.

  18. 07:43

    Niye her zaman tutmuyor? O zaman devrede başka güç var. E sen niye bunu görmüyorsun? E bunu gördüğün zaman, suyun biri olmadığı zaman çocuk olmaz denir mi? Madem orada yaratan bir irade var, susuz da yaratır. Hiç susuz yarattı. Adem Aleyhisselam'da anne suyu da yok. O zaman Meryem Validemiz'de de anne suyu devreye girdi mi onu da bilmiyoruz ki.

  19. 08:04

    Kitaplarda görmedim ama orada da anne suyunun devreye girdiğini düşünmüyorum. Çünkü neden? Kudretse, mucizeyse kümfeye küm sırdı, ol dedi, oluverdi, üfledik diyor. Üfledik diyor. Efendi Aleyhisselam öyle derdi. Cebrail Aleyhisselam geldi derdi yakasından böyle Aynı böyle anlatırdı yani. Dolayısıyla burada kadının suyu da devrede yok.

  20. 08:27

    Sen bir de erkek suyu bulmaya uğraşıyorsun. Yani bu kudret yaratıyor. Ol demiş olmuş daha anlatsana. O zaman sebeplere takılmayacağız. Sebepleri ayna kabul edeceğiz. Neye ayna kabul edeceğiz? E bu sebep dediğin su kendi başına hareketli bir şey değil. Ondan sonra anne rahminde bu su ete dönecek, kemeğe dönecek, o sırada canlı bir şey değil.

  21. 08:50

    Duruyor zaten de. 120 gün kıpırtama yok. Bu 120 günden sonra niye kıpırdaştı? Annesi de fark etmeye başladı çocuğu. O zaman bize neyi gösterdi bu iş, bu sebepler? Yaratanı gösterdi. Çünkü neden? Dediler ki biz donuk varlıklarız. Bizim kendimizde teslimiz yok ki durup duruyoruz. Kendi başımıza da hiçbir şey yapamıyoruz.

  22. 09:12

    Demek bizde bir şey yaratırsa Mevla bizden bir şey oluyor. Yani sebep sana müsebbibi görmen için ayna oldu. Onun için yani İsmet babamız da diyordu Salih Hüseyin'e niçin canım Hicab olsun bu kesret, bu kesret icraanla sırrı vahdet. Yani bu kadar çok sebep var falan takılıp bu çoklukta boğulma diyor.

  23. 09:34

    Bu çokluk sana niye perde oluyor diyor. Bu çokluğun içinde tekliğin, birliğin sırrını anlasana. Her şeyi yapan bir Celle Celaluhu. Şimdi diyor ki Mevlam Hazretleri. Benim anlattığım bu marifet, marifet anlayış yani. Bu bilgi. Ama tabi hikmetli anlayış. Muktebesetün alınmıştır, iktibas edilmiştir. Neden?

  24. 09:58

    Min miskâretin nübüvveti. Peygamberlik kandilinde. Resulullah Salih Hüseyin diyor çırağı yaktı, peygamberlik kandili bütün dünyayı aydınlattı. Biz diyor bu ilimlerimizi, marifetlerimizi felsefe kitaplarından almıyoruz diyor. Biz diyor peygamberin yaktığı çırağdan alıyoruz diyor. Yani çırağı derken işte, güneş bile pervanesi.

  25. 10:19

    Değil mi? Süleyman Çelebi diyor değil mi Mevlid'de? Yani öyle bir nur ki diyor, güneş bile onun pervanesi olur yani. Kelebek gibi. Pervane kelebek yani. Güneş kelebek gibi onun etrafına döner Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem. İlk yaratılmış nur. Onun nurundan aldık diyor. Yani onun yaktığı nurdan bu marifetler alınır.

  26. 10:40

    La yüdrikü anlayamaz bu ilimleri. Herkesin anlayışı bunları kavrayamaz diyor. Hakikaten öyle ya. Adam profesör olmuş, okumuş okumuş. Otuz sene mi verdim diyor. Mucize inkar etmek için. Yani mucize inkar etmek için zaten okunma alüminyeti yok. Dolu ateist var hiç okumadan inkar ediyor. Okudun okudun da buraya mı çıktı?

  27. 11:02

    Geldi nereye? Çıkma sokağa. Çünkü neden? Felsefeyle uğraşıyor. Ayete bakmıyor, hadise bakmıyor. Nasıl bakmıyor ya? Mehmet okuyan sıra anlıyor. Ayet okuyor. Ama tersten okuyor. Yanlış okuyor ayetleri. Yanlış anlıyor ayetleri. Yanlış anlıyor. Allah Teala Kur'an'da annesinin sözünü naklediyor. Rabbin nevaz-ı Allah'ın tevamıza ben diyor dişi olarak doğurdum Meryem'i diyor annesi.

  28. 11:28

    Ayetle Ali İmran suresi. Zaten Ali İmran. Meryem Validemiz İmran ailesi. Yani Kur'an'daki koca surenin adı Ali İmran. İmran ailesi işte o. İzgâleti İmratu İmrâne. İmran'ın hanımıdır. Meryem Validemizin babasının adı İmran. Onun hanımı işte Meryem Validemizin annesi dedi. Rabbinine dertü leke mağfir batni muharrara.

  29. 11:50

    Karnımdaki çocuğu sana dün yaşlarında nazat ettim. Senin mescidi aksana hizmet için adadım. Fetekabbel minik benden kabul et. İnne kente semi'ul alim. Hakkı ile eşinden ziyade bilen ancak sensin. Felem mâ vıdahtı. Aynı zaman doğurdu baktı. O erkek niyetine bu adağı yaptı. Kâlet dedi Rabbinine vıdahtı.

  30. 12:09

    Yarabbi bak şimdi bu dişi oldu görüyor musun? Mevla buyuruyor. Valla âlem bimâ vâzâd. Ben onun ne doğurduğunu çok daha iyi biliyorum ama o bana söylüyor. Ne demek istiyor? Evela isedde ker okel vünzeh. Şimdi erkek olsaydı erkeklerin içinde süpürecekti camiyi. Hizmet yapacaktı. Erkekle dişi bir olur mu?

  31. 12:26

    Bu kız çocuğunu ben nasıl camide vakıf yapayım? Sonra Mevla buyurdu ki sen merak etme ben adağını kabul ettim. Adak yaptım. Zekeriya Aleyhisselam'da dayısıydı. Bir oda yaptılar üstte. Erkeklerin girip çıkamayacağı. Anahtarı Zekeriya Aleyhisselam'daydı. O yanına girerdi açardı. Meryem Validemiz sadece ibadet eder.

  32. 12:44

    Zaten Meryem'in manası abide, ibadet eden kadın demek. Lügat manası. Girerdi çıkardı işte meyveler bulurdu. Yazın kış meyveleri, kışın yaz meyveleri. O odada dursun ibadet eder. Sen bu kadına böyle bir annemize diyorsun ki çift cinsiyetli. Kur'an'da diyor ki dişi Yani bu adam nasıl profesör oldu ya?

  33. 13:05

    Buna kim verdi bu şeyi ya? Profesörlüğü. Bakkaldan mı aldı, kasaptan mı aldı bunu ya? Bu adamı nasıl dinler bu millet ya? Koca Meryem Validemiz'e çift cinsiyetli diyen insan insanın içine çıkamaması lazım yani. Ne diyorsun sen ya? Demesi lazım. Adam konferans söylüyor. Müştüler çağırıyor ya. Vah bu milletin hali.

  34. 13:26

    Vay bu ilahiyatın hali. Ha bu adam da koca olmuş. Samsun ilahiyatta belki de koca hali. Bundan okuyan talebede ilim olur mu? Marifet olur mu? Mucizeyi kabul etmiyor ya. Sebebe takılmış. Sebebi yaratanı görmüyor. E böyle bir şey olur mu? Ayeti anlamıyor. Tersinden okuyor artık ya. Onun için felsefe batırmış bunları.

  35. 13:51

    Akılcılık, mantıkçılık. Muhtecile. Muhtecile hep akılcılık yapar. Onun için hata ister, inkar eder. Yani kabul ediyorum der, manayı tahrif eder. Manayı değiştiriyor. İle rabbiha, birtakım müştüler Rablerine nazıratun bakacaklar diyor. Kıyamet suresinde. Muhtecile diyor ki Allah görülmez. Ne olacak o zaman?

  36. 14:12

    Nazıra bakacak. Nazar etti daha baktı. Nazır bakan. Zaten eski Osmanlı'daki bakanların adı nazır. Dahiliye nazırı yani. İçişleri bakanı daha bakan. Bakıyor diyor. Nazıratun diyor. Bunlar ne diyorlar? Muntazıratun manasındadır. Yani ne demek? Allah'ın ne yapacağını bekliyorlar. Muntazıratun ile nazıratun aynı manada mı?

  37. 14:33

    Allah-u Teala onu niye kullanmadı o zaman Muntazıratun'u? Yani aklı ermediği yerde hemen ayetin manasını çevirirler. Muhtecile budur. İşte ilahiyat muhtecile kafasıdır. Çoğu. Hüseyin Atay'dan falan girdi buraya. Ankara ilahiyat bunlara nereden girdi bilmiyorum işte. Bir kafa, bir bozuk akım fikir girmiş bunlara.

  38. 14:54

    Allah-u Teala. Şimdi bunları diyor herkesin fehmi anlayamaz diyor. Anlayamaz da hamal anlıyor, profesör anlamıyor. Nasıl iş şimdi? Hamal anlıyor, profesör anlamıyor. Çünkü hidayet ancak Mevla'nın elindedir. Okumakla hidayet bulunmaz. İnsanın hidayet araması lazım. Ve ne yazar bundan dolayı tera sen görürsün taifeten bir cemaati yategiduni.

  39. 15:19

    İnanırlar. Neye? El kemale. Mükemmellik düşünürler. Nerede? Fî raf'u l-esbâbi. Sebepleri kaldırmakta. Def etmekte, ortadan savuşturmakta zannederler. Mükemmeliyet nerede? Evliyaullah. Hangi veli daha üstün? Şimdi velinin bir ikisi de geldi dereye. Dere de derin. Velinin birisi yürüyerek geçti. Öbür veli de kayık bekliyor.

  40. 15:52

    Şimdi bu oldu. Kimle oldu? Habib-i Acemiyle mi oldu? Hatta var bir mektupta. Zannedersem Hasan-ı Basrî miydi? Hasan-ı Basrî, Habib-i Acemi gibi hatırlıyorum da şimdi epey senedir konuşmamışım onu yani. Şimdi geldiler ikisi. O gidiyor yürüyor. Ya diyor hadi diyor suda yürüsene mübarek diyor.

  41. 16:10

    Şimdi Hasan-ı Basrî Hazretlerine diyelim ki Hasan-ı Basrî ondan bin kat üstü ama gemi bekliyor yani. Diyor ki hadi diyor ya yürüyelim bismillah diyor. Su adamı batırmaz ki yani Mevla batırırsa batırır. Yoksa su batırmaz. Sebebe takılmamak lazım diyor. Hadi gidelim diyor. O diyor ona ki ele-i sefike ya kıynun.

  42. 16:29

    Ya diyor senin diyor Allah'a şüphesiz itikadın yok mu diyor ya. Bas gidelim diyor. Ben diyor o makamdayım diyor. Ona diyor ki ele-i sefike ya ilmin. Ya sen hiç mi ilmin yok? Allah her şeyi sebebe bağladın diyor. Onun için e şimdi burada gemi bekleyen mi üstün? Yürüyüp geçen mi denizi? Gemi bekleyen üstün?

  43. 16:48

    Yani bu kıssa da o üstün. Çünkü neden? Yani üstün olan sebebe bağlamış kendini. Çünkü Mevla bana öyle yap dedi diyor. E nice veliler var bütün sebebi ortadan kaldıracak kadar Allah onlara keramet vermiş ama kullanmaz ki. Onun için bazıları diyor mükemmeliyeti sebepleri kaldırmakta. Düşünürler ve yensibune nispet ederler.

  44. 17:10

    Ney eleş ya bütün varlıkları olanları mevcutları. Kime ile hakkı sübhanehu Allah'a sübhanehu hazretlerine nispet ederler. Yani ondandır derler. İptiden. İptiden direkt o yaratıyor yani baştan. Sebep arada yok derler. Sebeplerin aracılığı olmaksızın. Allah-u Teala ol diyor oluyor. Tabi ki ateşe yak dedi mi ateş yakıyor.

  45. 17:36

    O ayrı bir şey. Suya boğ dedi mi boğuyor. Batır dedi mi çekiyor batırıyor. O ayrı bir şey. Ama her olan işte yani sebepler var. Ha şimdi burada sıcaklık 20 derece. Ha bu lambalar diyelim ısıttı burayı. Şimdi Mevla istese bu lambalar burayı ısıtamaz. Yanarlar yanarlar mesela burayı ısıtamazlar. Ama biz ona göre tedbirat diyoruz ki sebepler alemindeyiz.

  46. 18:02

    Bunlar bizi ısıtıyor terleme yapıyor falan gidiyoruz orada diyoruz arkadaş camı aç. O sebeptir şimdi camı açıyorsun hava görüyor. Dışarıdaki hava da soğuk biraz. Şimdi ona göre burayı bir dengelesin. Bu bir sebep işidir. Biz diyoruz ki Allah-u Teala buradaki havayı serinletiyor. Ama işte bizim camı açıp da dışarıdaki havanın girmesi sebebiyle.

  47. 18:21

    Onlar da diyorlar ki arkadaş burası kapalı veya açık hiç fark etmez Allah-u Teala sebepsiz direk yaratıyor. Şimdi böyle bir ihtilaf çıkıyor. Halbuki onlar bilmiyorlar ki sebepleri ortadan kaldırmak. Nedir raful hikmeti? Allah'ın hikmetini ortadan kaldırmak. Çünkü Mevla her şeyi bir hikmete bağlamış.

  48. 18:42

    Öyle hikmet ki o hikmetin zımzında ve içinde ne var? Masalihu, maslahatlar ve faydalar var ki la tuhsa sayıd bitirilemez. Hikmetlere bağlamış. Şimdi ayet-i kerimede ne diyor? Rabbena bizim Rabbimiz benim dostlarım ne derler? Dua derler diyor. Ali İmran suresinin sondan bir evvelki sayfasında Ülül Elbabı tarif ediyor.

  49. 19:05

    Halis akıl sahipleri böyle evhamlı şüpheli değil. Aklı halis olan Ülül Elbab dualar yaparlar. Bana niyazda bulunurlar. Ne derler? Rabbena bizim Rabbimiz sen bu alemleri yaratmadın. Batila. Boşu boşuna. Sübhaneke. Boş iş yapmaktan seni tenzih ederiz. Böceğin de bir sırrı var. Farenin de bir hikmeti var.

  50. 19:27

    Hınzırın bile hikmeti var. Yaratılışta bir dengesi var. Düzeni var. Allah-u Teala ona göre bütün alemi birbirine bağlayarak hikmetlere ve sebeplere bağlayarak yönetiyor. Şimdi Mevla kendi diyor ki benim dostlarım bana böyle derler. Onların o sözünü beğeniyor. Yani Ya Rab sen bunları boşuna yaratmadın.

  51. 19:44

    E sen dersen ki sebeplerin hiç tesiri yok. O zaman demiş oldun ki Allah bunları boşuna yarattı. O zaman ne oldu? Hikmeti kaldırmış olursun. Hikmet kaldırılır mı? Yani Mevla bir şey incelikle bir sebebe bağlıyor bir şey. Mesela Musa Aleyhisselam hasta oldu. Dediler ona şu otu iç tedavi ol. İçmedi. Hani şimdi bizim birimiz doktora gitmemesi gibi veya

  52. 20:07

    mezaneden ilacı yutmaması gibi. Dedi ki ben iyileşirim. Allah beni iyileştirir. Ondan sonra hastalığı devam ediyor. Geçmiyor. Dua ediyor. Geçmiyor. Sonra dedi Ya Rabbi beni tedavi et. Şifamı ver. Mevla buyurdu ki git şurada ot var. O otu iç. E dedi ki Ya Rabbi. E ot ne yapsın? Yaratan sensin Ya Rabbi der.

  53. 20:31

    Sen direkt yarat. Mevla buyurdu ki Ey Musa sen benim hikmetimi mi iptal etmek istiyorsun? Ben işleri sebeplere bağlamışım. Sen benim sırrımı mı bozacaksın? Yani o zaman tabi bu Musa Aleyhisselam'a Mevla tedavi eder duayla da bunu demek için ona yani bize bunu duyurmak için ona öyle yaptı. Sebepler alemindeyiz.

  54. 20:54

    Niye Rasulullah Aleyhisselam ilaç içiyordu? Niye çörek otu bir yerinden şikayetlendiği zaman Sallallahu Aleyhi Vesellem bir hastalığı olduğu zaman eline bir avuç çörek otu alırdı. Ondan sonra onu ağzına böyle atardı. Bir de kafasını mübarek başını yukarı şey eder böyle yapardı. Hani taneler düşmesin diye.

  55. 21:12

    Böyle yapardı. İçerdi. Ondan sonra bal şerbeti içerdi. Bal şerbeti veyahut da suyla onu yutardı. Peşine de bal. Hani o bal şerbeti yaparsan ilk işi aynı anda yapmış olursun. Çörek otun mucizesi kitabında. Neler var bu hastalıklar için? Hadisler de var orada. Taneli 21 tane var işte. Bir burnuna şunu damlatıyorsun öbür burnuna tütsü yapıyorsun.

  56. 21:34

    Hadisler var. E şimdi bunları o zaman niye yapıyor? Ya Rabbi bana şifa ver. Öyle olmaz. Sebepleri reddedemeyiz. Keyfe. Nasıl sebepleri boş sayarsın? Vel enbiya'u halbuki peygamberler aleyhimus salatu ves selam salat selam üzerlerine olsun. Kanu idiler yura'une gözetirlerdi, riayet ederlerdi. Neyelesbabe bütün sebeplere riayet ederlerdi.

  57. 22:01

    Sebepleri gözetmeleriyle beraber. Tevhiz ederdiler, ısmarlardılar. Neyi, umuru, bütün işlerini? Kime? Hak subhanehu'ya ısmarlardılar. Hem Allah'a ısmarlardılar, bir yandan da sebebe de riayet ederdiler. Ya Rabbi yaratan sensin ama sebebe bağladın. Bunu da ben yapıyorum. Dediği gibi kim? Yakubu. Yakub aleyhisselam ala nebiyyina, bizim peygamberimize de

  58. 22:30

    ona da salatu ves selam, salatü selamlar olsun. Ne dedi Yakub aleyhisselam? Vasiyetten, vasiyet ederek, tavsiye. Burada ölürkenki vasiyet değil, tavsiye. Kime? Li benihi oğullarına. Oğullarına vasiyet etti. Ne için? Mulahizan. Gözeterek. Gözetici olduğu halde. Neyi? Li isabetil ayn. Göz ve nazar isabetinden korudu.

  59. 22:54

    Çünkü on bir oğlu var. Bir tanesi, Yusuf aleyhisselam Mısır'da, onu daha o zaman bulamamışlar. Bünyamin de herhalde kaldı senin yanında. O kafiledeki hırsız var meselesi. Yusuf suresinde dinliyorsunuz onu. Bünyamin de kaldı orada. O 12 idiler. Kaldı burada 10.

  60. 23:11

    Şimdi bu 10 oğlu gidiyorlar. Yusuf aleyhisselam'ı da tanımıyorlar. Daha da şey isteyecekler, erzak neval isteyecekler, kıtlık var. Şimdi o da baktı ki bu 10 oğlum benim, Mısır'ın kapısından şehrin bir anda girerlerse, bu 10'u da birbirinin kardeşi falan, birbirine tabii benzerler kardeşle falan. Millet böyle gözüyle nazarıyla atamı yer.

  61. 23:29

    Bir bakarlar böyle. Vah. Yani bu ne bu ya? Babaları nasıl bir adam acaba falan. Nasıl doğurmuşlar bunları? Böyle göz yaparlar. Bunun nazar hak. Hak olmasa, Kur'an'da geçmez. Hadiste de geçiyor. İnnel ayni akun. Göz nazar haktır. Deveyi kazanan insanın mezarı hadis-i şeriftir. Kocakarı lafı değil. ...

  62. 23:57

    Hadis. Nesefi tefsirinde de geçiyor bu. Onun için göz nazarı var tabii buna isabet olmamak için. Ne yapmak lazım, ne okumak lazım falan. Yazıyoruz bir şeyler. Terkiye'de yazacağız hemşeka herhalde. Dualarımın kitabının ikinci cildinde de bu hususta bab açılıyor. Özel babı olacak.

  63. 24:15

    Şimdi inşallah tabii. Hep inşallah. Hiçbir şey yapamayız. Bir hasta oluyorum. Kitaplarım kalıyor. Derslerim kalıyor. Gece gündüz tefsiri yazdık. Arkadaşlar gitti. Tefsirdeki arkadaşlar gitti. Ben size mektuba da okuyorum. Ondan sonra diğer hocalar gelir. Onlarla kendi kitaplarımı çalışıyorum. Yazdırıyorum yani.

  64. 24:33

    Ben bilgisayar yazamıyorum. İnternetleri açamam. Ben bilgisayar bilmiyorum. Onun için devamlı ilimle uğraşacağız. Bunları ne zaman yazacağız da size hizmetinize sunacağız yani. Ömür lazım, vakit lazım. Değil mi? Sağlık lazım.

  65. 24:48

    Şimdi göz nazar isabet eder mi der? Çünkü Peygamber, Yakup Aleyhisselam gibi Peygamber bunu itibara aldı. Ne buyurdu? Ya beni ye. İşte bu Yusuf Suresi'ne ait. Kur'an-ı Kerim'de ayet okuyor İmam Rabbani Hazretleri Ya beni yeyi benim oğullarım Lâ tedhulû girmeyin Mısır'a gidiyorsunuz şehre girmeyin Min bâbin kapıdan vâhidin Bir kapıdan aynı kapıdan girmeyin

  66. 25:12

    Vedhulû girin minebbâbin kapılardan Nasıl kapılar? Müteferrikatin Ayrı kapılardan girin Şehrin dört beş kapısı var ikiniz oradan biriniz oradan Ne yapmayın göze batmayın Nazara hedef olmayın Şimdi El âyete Yani ikra oku el âyete Ama kendisi ileride okuyacağı için

  67. 25:35

    Şimdi okumuyor Ve mâ vücûdi hâzil mura'âti Şimdi Sebepler alemindeyiz Sebebe riayet etti mi? Etti Bu riayetin varlığı ile beraber Yani sebebi gözettiği halde Kapılara ayrı girin dediği halde Kâle dedi Ayet-i Kerime'nin ilerisi var Teffîzan ısmarlamak için Yani çocuklarıyla ilgili nazar değmemesi işini Allah-u Teala'ya işi ısmarlaması lazım Neden?

  68. 26:04

    Onların kapılardan ayrı girmeleri Nazarı engellemeye yetmez Çünkü Mevla nazar yaratırsa Birinin nazarını değdirirse Tek bir çocuğa da değdirir 10 tane yan yana olmaya lüzum yok O zaman ne dedi? Oğullarım tek kapıdan girmeyin Ayrı kapılardan girin Ben savuşturamam Def edemem Allah'tan gelecek olan nazardan, gözden, beladan Şeycik bile ben sizden uzaklaştıramam

  69. 26:33

    Yani ben size ayrı kapılardan girin dedim ama Bu sebeptir Yoksa Allah bir şey yaratacaksa Allah'tan geleceğe çare yok Ben hiçbir şey yapamam Onun için işimi Allah'a ısmarladım Hüküm ve karar yoktur İlla lillahi Ancak Allah için vardır Yani her şeyin hükmünü ancak Allah verir Buna nazar değsin mi değmesin Bu insan ölsün mü ölmesin Yaşasın mı yaşamasın Felç mi olsun olmasın mı

  70. 27:01

    Herkes de pıhtı atıyor Kimi felç oluyor kimi olmuyor Hüküm ve karar ancak Allah'a ait Onun için sebepler her yerde iki kere ki dört etmez Yaratırsa eder Aleyhi ben ancak Allah'a tevekkeltü Tevekkül ettim ne demek İşimi ısmarladım Ama niye dedi ki ayrı kapıdan girin Allah'a ısmarladım dersin Zaten biz alışmışız Allah'a ısmarladık Dersin gidersin Niye dedin ki ayrı kapıdan girin

  71. 27:27

    Demek ki Tedbire başvurmak sebebe başvurmak Tevekküle mani değil Ben ancak O'na tevekkül ettim Demek ki O'nun ayrı kapılardan girin demesi Ne yapmadı Tevekkülü bozmadı Peygamber tevekkülü bozulur mu Ve aleyhi ancak Allah'a O'na Felliye tevekkel Tevekkül etsin kim el mütevekkülü Güvenmek isteyenler Arayanlar ancak Allah'a ısmarlasın Tevekkülesin

  72. 27:55

    Şimdi Vestas vebe Bu Sahabe Sevap İstifal babına geldi Elif geldi Vestas vebe Doğru kabul etti Neyi Bu anlayışı Kimden Vestehsene Hesene güzel Vestehsene güzel gördü Allah-u Teala Neyi bu davranışı Bu bilgi Bu ilmi Kime ila nefsi kendi zatına Niçin Çünkü buyurdu Bu cümlelerden sonra Ne buyurdu Ve innehu şüphesiz o Yakup Kulumuz peygamberimiz Elbette çok büyük ilim sahibidir

  73. 28:49

    Nereden oldu o ilim Lima Çünkü o şeyden dolayı ki Allemna biz öğrettik Demek ki ne öğretmiş ona Çocuklarına de ki Hepsi bir kapıdan girmesin nazara gelirler Biz öğrettik O zaman ne oldu Ayrı kapıdan girmek bir sebeptir Nazar değmemek için Sebebe sarılmayı biz öğrettik diyor Çünkü Yakup kulumuz çok ilim sahibidir Okuy ayetini dersin diyorum

  74. 29:21

    Bu gelmeyecek bunu bari okuyalım İnsanların çoğu bu işleri bilmezler Ve innehu ledü'il milli muallemna ve lâkinne ekselamen lâs lâ-yâlemun diye hatırlıyorum Yani hafızlar düzelsin Benim var burada birkaç hafız Bilmezler yani Bazı kere anlamazlar oluyor Bazı kere ayetlerin sonlarında benzemeleri olabilir Ama burada öyle hatırlamıyor Hakk-ı Sübhanehu Hakk-ı Sübhanehu nerede?

  75. 29:47

    Fil Kur'an-ı Mecidi Uzun Kur'an'da, Yüce Kur'an'da Fî mâ o ayetlerde ki Khatab-ı hitab etti bihi onunla Kime? Nebiyyena Bizim Peygamberimizin Efendimizin hitab ettiği bir ayet var Orada işaret etti Mevla Nereye? Sebeplerin araya girmesine Devreye girmesine dikkat çekti Hangi ayette buyurdu? Yâ Hünnebiyyû Ey Nebiyyiz-i Şan Hasbüke Allâhu Hasbüke sana yeter ki Allâhu Allah

  76. 30:21

    Allah yeter dedikten sonra daha bir şey lüzum var mı? Sen öyle zannet Peşinden ne dedi? Ve men öyle müminler de sana yeter ki Öyle kimseler de sana kâfî gelir ki Benim iznimle tabi İttiba tabi oldu kime ki sana? Kimlerden? Minel müminin Sana ittiba edenler de sana yeter

  77. 30:43

    Şimdi bu ayetin İki manası var Bir manaya göre Sana da sana uyanlara da Allah yeter Fakat bir manaya göre Çünkü ayetlere mana verirken sebebin üzül devreye girer Sebebin üzül ne oldu? İşte Ayet-i Kerime kimden bahsediyor? Hz. Ömer Efendimizin Müslüman olmasından bahsediyor Ne oldu? Kırka tamamlanana kadar Kabe'de namaz kılınamıyordu Sesle okunamıyordu Hz.

  78. 31:09

    Ömer geldi Müslüman oldu Kırkıncı Müslüman olmakla Ne dedi? Bugünden sonra Allah'a gizli ibadet yok Açık yapacağız Hz. Ömer bu ayrı bir şey cesaret Ama Sana Allah yeter Sana uyan müminler de yeter Yani sayı kırka tamam oldu Hz. Ömer de devreye girdi Yani ben onu sebep ettim Demek ki burada işaret verdi

  79. 31:35

    Şimdi bakıya kaldı elkelamu söz Ne hususta konuşma mevzu kaldı Yani mevzumuz kaldı Nerede fi teziril esbab Sebeplerin etkisi hususunda Şimdi sebepler Aracılar vesileler Etki yapar mı yapmaz mı? Bu konuyu anlatayım diyor İtikata göre El-Sünnet'e göre Ve yecücü mümkündür Caizdir deyince millet caizdir değildir İşte helal haram gibi bir şey zannediyor Her yerde yecücü

  80. 32:05

    Aynı manaya gelmez Adam ne demiş? Yecücü caiz değil demiş Ne diyorsun demiş? Yecücü caiz değil olur mu? O hiç caiz değil demiş Halbuki yanlış konuşuyor tabi Ama her yerde de yecücü caizdir Mümkündüre de gelir Anladın mı? Çünkü Allah için caizdir değildir Allah-u Teala fetva mı soracak müftülere? Onun için mümkündür Allah'ın yaratması mümkündür İstemezse yaratmaz

  81. 32:33

    Münezzeh olan Allah'ımız Bazı vakitlerde Ne yaratması? Bir etki Sebep içinde etki yaratır Ateşte yakma etkisi Bak hava soğuk Camı açtık Burada bir serinlik yapma etkisi yaratmış ona Değil mi? O yaratmasa İstediğin kadar hava girsin Serinlemez Tabi ki sebeplerde bir tesir yaratır Fethe günü o zaman sebepler olur Nedir olur?

  82. 33:05

    Etkili olur Bak ben nefes aldım Sebeplerdeyiz Ve yecücü mümkündür Yaratmaması da mümkün Neyi ettiği etki? Nerede? Bazı zamanlarda O zaman tereddüt etmez O sebeplerin karşılığında Eserun hiçbir etki asla Biz zarur edip Mecburen çünkü Allah yaratmadı Nasıl etki olacak Anne baba birleşir İkisinin de bolca suyu var Rahmete dökülür Rahim dede güzel yerleşir Yerini de bulur

  83. 33:45

    Allah ruh vermez O zaman İşte sebeplerin hepsi var Ama ne olmuyor Ha sen de diyorsun ki Niye yok? Çünkü canlı hücre sayısı 20.000-30.000'i düşmüş Ben öyle rapor gördüm ki Adamın Dua istiyor benden yani Çocuğu olmayan adamın Zahiren hiçbir şey yok diyor Doktor raporunda Canlı hücre sayısı da tamam Buna ne diyeceksin?

  84. 34:17

    Var bunlar raporlarla ortada Adamda hiçbir engelli yok Çocuğu olmuyor Buna da rastladım O zaman Mevla Eser yaratmazsa sebep Boşa çıkar Nitekim biz Gözümüzle müşahede edip Görmekteyiz Bu manayı Bu mevzuyu Bazı sebepler O sebebe bağlanan şeylerin Varlığı Sebeb var Ondan sonra netice var Müsebbep var Anne baba suyu cima filan Cinsel ilişki çocuk var

  85. 35:05

    Bazı vakitlerde La yazarı belirmiyor Minha sebeplerden Eserlerden hiçbiri asla En ufak bir neticede tık yok Çocuğun eseri yok Mesela Diğer sebeplerde Kıyas edilebilir Ağrı kesici İkimizde de başımız ağrıyor Aynı hapı yutuyoruz Bende tesir ediyor başım geçiyor Onda hiç geçmiyor Hap aynı dozu aynı İnsan aynı beyin aynı damar aynı Onda ağrısının geçmesini yaratıyor

  86. 35:43

    Hapa tesir yaratıyor Hapına tesir yaratmıyor Bir bardak içip sarhoş olan var Öbürü on bardak içiyor Bir şey olduğu yok Yani dersen ki Bu sarhoş edicidir Kimi on bardakta olmuyor Kimi bir bardakta oluyor Demek ki Orada da sarhoşluğu yaratan Allah Her şeyde etkiyi yaratan Allah Misal mi arıyorsun yani Tokluk Adam yiyor aynı yemeği Ben doyuyorum o doymuyor

  87. 36:15

    Yiyor muyum doymuyorum diyor Öbürü de ona diyor senin karnında kurt vardı Yani şimdi aynı yemeği yiyoruz Niye ben doyuyorum sen doymuyorsun Sana tokluk hissi yaratacak Yaratırsa doyarsın Yaratmazsa yersin yersin çatlarsın Yine de aç ölürsün Çünkü neden Tokluk hissi yaratmazsa yemek sebeptir Ama tesir Allah'tan Kafayı iyi çalıştırın dersi iyi anlayın O zaman Neticeye gelen

  88. 36:43

    İnkar etmek Ne üzerine inkara kalkışmak Sebeplerin etkisine karşı Mutlaka genel manada Sebebin hiç etkisi yok Hikaye dersen Bu mükaberat Herkesin bildiği bir şeyi Kalkıp reddetmek olur Sebebin hiç etkisi yok Yani Allah sebebe hiçbir etki yaratmıyor Sebeplerde hiçbir etki yaratmamış Bu şimdi inatçılık olur Fuzuli konuşuyorsun Senin adına konuşmak olur

  89. 37:15

    İnsanın hükmetmesi lazım kabul etmesi lazım Bir tesiri Sebeplerde tesir var mı tesir ve etki var Allah'ın yaratmasıyla ayrı dava Her şey Allah'ın izniyle Tesirin olduğuna hükmetmek lazım Yine gerekir Şahsın itikad etmesi gerekir Yani Müslüman bir kişinin inanması

  90. 37:37

    Ama bu tesirin varlığı İnatçıdaki Ağrı kesici etkisinin varlığı Kevcudi nefsi sebep Sebebin kendisinin varlığı gibi Yani o hap nerden oldu Bilmem neredeki otlardan Laboratuvarda tahlil edile Dozunu ayarlıyorsun hap yapıyorsun Peki bu ham maddelerin Bu sebebin kendisini kim yarattı O sebebin kendisini Kendisi nasıl ki onun varlığı Allah tarafından yaratılmış Yoktan var edilmişse

  91. 38:07

    O sebebin İşte o ilacın İnsandaki ağrıyı kesme etkisi de Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah'ımızın yaratmasıyladır Ham maddelerini ayrı yaratıyor Yarattıktan sonra sen Onu hap haline getirdikten sonra Bu sefer ona etki yaratıyor ağrı kesme etkisini ayrı yaratıyor Zaten ayrı yaratıyor İstemediğini de yaratmıyor Onun için de o adamın kafasının ağrısı geçmiyor Anladın?

  92. 38:37

    İyi ki o aklıma geldi iyi anlattınız onu size İşte bu malumat Bu bilgi Bu fakir diyor Benim görüşüm budur Fiyazil meselede Bu meselede ben böyle inanıyorum Bizde öyle inanıyoruz elhamdülillah Allah-u Subhanehu Tabi ki münezzeh olan Allah Herşeyi bilen O'dur Bizim de demek istiyor ilmimiz noksandır ama Mevla bize bu kadar öğretti Felaha Fe ayrı birşey felah değil

  93. 39:07

    Felah tek kelime olsa felah kurtuluş Fe ayrı laha ayrı Laha zuhur etti belirdi Fe öyleyse maalesef atıf Felaha veya istinaf yani Mevzuyu toparlıyor veya netice Felaha o zaman zahir oldu Min hazel beyani Benim bu açıklamamdan Ne anlaşıldı ennet temessüke Sıkı sıkı tutunmak bil esbabi Sebeplere Hasta olmayayım diye Camı kapatın şunu yapın Giyiniyor terini kurutuyor

  94. 39:37

    Benim gibi böyle ben de çok yapamıyorum da Sebeplere sıkı sıkı sarılıyorsun Hasta olmayayım öksürmeyim sesim kısılmasın İyiysen devamlı soğuk iç Ondan sonra terli terli git bir soğuk iç Ondan sonra sesim niye kısılıyor Sebeplere alemindeyiz Sebeplere sarılmak Neyse olmadı bir münafin Münafin idi Yani zıt değildir Allah'a güvenme sıfatına Zıt değildir

  95. 40:03

    Hem sebebe sarılırsın hem de Allah'a güvenirsin Bu güvenmeye ters düşmez Kema zanne zannetti ve nakisun İlmin nakis olanlar Yani Allah'ı bilme hususunda marifeti eksik olanlar Bazı ham sofralarda olabilir Bunları öyle anlayabilir Öyle değil Bel bilakis Temessüke bil esbabi Sebeplere temessük sıkı sıkı tutunmakta ne vardır Kemalü tevekkülü

  96. 40:27

    Sen Allah'a güveniyor musun güveniyorsun İşlerini ona ısmarladın mı ısmarladın Bunda şüphesiz inanca sahip misin sahibim O zaman Bunun mükemmel olması için ne yapman lazım Sebebe sarılman lazım Çünkü sana öyle şöyle emretti Laf niye tutmuyorsun Evet fe inne yakube aleyhisselam Yakub aleyhisselam Etlaka kullandı Et tevekküle Allah'a tevekkül etme sıfatını ismini Kelimesini

  97. 40:55

    Sebepleri gözetme manasında kullandı İşini ısmarlamakla beraber Yüce hakkı alaya Ismarlamakla beraber Sebebi de gözetti Ayrı kapılardan girin dedi Ayrı kapılardan girin dedikten sonra da Haysu kalene buyurdu Ben size bunu demekle Ancak Allah'a güvendim Yani Allah'a güvenmek nasıl olur işte böyle Sebebe sarılmakla olur Yani ayrı kapıdan girin dedim ya Çünkü neden İsabeti aynı

  98. 41:27

    Göz nazarın gelişini önleyecek ancak Allah'tır Ama ben Sebebe sarıl dedim sana Çünkü neden Allah'a güvendim ki Allah size nazar dokundurmayacak o sebeple diye Ve aleyh ancak Allah Tevekkül edenler Güvenenler İşlerini ısmarlayanlar Ancak Allah'a tevekkül Etsinler ve işlerini ısmarlasınlar Dediğine göre demek ki Ayrı kapıdan girin diye sebebe irşat etmesi Onlara sebebe sarılın

  99. 41:57

    Buyurması tevekküle mani olmadı Burada kalıyoruz Sayfanın sonunda şimdi irade vahsi geldi Mevla hayrı da murad eder Şerri murad eder mi? Allah şer yaratır mı? Yaratır Murad eder mi? Eder Razı gelir mi? Gelmez Şimdi burada incelik var çok acayip bir ders Önümüzdeki Bugün ne ya çarşamba Önümüzdeki çarşamba inşallah Ders patlayacak yani İrade vahsi Burada da Resmet garibullah

  100. 42:31

    Hazretlerinin Arapça bir mektubu var Efendimiz Hazretleri onu çok severdi o mektubu ezbere bilir O mektubu tercüme ettirdi bize Biz o mektubu tercüme ettik Ve iki ciddi Risale-i Kudsiyesi var Efendimiz Hazretlerinin kitabı Sohbetlerinden derlenmiş Risale-i Kudsiyesi Her sohbetin başında okurdu Önce okumazdı Sonra bir istihara üzerine başladı yani

  101. 42:57

    Bizim eski zamanda okumazdı öyle bir şey Sonra başladı okuma yani O zuhuratı kabul etti Ne derdi? Şeriat kendisi hak Müftah tarikat derdi Şeriat hakkın hazinesidir anahtarı tarikattır Ayete hadise sohbete başlamadan Bir iki beyt okuyayım derdi Öyle yani o son seneler ama Ondan da işte ne oldu Hanımların filan yazmalarıyla toplandı Derlendi

  102. 43:23

    Risale-i Kudsiyesinin bir nevi izahı oldu Tabi Efendimiz Hazretleri tam oturup bir kitap gibi Şey yapmadı değil sohbette anlatmaları Toplanmış Onun sonuna iki cilde oldu Onun sonuna bu mektubu koyduk Tercüme ettik İsmet Baba'nın Arapça mektubu Ona mana verdik biraz daha zordur Ona Risale-i Kudsiye Mahmut Efendi Hazretleri Mahmut Usta Osmanoğlu

  103. 43:47

    Yani diye soruyorsun kitapçıya tabi Ondan sonra Var Çarşamba'da var Akıskaya yayınlarında filan Diğer kitapçılarda da olabilir Vardır diye düşünüyorum Risale-i Kudsiye iki cilde Onun sonuna bizim hazırladığımız Öyle basılmıştı bilmiyorum tabi

  104. 44:01

    Şimdi baskılarda değişiyor mu asker ama Öyle hazırladık yani Efendimiz Hazretleri'nin Emriyle Orada ne buyuruyor İsmet Garibullah Hazretleri Essa'yü mâni'al littevekkülü Velittevekkülü Essa'yü lâ hükmillâh Efendimiz Hazretleri çok okudu bunu Yani sebebe sarılıp Çalışmak gayret etmek Tevekküle engel değildir Bilakis tevekkül mü soruyorsun

  105. 44:25

    Aynı bak İmam Rafa hiç ayrılır mı bu birbirinden lafları Tevekkül mü soruyorsun Esas tevekkül nedir Allah bu hususta ne hüküm verdi Diye sebeplerine sarılarak O hükmü beklemektir Allah'ın hükmüne koşmak Allah'ın hükmüne koşuyorsun Yani benim ağrım var sancım var Ne istiyorsun ağrım var sancım varsa Efendim bunun geçmesini istiyorsun

  106. 44:45

    Bakalım Allah'ın hükmü bunun şifası mıdır değil midir Bunu bilmiyorsun Ne yapıyorsun gidip ilaç alıyorsun E ne oldu ilaç almakla Bakalım Allah'ın bu husustaki hükmü nedir O hükmüne ameliyat oluyorsun Neden Allah'ın hükmüne çalışıyorsun Hükmünün tecellisine gayret ediyorsun o sebeplere sarılacaksın, bakacaksın Allah şifa halk edecek mi, etmeyecek mi?

  107. 45:04

    Ederse de razıyız, etmezse de razıyız. Ama sebeplere bağladığı için, Musa Selam'a dedi ya hikmetimi mi bozmak istiyorsun ey Musa, git ilaç ye. Onun gibi. Onun için Resulullah, Büyük Şeyh Efendi Kaddesi Allah-u Teala Hazretleri. İşte onu diyoruz da işte, o şeyi de ondan okuyoruz o mektupta. İbrahim Hakkı, Kale İbrahim Hakkılar Zurûmi

  108. 45:30

    marifet namaz sahibi, ve kelamu hüccetü, sözü hüccettir diyor. Diyen ne hâzâ minek ve li ehlillâh. Ehlullah'ın en mükemmellerindendir. En yetişmişlerindendir. İşte men kâne fî kalbî Allah, fe mu'inû fîddâraynâ Allâh. Men kâne fî kalbî Allah, fe hasbû fîddâraynâ Allâh. Kimin kalbinde Allah sevgisi, Allah'a iman, itikadı varsa, iki cihanda yardımcısı Allah'tır.

  109. 45:52

    Kimin kalbinde Allah'tan gayrı takıntılar var, yani Allah'ın sevgisi yok, itikadı yok, Allah'a karşı saygısı yok, takvâsı yok falan. İki cihanda hasbû düşmanı Allah'tır, ne acayip söz değil mi? Timurtaş Hoca onu, ağızların hep başımda onu okur. İbrahim Hakkı Aziz'in sözüdür o da, İsmet Baba da onu naklediyor.

  110. 46:10

    O mektubundan istifade edersiniz yani. Güzel ilimler var. Orada bak ne dedi? Sebeplere sarılmak tevekküle mâni olmaz. Esas tevekkül arıyorsan sebebe sarılarak Allah'ın hükmüne hazır olacaksın, bekleyeceksin. Hepinize Allah'a emanet ederiz. Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. Sallallahu Teala.