00:00 / 1:05:48Şu an 00:00 / 1:05:48
Video bölümleri
- 08:35İstidrâc Ne Demektir? Allâh Sevmediği Kula Bazen Niçin Nîmetler Verir?
- 13:03Allâh-u Teâlâ'dan Hakkıyla Korkan Huşû Sâhibi Kulların Şu Sıfâtlarından Sizde Bir Eser Var mı?
- 22:20Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem’in: "Siz Okuyun! Çocuklarınıza Öğretin! Dünyâ Âhiret İşleriniz Bu Duâ İle Yoluna Girer" Buyurduğu İftâr Duâs
- 29:38Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem Günahsız Olduğu Hâlde Neden Çok İstiğfâr Ederdi?
- 39:16Allâh'ın Cennette Görüleceğini İnkâr Eden Mûtezile Kafalılar Cennete Girebilir mi?Girse de Allâh'ın Cemâlini Görebilir mi?
- 55:39Allâh İçin Aç Susuz ve Uykusuz Kalanlara Mahşerde Verilecek Eşsiz Mükâfâtlar
Transkript
145 satır
- 00:00
Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil Alemin Sallallahu Teala alâ Seyyidil Murselin Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecma'in Kıymetli kardeşlerimiz Bu mübarek dersimizde Öncelikle şunu bir müjdeli haber olarak verelim Lale Gül mobil uygulaması yenilenmiş Televizyondan Yapılan sohbetlerin İnternetin olduğu her yerde
- 00:33
Demek ki bu bir her yerde bu kadar kuvvetli değildi. Şimdi onu güçlendirmişler İnternetin çektiği her yerde Lale Gül TV ve Lale Gül FM canlı yayınları İnternetin olduğu her yerde cep telefonlarınızdan takip edilebilir. Kaçırdığınız sohbet ve diğer içerikleri izleyebilirsiniz. Lale Gül mobil uygulamasını cep telefonlarınıza ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
- 01:01
Bu büyük bir hizmettir. Sohbetin her yerde dinlenmesi, ücret alınmaması, bu usta arkadaşlar hayır sahiplerinden, Lale Gül vakfına yardım edenlerden Allah razı olsun. O hayırlarla işte bu hizmetler, görüntüler güzelleştiriliyor. İşte internetin çektiği her yerde sohbetin çekmesi sağlanıyor. Vesaire daha önümüzdeki günlerde güzel hizmetler olacak.
- 01:26
Efendim bunu herkese duyuralım. Sohbetleri kaçırmasınlar. Kaçırmayalım, kaçırttırmayalım. Şimdi Ramazan-ı Şerif'te tabi ameller ücûrukum alâ kader teâbikum ücretleriniz zahmetlerinize göre verilecek buyuruyor. İnsanın yaptığı amelin ona zor gelmesi, ağır gelmesi yorgunluk vermesi onun kabulüne vesiledir.
- 02:03
Mahmud Efendi Kutsesur Hazretlerimizin babası Ali Efendi Hocamız öyle derdi yani oruç tuttun, acıkmadın, susamadın, yorulmadın. Ne anladık oruçtan? Yani ne demek? Tabi yorulmak için de durup dururken boşuna ırgat gibi de koştur demedik ama burada açlığın, susuzluğun tabi yaz günlerinde, uzun günlerde, sıcak günlerde daha büyük etkisi oluyor.
- 02:34
Lakin bu amellerin karşılığı olarak el-ceza mincisir amel karşılıklar ceza, ceza karşılık demek Arapçada Türkçe'de azap mağazasına anlaşılıyor. Halbuki Arapçası azap değil. İyi amele güzel karşılık, kötü amele kötü karşılık oluyor. Ceza ikisine de deniyor. Onun için dünyada bir insan hangi ameli yaparsa ahirette onun karşılığı onun cinsinden verilecek.
- 03:10
Cinsinden verilecek ne demek? Yani ona uygun düşecek. Bu itibarla oruç ibadetinin tabi esas kâyesi takva haramlardan sakınmakla tamamlanırsa, tamamlanmazsa bir şey yok. Estaizübillah. Ey iman etmiş kullar, oruç size farz kılındı. Sizden öncekilere farz kılındığı gibi. Niçin farz kılındı? Ola ki siz haramlardan sakınırsınız diye.
- 03:50
Çünkü oruç ne yapar? Bütün günahların, maziyetlerin kaynağı şehvet. Şehvet de istek manasına geliyor, iştah da oradan geliyor. Lakin ekseriyetle gayrimeşru kötü isteklere söyleniyor. Ama bir insanın yemek canı çekmesine de şehvetlenir. Su canı çekmesine şehvetlenir. Ama bizim Türkçe'de şu anda sadece...
- 04:33
şu anda sadece cinsel anadalar kullanılıyor ama esasında canının çektiği demek. İçtihar oradan geliyor. Onun için Kur'an-ı Azimuşşan'da, ahirette canlarının çektikleri Cennetlerde sizin için ne var? canlı aranızın iştihar ettiği, yani ne demek, çektiği işte, tavuk istediğin, balık istediğin, kuzu eti istediğin, kuş eti istediğin havada gidiyor,
- 05:10
ya bu ne güzel yenilirdi, içinden geçer geçmez, önünde pişmiş tutuyor. Hiç yani, işte bana kuş isterim, şu eti isterim demeden, yani deme zahmetine bile katlanmaksız veriliyor. وَلَكُمْ فِيَمَا تَتَّعُونَ Ne temenni ederseniz o size verilecek buyuruyor. نُزُلَ مِنْ غَفُورُ الرَّحِيمِ Çok acıyan Allah'tan bir ziyafet, ilk ziyafet olarak.
- 05:40
Nüzül demek, misafir eve geldiği zaman, evde hazırda ne varsa, خَيْرُ الطَّعَم مَا حَذَر. Yemeğinin hayırlısı hazırda olandır. Hele ki ani geldiği zamanda, dur ben börek pişireyim derken, yarım saat, bir saat adamın canı çıkar, peki yoldan geldiği için aç geldi eskiden tabii uzun yollar, zahmetli yollar şimdiki gibi de değil.
- 06:08
Yine bile bir uzaktan gelen, aç gelir, yorgun gelir. Önüne bir şey koymak lazım. Hazırda ne varsa en hayırlısı odur. Buna nüzül deniyor. Yani ahirette de canınız ne çekiyorsa var. Ama buna ne diyor? Nüzül diyor. Bu da diyor, ilk konaklama ziyafetidir. Esas, ağır mükafatlar, büyük mükafatlar, arkadadır buyuruyor.
- 06:38
O da nedir? Mevlamızın rızasına ermektir. Ve cemali, bakemali müşahede etmektir. Bu itibarla ne buyuruyor? Cennet ehli cennete girdiği zaman, Rabbimiz Tebareke ve Teala, Selamun Aleyküm ya ehlel cennet. Ey cennet halkı size selam olsun buyuruyor. Ve aleyküm selam diyorlar, Mevla Teala'nın selamını işte nasıl karşılıyorlar?
- 07:10
Çok büyük bir şevkle, aşk ile Mevla'nın selamına mazar oluyorlar. O zaman Rabbimiz Tebareke ve Teala buyuruyor, ya ehlel cenneti, ey cennette girenler, her razı için hayatınızdan memnun musunuz? Millet cehennemde kaynıyor, azaba düştüler. Kimisi hiç çıkamayacak ebedi, kafir ölenler ebedi çıkamayacak.
- 07:40
Fasık ölenler, günahkar gidenler, külahlar kadar yanacak, çıkacaklar ama çok uzun yananlar var, 7000 seneye kadar yanacaklar var. Onlar da diyecekler, Ya Rabbena ma lena lana rıdvan, ma gadanataytena, malem çok ehademin halkıke. Ya Rabbi biz nasıl senden razı olmayalım? Sen kimselere vermediklerini bize verdin.
- 08:05
İnsanlar azap içinde kaynıyor. Sen bizi cennete nasip ettin. Çok razıyız. O zaman Rabbimiz buyuracak, el yevme hüllü lekum rıdvanî, fela esgatü aleykum ba'de öbeden. Şu anda ben size rızamı indiriyorum, hoşnutluğumu gönderiyorum, üzerinize konduruyorum. Artık ben size bundan sonra ebediyen kızmayacağım.
- 08:32
Şimdi burada Efendimiz çok üzerine dururdu bu işi. Bir insan en büyük alimde olsa, salih, takva sahibi, evliyadan vesaire, meşayihtan da olsa, her zaman korku içerisindedir. Son nefesin nasıl biteceğine, emin olamazsın. Çünkü güvenmek, benim sonum iyidir diye kesin konuşmak, ve imanla öleceğini garanti etmek, Mevla'nın razı olmadığı bir şeydir.
- 08:58
Mevla kullarının korkmasını istiyor. Onun için, fela emmenü mekrallâhi illel gavmul hâsirûn. Allah meklinden, yani Mevla hileyi yapmaz, tuzak kurmaz ama, insanların yaptığı muamelatta, hile denilecek şeylerde, Mevla'mız da ne yapar adama? Adam günah yapar, Mevla nimetini artırır. Adam safık, sahte şeriflik ilan eder, Allah nimetini artırır.
- 09:33
Bu da bunu, bak biz doğru olmasaydık, hak olmasaydık, hakikat üzere olmasaydık, Allah bize, bu imkanı vermezdi, gibi avundurur. Onlar da oraya kanarlar, kendine verilen 3-5 nimete aldanırlar, ondan sonra, tuğ yanda, azgınlıkta aşırı giderler, aşırı giderler, ileri giderler, tevbe de etmezler.
- 10:02
Şimdi bir insan, bir günah yapsa veya yanlış bir iş yapsa, sonra uyarılsa, ikaz edilse, hastalık gelse, bela gelse, musibet gelse, hiç olmazsa kendine gelir. Ben nerede yanlış yaptım acaba? Mevla niye belamı verdi diye düşünür. Ama bir insan, hem günah yapıyor, hem yanlış yapıyor, hem de Allah'a iftira ediyor, Rasûlüne iftira ediyor, Efendi Hazretleri'ne iftira ediyor,
- 10:29
sahtekarlık yapıyor falan, ondan sonra durumu çok iyi. Hasta olmuyor, başına bela gelmiyor, gelmiyor, nimetler de artıyorsa bu istidraçtır. İstidraç ne demek? Derece derece helake çekilmek. Sen estedricu min haysi lâ ye'lemûn. Ben onları hiç bilmedikleri taraftan kademe kademe azaba doğru çekiyorum.
- 10:53
çekiyorum. Fakat onlar anlamıyor. anlamıyor. Dinle, keydi, metin. Yani benim yakalamam çok şiddetli olur, ama baştan buna bir alamet belirtivermem, bu da onun aleyhine olur. Şimdi ben bir yanlış yapsam bir şeysem, hemen belamı buluyorum. Ya ağrım artıyor, ya hastalığım artıyor, ya gözüm gidiyor, ya bir yeni bir şey oluyor.
- 11:20
Şimdi, dereceleri terfi bakımından, musibetler dereceleri yükseldi falan, ben diyorum ben dereceleri terfi, yani keşke halimet olsam, gözüm yukarıda olsa ama ben onu beceremiyorum. Ben günahlara kefaret olsa, yani günahlarımı sildirse, başa baş gelse yeter diyorum. Dolayısıyla musibetler, belalar mutlaka günahları sildirir.
- 11:44
Boşuna bir şey yok. Ama Hazreti Ömer Efendimiz'e radıyallahu anh vefat edileceği vakit sual ettiler. Dediler ya onlar, yani nasıl gidiyorsun Allah'a ahirete, işte sen, methettiler yani. Hazreti Ali Efendimiz de radıyallahu anh ziyaretine geldi. Vefatından evvel çok methetti onu işte. Sen şöyle adalet ettin, şöyle İslam Devleti'ni tesis ettin,
- 12:08
işte dine, İslam'a çok hizmetlerin oldu falan filan. O da tam vefat edecek. Zaten yaralanmıştı biliyorsunuz. Mirap'ta namaz kıldırırken 3 gün yaşadı. Yarasından devamlı kan geliyordu. Şehit olmadan evvel, Hazreti Ali Efendimiz yanına girdiğinde böyle methettiği vakitte sahabe-i kiram Rıdvanullah-ı Teala Ali Mecmua buyurdu ki vallahi ben bu saydıklarınızdan hiçbirini
- 12:30
ben bir şey hatırlamıyorum ama ben başa baş kurtulsam yani bütün amellerimle halbuki Hazreti Ebu Bekir Sıddık radıyallahu anh'dan sonra bu ümmetin en faziletlisi Faruk Hazretleri'dir. Ve onun faziletleri, amelleri, hasenat sahiplerinden sahaben hiçbiri yetişemez. Böyle olduğu halde diyor ki ben başa baş kurtulsam kardayım.
- 12:58
Dolayısıyla onlar böyle derse 120 yaşında Ali Haydar Efendi Hazretleri, Kutbul Ektab, Kavsul Ektad Hazretlerimiz gelene gidene bu dedenin üstün hatimesi için sonumun iyi olması, imanla ölmem için dua edin derse Bucun Ulema Evliya üstün hatime kitabında bunlara çok örnekler yazdım, hazırlamıştım. Tamam, bastıramadım.
- 13:22
Orada çok rivayetler var. Yani peygamberlerin korkuları Evliyaullah'ın korkuları bildiğin gibi değil. En çok peygamberler korkmuş. Halbuki peygamberlerin imansız ölme riski yok. Peygamberlerin günah işleme imkanı da yok. Peygamberler masumdur. Peygamber olmadan önce de sonra da küçük günahlar yapmadılar.
- 13:50
Yapmazlar, korunmuşlar. Hal böyle oldu o halde onlar ödü kopuyor. Bela Mevlüd-i Bahra'nın durumunu görünce İsm-i Azam'ı bilen en büyük alim kafir ölünce Barsı İsa kafir ölünce Ben-i İsrail'in peygamberlerinde onlardan sonra olanlar dönem itibariyle ödleri koptu. Kur'an-ı Kerim onlardan bahsediyor. Peygamberler bize dua ediyorlarken Onlar hayırlı amellere çok şüraatle giderler.
- 14:34
Yani hızlı hareketler, hayra kavuşmak için, faziletli amel için çok şüraatli davranırlar. Bir yandan kabul olanacağını ümit ederek rahmetle dua ederler. Bir yandan da ya reddolursak diye korkuyla dua ederler diyor. E şimdi bir peygamberin reddolunma tehlikesi yok ki. Ve küllü nebîn mücab diyor hadiste.
- 15:02
Her peygamberin duası müstecaptır, buyuruyor. Ama anında çıkar, sonra çıkar falan, ayrı mesele. Mûsâ'a-Selâmu Aleyhi Vesselem, duâ etti, firavundan kurtulma, gâle gâdir cîbet davet-i kûmâ, ikinizin duası kabul olundu, buyurdu. Ama kırk sene sonra firavun boğuldu. Yani orada zamanın gecikmesi kabul olunmadığı anlamına gelmiyor.
- 15:22
E bütün peygamberlerin duası mutlaka kabuldür, müstecaptır. Böyle olduğu halde niçin reddolunurum diye, namazım reddolunur mu, orucum reddolunur mu diye korkarak duâ derler diyor Kur'an. E bize örnek olsun diye. Vekânû lena hâşi'în. Onlar bize karşı huşû içindeydiler. Huşû demek derin saygı. Derin saygı, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem namaz kıldığı zaman
- 15:50
Kâne Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ezizün ke ezizil mircel diye diye laf söylü atılıyorum. lafzı öyle hatırlıyorum. Yani kaynayan bir tencerenin fokurtaması. fokurtaması gibi Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem namaz kılarken içinden Allah korkusundan dolayı böyle ne diyeyim sana, sesler çıkıyor.
- 16:16
Gürültü geliyor, ses geliyor. Kaynama sesi gibi, fokur fokur kaynama sesi gibi ses geliyor. Bunu sahabe-i kiram yanında namaz kılanlar duyuyordu. Bu işte Allah korkusundan, huşû. Biz namaz kılarken ancak geğirme sesi geliyor. Başka bir şey geldiği yok. Adam biri, yani sahabenin mutlaka da Radıyallâhu anh orada namazda geğirdi yani.
- 16:45
Veyahut da namaz dışında geğirdi. Geğirince de Elhamdülillah demenin çok faziletini okudum kitapta. Bu zamana kadar bilmiyordum. Estağfurullah denilecek zannediyordum. Ama sonra gördüm. Onu bakalım, müjdesini şimdi unutmuş olabilirim ama geğirdiği zaman insan Elhamdülillah diyecek, yine bir hazmetmenin belirtisidir.
- 17:09
Buradan Geğirtini men et. Yani kendini şey et. Kontrol et. Kontrol et, yani sık kendini. Teğirmeme vakit. Herhalde namazlar da olunca. Ondan sonra feynne eksere nâs yu'an yevmel kıyâmeti ekserûn fitnü'yâ şibân Ceza amel cinsindendir. Kıyamet gününde insanların içinde en çok aç kalacak kim? Mahşerde en çok Dünyada en çok tok olanlar.
- 17:45
Dünyada kimin tokluğu fazla süreliyse, ekseriyetle midesi toksa, kıyamet günü mahşerde en fazla aç onlar kalacak buyurdu. Onun için, şimdi sallallahu aleyhi ve sellem niye bu kadar korkuyorlar, niye bu kadar namazın içerisinde göğsü fokurduyor? Bize karşı peygamberler huşû içindeydiler buyuruyor. Bizden de huşû istiyor.
- 18:13
Bizim kafamız da anık. Biz de kafayı toplayamıyoruz maalesef. Müminler kesinlikle felaha erdi. Ama her mümin değil. Namazlarında huşû sahipleri. Şimdi buradan iki şey çıkıyor. Bir, namaz kılmayan felah bulmaz. Müslüman da olsa. Çünkü birinci şartta iki madde var. Namazlarının içerisinde huşû sahipleridirler.
- 18:45
Bu ne demek? Namaz kılacak demek. Yetmez. Kafilane kılmayacak. Huşû içinde kılacak. Huşû ne demek? Allah-u Teala görür gibi olmak. Sen Allah-u Teala göremiyorsan da Allah-u Teala seni gördüğünü bilmek. İşte bu hali kazananlar felah buldu diyor ve devam ediyor. Yani sadece bunlar da yetmiyor.
- 19:17
Boş işlerden, boş konuşmalardan ne dünyaya yarar ne ahirete yarar. kaldı sana bir şey. O vefat etti, sana kaldı, sen oldun, varisin. E senin varisin kim olacak? وَكُنَّا نَحْنُ الْوَارِسِينَ Allah'a buyuruyor. Hepinizi öldüreceğim, hepinizin malına, mülküne ben konacağım diyor. E zaten sen yarattın, sen verdin Ya Rabbi diyor.
- 20:14
Varisler biziz Allah'a buyuruyor. kimsenin varisliğinin meraklanmasın. Nenem ölse de, anam ölse de, şu yük alsa da, bu yük alsa da falan geç o işleri. Sen ebedi mi kalacaksın? Kazık mı çekeceksin? Senin de varislerin senin ölmeni bekleyecek. Dolayısıyla varis, esas varisler kim? esas varis derken Firdevs-i âlâya varis olursan, Cennet-i âlâya, babandan kalmış gibi yani,
- 20:40
hiç zahmet çekmeden sen Cennet, köşkler, saraylar, hurler, zülmenler, rüdanlar, bu kadar ayetler, hadisler hep Cennet anlatıyor. Bu Cennet'e sen tuğla mı taşıdın? Bir ağaç mı diktin? O köşklere de efendim, niye hizmet yaptın inşaatında? Hiçbir şey yok. Mevla Teala ol diyor, oluyor. Onun için sen oraya konduğun zaman, bu dünyadaki ameller vesilesiyle kazanıyorsun.
- 21:05
Onu kazandığın zaman işte varis sensin. Sana çünkü zahmetsiz bir rahmet kaldı. Ve onlar orada ebedi kalacaklar, çıkmayacaklar buyuruyor. Onun için, burada Allah dostları, devamlı huşu içerisinde, saygı içerisinde, korku içerisinde, namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar ama hemen peşine Estağfirullah diyorlar.
- 21:33
Niye buyuruyor, Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, İ'mel ve Estağfir. Amel et, peşine istiğfar et. Yahu ben içki mi içtim, kumar mı oynadım, zinam ettim, namazdan selam veriyoruz, hemen başlıyoruz Estağfirullah, Estağfirullah diye. Yani bari namaz kıldık, biz zinam ettik de Estağfirullah çekiyoruz. İşte anlamıyor, manayı anlamıyor.
- 21:53
Sen orada namaz kıldın ama huşu temin edemedin. Allah Teâlâ'nın istediği gibi bir namaz kılamadın. Okuduklarının manalarını tefekkür edemedin. Aklın oraya gitti, buraya gezdi. Dolayısıyla o namaz, Mevla'nın razı olduğu bir namaz değil de, fazl-ü keremiyle kabul ediyor. E sen o zaman, hemen peşine ne demen lazım, Estağfirullah.
- 22:16
Yarabbi sana mağfiret talep ediyorum. Oruç yiyen, iftar dualarında mesela, Ya Azim duasını hep öğretiyorum size. O, Beyanegül Dergesi'nde de olacak, Ramazan Risalesi'nde de vardır, sayfasının içinde, aklımda değil. Ya Azim, Ya Azim okuyorum, ben de size de okutuyorum bazı kere. İşte o duada da yine ne var?
- 22:36
Tehfirliden belazıyım, büyük günahlarım, mağfiret eyle. Halbuki, orucu yeni bitiriyor, tam iftar saatine. E iftara kadar ne yaptı, oruç tuttu. İslam'ın şartlarından birini yerine getirdi, farz bir amel yaptı. İstiğfar edilecek ne var? Yahu ne istiğfar edecek? Oruç tutarken gözüne, oraya baktığı, ağzı bir şey konuştuğu, orucun maneviyatını ihlal edecek, sevabını iptal ettirecek,
- 23:01
günahlar yapmış olabilir. Onun için ne yapacaksın? Tehfirliden belazıyım, o büyük günahlarımı mağfiret eyle, benim için setreyle. Fe innehu lâ yehfirul zembel azîm illel azîm. Büyük günahları, büyük Allah'tan başkası affedemez. Bunu okursa diyor, Allah-u Teala onu mağfiret ediyor, sadece mağfiret etmekle kalmıyor.
- 23:23
Dünya ahiret işlerini yoluna koyuyor. Ne buyuruyor? Hadis-i şerifte, bu iftar duasını zürriyetlerinize talim edin. Çoluk çocuğunuza, hanımınıza okutun, öğretin. E işte efendim, okundu mu, okunmadı mı? Çorba geldi mi? Pide nerede? Bilmem ne derken, adam hiç zikretmeden, istiğfar etmeden hemen iftarını açıyor.
- 23:49
Ve burada çok büyük bir dua kabul saatini kaybetmiş oluyor ve azat olma, cehennemden berahat alma müjdesinin olduğu bir milyon kişi her gece azat olurken, orada bir dua etseydi, bir estağfurullah deseydi, bir mağfiret isteseydi, hafız saatiydi zaten, o bir milyonlara katılacaktı. Cehennemden berahat alacaktı.
- 24:10
Ama gaflet bizi mahvetmiş. Gaflet, işte açlık, susuzluk, günler de kısa yani. Havalar da soğuk aslında, çok da yorucu bir oruç değil. Ve mevsim itibariyle bu sene. Ama insanlar, sofra telaşı, bilmem ne, ben nereye oturacağım, kalabalık bir davetse, bilmem ne işte, yerini ayarlamak vs. kafası gidik. Halbuki istiğfar etse, bu duayı okusak, buyuruyor,
- 24:37
çocuklarınıza bu duayı öğretin. Bak dünya işlerimizde çok ters giden, bozuk giden işlerimiz var. Maddi manada sıkıntılarımız var. Ve hepimizin, şu iş şöyle olsaydı diye isteklerimiz var. beklerimiz var. Ama şu ana kadar olmamış. Ahiret işlerimiz zaten Allah bilir, yani bilmiyorum birçoğumuzun belki dünya işlerimizden daha bozuk, ahiret işlerimiz daha da bozuk yani.
- 25:11
Halbuki daha düzgün olması lazım ama işte günahlarımız bu işi bozuyor. diyor, bu duayı okuyun ve çocukluğunuza da okutun, iftar saatinde bunu birkaç kere tekrar etse ne zarar eder, ne kazanır, günahlarına mağfiret kazanır, bir de Allah hem ne zarar iner?
- 25:32
hem dünya işlerinizi yoluna koyacak bu dua sebebiyle diyor. Hem de ahiret işlerinizi yoluna koyacak. Zaten günahlarını affettiği zaman ahirette sorun kalmıyor. Ahirette bütün bela günahlardan gelecek. Deavkum ve devâkum fî hastalığınız da Kur'an'da yazıyor, ilacınız da devanız, reçeteniz de Kur'an'da yazıyor.
- 25:57
Emmâ devâkum sizin hastalığınız ve derdiniz başınızdaki en büyük belanızı soruyorsanız feznû bıkum işlediğiniz günahlarınızdır buyuruyor. Hadis-i Şerif'te. Emmâ devâkum o zaman ilacınız nedir? Fel-istighfâr. Allah'tan mağfiret talep edecek. İşte bu yâzım duası istighfardır. Seyyidul istighfâr Allahumme ente rabbilâhe ilâhe illâ ente halaktenî.
- 26:20
Bunu kaç defa söyledik. İlk çıkan dualarımda da var. Ezgâr davatın efendim sabah akşam okunca ikinci citte de mutlaka var. Bunları seyyidul istighfâr. S harfinden alfabetik virüs yapılmış kitaplarıma. S harfinden seyyidul istighfâr istighfarların efendisi. Manası çok büyük. O manayı mülaza ederek birkaç kere manasını da verdim.
- 26:42
Şimdi bu istighfarlar Ramazan Şerifi çok önem arz ediyor. Dört hastalığı çok yapın. İkisiyle Allah'a razı edeceksiniz. Birisi kelime-i şehadeti çok yapın. Birisi istighfarı çok yapın buyuruyor. Şimdi istighfar, mağfiret talep etmek. Bu mübarek ayet. Günahlarınız, derdiniz, günahlarınız ilacınız, devanız, şifanız, istighfar.
- 27:07
Şimdi adam geliyor, bak Hz. Alem Efendimiz'e kısırım diye işgal ediyor. Çocuğum olmuyor diye istighfara emrediyor. Öbürü geliyor, fakirim diye işgal ediyor. İstighfara emrediyor. Bir iki geliyor, efendim, ondan sonra itibarsızlığından, zilletinden, insanlar nezdinde hiç itibarım yok, kimse beni yanımdan koymuyor, lafım dinlenmiyor falan.
- 27:34
İstighfara emrediyor. Efendim, ayet-i kerimede istighfar ederseniz ve'zidkum kuvveten ila kuvvetkum. Size kuvvet katarım diyor. Hepimizin istediğimiz mesela halsizlik var, dermansızlığımız var, vitamin hapları bilmem neler içiyoruz diyoruz ama çoğu göre halimiz geri gelmiyor. Tabii benim gibi ağır şeker hastalığının tahribatından sonra
- 28:00
tabii böyle vitamin vitamini de kurtaracak gibi değil. Yani bir yaştan sonra da yaşlılık var. O eski takat nerede? Ama bak istighfara devam edin, kuvvetinize kuvvetinizi artıracağım diyor. Öbür ayette, yursilis semâikum idrâren kökten bol yağmlar yağdıracağım diyor. İşte bu enflasyon devlasyon çözümü, bereketli rızıklar buna bağlı.
- 28:24
Ve'zidkum be'envâl mallarla size medet yapacağım, yardım vereceğim, mal vereceğim size diyor. Bu fakirliğin çözümü. Ve ben yine oğullar kızlar vereceğim diyor. Bu kısırlığın çözümü. Ve'ceâlegum cennât ve'ceâlegum en'ârâ cennetler, bostanlar, bağlar, ırmaklar vereceğim diyor. Bütün bunları Mevla af istemeye bağlamış.
- 28:47
Ramazan-ı Şerif'te de istighfara çok yapın buyuruyor. Tam ilaç hastalığın üstüne geliyor işte. İstighfar ile dünya, ahiret bütün belalarından af istemekle, Allah'tan günahlarımız için bütün mesele günahlar, günahlardan mağfiret talep etmekle bu çözülüyor. Ama istighfarda da akıl başta olması lazım. Allah'tan hakikaten utanıp, pişman olup
- 29:14
setretmesini, günahları örtmesini niyaz etmek lazım. Bir de kalpten bir nedamet, bir pişmanlık geçirmek lazım. Bir de gelecek günahları yapmama da bir niyet ve kararlılık ve azim lazım. Bunlarla birleşirse tevbe nasuh oluyor. Sonra yine ayağım kaydı, düştüm bir günaha. E düşmez kalkmaz böyle Allah'a.
- 29:33
Yeniden istighfardan başka. Bir çare yok. Tevbe istighfar ile, bak bütün Allah dostları, bütün peygamberler, bütün veliler, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yani ne günahı var haşa. Geçmişi, geleceği toptan bağışlanmış, açık çek verilmiş, senin hiçbir günahın yok buyurulmuş, masum
- 30:23
oluyor. ve'nni le'stâfurû lâ fi'l-ye'me ve'l-leylî sebe'îne merâfûriyât miyete merâfûriyât. Ben Allah'tan her vakit her gün yetmiş kere, bir vaat yüz kere mağfiret talep ediyorum buyuruyor. Alimler bunu şöyle izah ediyor. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem terekkilere devam ediyor. Yani terekki demek, mânen yükselmek demek.
- 30:45
Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem şu anda mânen yükselmesi, Allah'a kavuşması devam ediyor. Allah-u Teâlâ'ya kavuşma makamları, musad makamları, terekkiyat, gayrimütenâidir. Sonsuz. Allah'ımızın her şeyi sonsuz. İlmi sonsuz, rahmeti sonsuz, lütfu sonsuz, cenneti sonsuz, hepsi sonsuz. Allah-u Teâlâ'ya kavuşmak da sonsuz.
- 31:15
Onun için devamlı takrip, mânen yaklaşılma, mânen yakınlık, mânen yakınlık. Bunlar da amellerle oluyor, ibadetler, sevaplarla oluyor. Şimdi biz teravih kılıyoruz, oruç tutuyoruz, mukabele okuyoruz, zekat, sadaka, fitre, fidye veriyoruz. Bütün yaptığımız sâlih amellerden bir misli kime gidiyor? Muhammed Mustafa Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e gidiyor.
- 31:39
Ona gittiği için onun terekkisine ve yükselmesine vesile oluyor. Biz de kazanıyoruz. Hem onun zekatını kazanıyoruz, hem de o bu amellerle yükselmeye devam ediyor. Kimse diyemez ki bizim amellerimizden Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e sevap gitmiyor veya ona sevap lazım değil, derece lazım değil, o aldığını aldı, bulduğunu buldu.
- 32:02
Bu yanlış bir laf. Çünkü âlimler diyorlar ki Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in terekkileri devam ediyor. Onun için bizim amellerimizden doğruya gidiyor. Böyle olduğu halde, işte bak o zaman ne oluyor diyor, bir makam atlıyor, aşağıdaki makam çok yüksek. Başka bir peygamberlerin bile yetişemediği bir makam.
- 32:21
Ama Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem o makamdan bir üstte çıkarılınca, gerideki makamdan dolayı istiğfar ediyor. Aşağıda kaldım bir müddet diye. Sonra, bir yukarı daha çıkarılıyor, devamlı terekki ediyor ya, bir önceki makamdan dolayı istiğfar ediyor. Yoksa, haşa, gülağından dolayı istiğfar etmiyor.
- 32:46
Bir de onun kalbine hiçbir zaman karanlık bulutlar gelmez, haşa. Onun için ona ghayn diyor hadise, ghayn sonu neyle? Ghayn. Ama orada öyle söylüyor. Yani ghaynu envar. Nurdan bulutlar geliyor. Ama nurdan da gelse, bir nur, o nurdan daha parlak. Bir derece öbüründen daha yüksek, bir makam öbüründen daha hali olduğu için istiğfara devam ediyorum, buyuruyor.
- 33:17
Şimdi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem istiğfara devam ediyor, peygamberler Allah'tan çok korkuyor. Hatta biz, diğer insanlardan daha fazla korkuyoruz, buyuruyorlar. Bazı rivayetlerde Allah sizin içinizde Allah'ı en çok bilen benim. Allah'tan en çok korkan benim. Haramlardan en çok sakınan benim.
- 33:47
Niye sallallahu aleyhi ve sellem? Çünkü Allah kim ne kadar büyük olduğunu bilirse o kadar ondan sakınır, korkar. Haramlarından korkar. Çünkü Allah çok büyük. Bu kadar büyük Allah'a gazabına, hışmına uğramayayım diye. Ne kadar Allah hakkında bilgim var, o kadar Allah'a karşı haramlardan sakınma, duygum artar.
- 34:06
Onun için en iyi bilen benim, en çok korkan da benim, buyuruyor. Şimdi Mevla Teala, cennet eline, ey cennet eli, haliniz nasıldır? Razı oldunuz mu? Memnun musunuz durumunuzdan sorduğu zaman? Cennet eli ne diyor? Ya Rabbi sen kimseye vermediklerini bize verdin. İnsanların binde 999'u cehennemde kaynıyor.
- 34:31
Bu binde 1'de bize mi nasip oldu da biz cennete nasip olduk? Bu senin lütfu kere mi? Biz sensiz razı olmayalım ya Rabbi diyor. O zaman Mevlana buyuruyor. Şimdi rızamı sizin üzerinize indiriyor. Yani cennet rıza mahalledir zaten. Cennete razı olmadıklarını cennete koymaz zaten. üzerinde koymaz zaten.
- 34:56
Ama o anda o müjdeyi veriyor. Burada önemli olan ne? Ebediyen daha size kızmayacağım. Şimdi bu hangi âlim olsa, veli olsa acaba Rabbimi kızdıracak bir iş yaparım da bu makamımdan azledilir miyim? Allah muhafaza imansız ölmeye kadar giden tehlikeler var. Başına gelenler var. E onun için korkudalar. Ne zaman cennete giriyor?
- 35:28
Mevla cennetlere garantiliyor. Daha size ebediyen kızmayacağım. Çünkü cennette artık mükellefiyet yurdu değil. Sorumluluk yok. Farz, vacip sünnet, müslüman durumu yok. Emredilen bir şeyi terk etme tehlikesi yok. Yasaklanan bir şey yok. Nehy edilen bir şeyi işleme tehlikesi yok. Riyaya düşme tehlikesi yok, kibire düşme tehlikesi yok, hiçbir şey yok.
- 36:00
Cennet eman yurdu. Güvenlik yeri. Darul emandır bu şehir, lakin giren yüz binde bir demiş. Giren az. Ama girdikten sonra güvenlik yüzde yüz. Hiçbir şeyden korku kalmadı. Cennet ehline korku yok. Üdhulül cennete la havfunu aleykum vela entüm tahzenun. Buyurun girin cennete buyurulursa Allah cümlemize nasip eylesin.
- 36:30
Amin. Sizin üzerinize hiçbir korku yok ve ancak siz mahzun olmayacaksınız. Çünkü cennete giremeyenler, cehennemde kalanlar korkacak, mahzun olacak, hiç istemediği işler başına gelecek, yanacak da yanacak. Ama cennete girerken ne buyuruyor? Korku kalmadı, bitti. Bak şimdi dünyada ne kadar korkularım var benim.
- 36:55
Kendi adıma, sizin kendi adınıza. Şöyle olmasa, böyle olmasa. Ha eşim hakkında, çocuklarım hakkında, şimdi torunlarım var, torunlarım hakkında. Devamlı endişeler, devamlı dertlenmeler. İşte ne olacak bunlar? Tesettüre riayet edecek mi kız torunlarım, işte namaz kılacak mılar, oğlu erkek torunlarım? Kur'an okuyacaklar mı, Müslüman olacaklar mı?
- 37:18
Allah muhafaza. Biz de ne kadar yaşayacağız, tabii biz ne kadar yaşasak ne olur yani. Terbiyeden aciz kaldık. Şimdi onda namaz kılacaklar mı, kılmayacak mı, bizden sonrası bizden. Biz varken de aynı sıkıntılar, devam ediyoruz. Yani korku var. Maddi korku var. İşim bozulursa, işte kendime göre bir geçimim var, telif ücretlerimden, o düzen bozulursa,
- 37:42
telif ücretimi veren veremezse, e rızkı Allah'a, rızkı Allah'a kefil ama hepimizde korku ve endişeler var. Maddi bakımdan var. Manevi bakımdan hele çok. Allah'ını affetmeyeceğim bir günah istersem, helak olursam, elfaz-ı küfür konuşursam, ondan sonra ne bileyim ben bu saatten sonra, bu yaşta adam yani, hacı ocağı adam, 60 yaşında karıyı boşamış ya.
- 38:08
Ya biraz sabır acı ya, biraz sabır acı, ölmene zaten 5-10 sene kaldı ya, biraz sabır acı, karı yine boşuyorsun bu saatten sonra falan. Yani var ya, ağzımız torba değil. Bir konuşuyor, talak veriyor. Bir konuşuyor, mürted oluyor. Bir konuşuyor, sabah Müslüman akşama kafir çıkıyor. Yani çok büyük tehlikelerle karşı karşıyayız.
- 38:30
Şimdi cennete girerken verilen garanti burada var mı? Korku yok, üzüntü yok. Hadi girin, sonsuz. Onun için kardeşler, burada da biraz sabretmek lazım, tahammül etmek lazım, istiğfara devam etmek lazım. İşte ancak orada ben size daha sonsuza kadar kızmayacağım. E niye? E cennetten sonra Allah'a gazap ettirecek cennetin içinde bir şey yok ki.
- 38:57
Yapma şansı yok zaten. Allah'ın gazabı kalktı üzerinden. Ama şimdi ben diyebilir miyim ki, Allah'ın gazabı benim üzerimden kalktı. Sen diyebilir misin ki, Allah bana ebediyen bu saatten sonra kızmayacak, gazap etmeyecek? Kimin garantisi var? Ne yapacağın belli mi? Ne kalktı edeceğin? Onun için cenneti cennet yapan Rızaullah'tır, Likaaullah'tır, Muslatullah'tır, Cemalullah'tır.
- 39:24
Mevlana Cemal'i müşahede bak. Senende geçen akşam orada adam, profesör mü ne dedi işte, Ahmet Bey, orada okudu. Ne diyor? Cennette Kabe'de hacılar, işte Huderallah'ın şeyinde işte izin ver de Cemal'i görelim Allah diyor. O diyor ya bu bana göre uygun düşmedi diyor. O profesör yazmış oraya. Niye? E çünkü diyor cennette Allah görülmeyeceğine ben inanıyorum.
- 39:53
E ya görülmeyeceğine nasıl? görülmeyeceğine nasıl, ehl-i sünnete göre görülecek? O da mutez ile kafasına gitmiş demek ki o yazan. Ama Mevla ne buyuruyor? Vücûniye ve dinne aldıra, birtakım yüzler aydın olacak, parlak olacak. İle Rabbe nazıra, Rabbinin cemaline nazır olacak, bakacak diyor. Diğer hadis-i şerifte ne buyuruyor?
- 40:12
Bu âyet, Kıyamet Sûresi'ne. İnneküm seteravne Rabbikum kemâ teravnel kamerâ leyletel bedri lâ tubâmmûne fî rûyetîh. Sizin biriniz güneşe aya bakarken, kimse kimseye kafanı çek de göremiyorum der mi? Herkes eşit dünya neresinde olsan, he tabli gecede ayın on dördü herkes görüyor. Bulut yoksa görüyor.
- 40:35
E işte Rabbinizi de öyle göreceksiniz. Mevla aya benzemez ama, sizin buradan aya ayı görmeniz, orada da Mevla'yı görmenize benziyor. Yani sizin görüşleriniz birbirine benziyor. Yoksa görülen Mevla aya benzemez haşa. Ama görüş görüşe benziyor. Ne demek? Zahmetsiz. Sıkıntı çekmeden göreceksiniz. Mevla'nın cemalini ziyaret edeceksiniz.
- 41:01
Ama işte o da Allah'ın rızasının alameti ve ben size rızamı helal ediyorum işte, konduruyorum üzerinize. Ondan sonra Mevla cemalini gösterir, ziyaret ettirecek. E cemalini ziyaretten daha öte cennette bile hiçbir nimet olamaz. Cennet cennet ne zaman olur? Sahibi razı gelirse olur. Zaten razı olmadığını cennete koymaz ve cemalini görünce olur.
- 41:30
Ama münkirin nasibi hırmandır. Yani ne demek? Bir fazileti inkar edeni Allah ondan mağrur ediyor. Eğer muhtesile mezhebinden biri itikadının bozukluğundandır, cehennemde mutlaka 72 fırkadan nefsi mutlaka bir cehenneme girer. İtikadında bozukluk var. Ehl-i sünnete muhalefet olduğu için. Ama imanı kurtardıysa itikadının pisliği temizlenene kadar yanar.
- 41:57
İmam-ı Rabbani böyle buyuruyor. Yandıktan sonra cennete geçebilir. Yani muhtesileden biri de gelebilir. Ama yanmadan geçemez. Çünkü itikadında pislik var. Onu normal şefaat, mağfiret, rahmet cehenneme girmeden evvel hesapsız yani azapsız gönderme mevla söz vermiyor. Çünkü hadis-i şerifte 72 fırkanın hepsi fert fert cehenneme girecek tek tek.
- 42:24
Bütün şiaların hepsi, muhtesilenin hepsi, cebriyenin hepsi. Bunlar da fert fert cehenneme girecek. İsterse ibadetten yeri göğüş atlatsa. İtikadında ehl-i sünnete muhalefet olduğu için. Neden? Şimdi mesela Allah-u Teala benim cevalime bakacak buyuruyor. Resulullah sana lazımsız, Rabbinizi göreceksiz buyuruyor.
- 42:43
Adam kalkmış, Allah cennete görülmeyecek diyor. E sen şimdi kimi teklif ediyorsun ya? Ben mi bunu millete bol keseden müjdes veriyorum, dağıtıyorum? Mevla bunu vaat ediyor. Cennete girenlere cemalini göstereceğim ama mülkünün nasibi hırmandır. Yani madem ne dedim sana, ceza amel cinsindendir. Mevzu oraya geliyor.
- 43:09
Yani dünyada aç kalan, oruç tutana ahirette açlık, suçsuzluk yok. Orada bol yemek veriliyor. Şimdi mesela bunun tersini düşünelim. Muhtecil eden biri Allah cennete görülmeyecek diyor. Bu adam cehennemden çıkıp cennete gitse bile cennette Allah'ın cemalini göremiyor. Allah-u Teala buyuruyor, cennete giren herkes benim cemalimi görecek ama sen dünyada inkar ettin.
- 43:36
Benim görülemeyeceğimi iddia ettin, sana cemalimi ziyaret ettirmem buyuruyor. Bak cennete girse bile cemalullah'tan mahrum olacak adam var. Öyle diyor, Bedül-i Malik hasitesinde Ehl-i Sünnet hakaidinin metnidir. İmam-ı Rabbânı Hazretleri ondan çok nakleder.
- 44:07
Yani Allah-u Teala'yı görmek var ama tepe çevre kuşatmak yok, idrak yok. Tarif edebilmek, görüp lezzet alıyor kimseye tarif edemez. Anlarım anlatamam hissederim söyleyemem kabiliğinden oluyor. Anladın mı? Misal ver nasıl bir şeydi? Misal veremem. Allah misale girmez. Zeyseke misli şey, misli yok, misali yok.
- 44:33
Onun için görmek var. Zevk almak var. O tadı dünyada, ahirette, cennette de hiç başka bir lezzete benzemez. Çünkü cennette yemeklerden, içmeklerden, cinsi münasebetlerden o kadar müjdeler, hadisler, ayetler anlatıyor ama ama bunlar dünyada, o zevkten bir nebze, bir parça dünyada olsa adam ölür, diyor.
- 45:00
Mesela cennette yapacağı bir eşiyle münasebetin alacağı zevki dünyada alması mümkün değildir. Eğer dünyada o zevki alacak olsa, hanımı da, kendi de, ikisi de ölürler yatakta. Çünkü neden? Lezzet almanın nesi var? Bir oranı dozajı var. Üzüntü haddini aşarsa, ölüme sebebiyet verir. Zevk ve lezzet de haddini aşarsa, ölüme sebebiyet verir.
- 45:28
Çünkü kalbin dayanma ve tahammül sınırları var. Bazı kere sordan ölür, kalp dayanamaz ona. Bazı da zevkten ölür, kalp dayanamaz ona. Dolayısıyla cennetteki nimetlerin, zevklerinden bir zerre burada yok. Burada ancak onun suretleri var. Yani plastikten portakal ile hakiki kokulu, sulu, bal gibi portakal ne kadar farkı var?
- 45:59
Efendim, şeyden muz, mumdan muz. Görüyorsun böyle aynı benzetiyorsun. Ben bir kere sahi zannettim, elimi attım az daha alıp soyacağım diye. Bir de baktım, hissime gelmedi. Bir de baktım, hiçbir şey yok. Plastik, mum. Ama o kadar benzetiyorlar ki şu anda. İşte ahirette portakal var, dünyada portakal var.
- 46:25
Böyle bir bütün şey yapıyor. Cennette gelecek nimetler, rızıklar dünyadakine benzer gelecek. Neden? Adam dünyada alıştığı şeyleri arar, alışmadığı şeye iştahı çekmez. Onun için hep alıştığı şeylerden gelir. Karpuz aynı karpuz gibi, şekli aynı falan. O zaman diyor ki, aa biz dünyada bunu yiyorduk. O zaman melek diyecek, kül, ye bakalım aynı mı?
- 46:54
Fellevni vahidu vattavu muhtelifu. Şekli aynı gözüküyor ama tadı hiç benzemeyecek. Hakikaten bir tek dünyada biz portakal mı yemişiz? Ondan sonra armut mu yemişiz? Ondan sonra veyahut da eşeğiyle münasebete gidecek. Allah Allah, tabi dünyadaki artık orada aklına gelir mi gelmez mi? Cennete girdikten sonra onları belki unutur ama yine de, efendim bu ne ya?
- 47:17
Dünya neymiş can kazımakmış ya, canımız çıkıyordu zahmetli iş. Burada tamamı sırf lezzet. Ama Allah'ın cemalini gördüğü zaman o nimetleri de unutacaklar. Cennetteki zevkler, öyle nimetler var. Dünyada onların zerresi gelse dayanamazsın, ölürsün. Cennetteki nameler, o şimdiki dünyadaki pat, küt, müzikler bilmem neler adamın kafası başa ağrıyor ya.
- 47:49
Dangur, dungur, dangur, dungur ya. Nasıl bunların kafası ağrıyor bu müzikleri bilmem neler. Onu da ondan zevk alıyorlar. Cennette arşın altından bir rüzgar esiyor Ramazan-ı Şerif gecelerinde. Rüzgarlarla beraber cennette tuğba ağacı, cennette tuğba ağacı var, Sidret-ül Münteha var. Sidret-ül Münteha'nın bütün dalları cennet ehlinin bütün odalarına ulaşmış.
- 48:16
Tuğba ağacının her dalı cennet ehlinin odalarına ulaşmış. Onlar sallanıyor. Onlar sallandığı zaman bir de cennetin köşklerin, sarayların kapıları var, kapılarda tokmaklar var. O kapı tokmakları da şimdi nasıl rüzgardan pat, küt, pat, küt vurur, böyle harekete geçiyor. Ama onlar sallandığı zaman diyor, fe esmehu sâmeûne
- 48:42
dinleyenlerin kulaklarına öyle hoş nameler, sadalar, makamlar dinliyorlar ki, lem esmehü sâmeûne ahsemle dinleyen onlardan güzel dinlememiş. Dünyada diyor, şu andaki cennetteki ağaçların rüzgârla, arşın altında esen rüzgârla, rüzgârın adı el-müsîra. El-müsîra rüzgârın adı cennetteki, o demek harekete geçiren demek.
- 49:10
O salladığı zaman ortalığı bir nâme çıkıyor, bir hoş sada çıkıyor, eğer dünyadakiler onu dinleselerdi zevk almaktan kalpleri çat, dadak çatlardı, ötleri patlardı diyor, safraları falan efendim yarılırdı diyor. Dayanması mümkün değil cennetteki nâmelerin güzelliğine. Dünyada öyle bir şey duymamışsın ki.
- 49:33
Ama şimdi Mevla'nın cemalini gördüğü zaman bunlar hepsini unutacak. Hanımını unutacak, huresini unutacak, köşkünü saracak, her şeyi. Mevla'nın cemal-i bâkemal-i müşâhede de mahbub-u müstahra bulup alacak. Meleklere buyuracak, bu benim kullarım, benim cemalimi ziyaretten sonra bulamazlar. Cennetteki köşklerini, saraylarını bulamazlar.
- 49:51
evlerini Onun için siz onları sedyelere koyun, sedyelerle evlerine taşıyın. Bak bak, Mevla'nın cemalinin lezzetinden nur içinde, feyiz içinde kalmış. Melekler taşıya götürürler, evini bulamaz. Yolunu şaşırıyor. O zevkten yani ha. E şimdi onun için, siz halinizden razı mısınız? Ey cennet ehli soruyor.
- 50:23
Ya Rabbi nasıl razı olmayız, sen bize çok tane verdin diyor. Esas bundan sonra. Rızamı helal edeceğim, bahşedeceğim demektir. Bir de cemalimi göstereceğim. İşte, ey yırtıcalı ehlinin kusuranı diyor. Ey ehli müslümanlar, mutezilenin zararından sakının diyor. Niye? Mutezile Allah görülmez cennete dediği için.
- 50:48
Cennete girse bile Mevla göremiyor. Hep yani sen ne yaptın? Karşılığın o cinsten. İyiyse iyi, kötüse kötü veriliyor. Rabbim Tebarike ve Teala en büyük matlabımız, maksadımız Allah'ın rızasını kazanmak olsun. Allah'ım şu mübarek Ramazan-ı Şerif çıkmadan, mübarek gecelerde Bedir gecesinde, Kadir gecesinde vesair mübarek gecelerde, Kadir gecesi olması muhtemel rivayet
- 51:19
olan gecelerde mutlaka rızasını tahsili bize nasip eylesin. Ve cennet ehline bu selam verilirken muhataplardan eylesin. Ben size ebediyen kızmayacağım nidasını duyanlardan eylesin. Ondan sonra ebedi huzura erip, korkusuz, üzüntüsüz, sonsuza kadar yaşayanlardan eylesin. Burada fani bir hayat, beş on sene içinde çoğumuz ölürüz gideriz.
- 51:45
O kadar da kalmayacak da var. Ama orada sonsuz bir hayat var. O sonsuz hayatı düşünen düşünene oruç zor gelmez, teravih zor gelmez, hatim zor gelmez. Yahu senin beklentin çok büyük. Hedefin çok büyük. Allah'ın rızası Celle Celaluhu Cemali ve Hakemali müşahadesi, sen bunun talibisin. Sen ucuz ucuz şeylerin talimli olma.
- 52:12
Beş paralık şeylerin rahibi olma. Bütün gayem şu kızla evlenmek. Başka bir derdim yok. Ya bu iş midir ya? Dünya'da kız mı bitti? Onu vermezler. Başka alırsın. Benim bütün gayem bir arabam olsun. Araba be. Araba hedef midir ya? Yok çocuğum olmuyor. Bir çocuğum olsun daha bir şey istemem. Nasıl daha bir şey istemezsin ya?
- 52:35
Cenneti isteyeceğiz, rızasını isteyeceğiz. Yani bunlar şu dünya meselelerinde kafamıza taktığımız, hedefimize koyduğumuz, ulaşmaya çalıştığımız maddi meselelerden bahsediyorum. Bunların hiçbiri bu kadar özenme, bezenme bu kadar peşine düşülme hak etmiyor ya. Hak etmiyor ya. Bizim kastımız, azmimiz bütün kararlılığımız, gayretimiz, sayimiz
- 53:03
Mevla'nın rızasını kazanmak ve cemalini görmek için olsun ya. Bu hayatta da bu kazanılıyor. Bu Ramazan-ı Şerif, bunun tam mevsimi. Bu teravihler, bu iftar saatlerinde, bu mağfiret oldu mu zaten? Bitti. Derdin günahların. Günahların da istiğfarla halledebilirsen, bir daha da yapmazsan kaza namazın varsa, kaza orucun varsa Ramazan'dan sonra tutarsın.
- 53:29
Zekatları falan güzel bir hesap edersin. Geriden eksik, yetik var mı? Ondan sonra o hesaba göre bir daha bir hesap yaparsın. Onlar da kaza edersin, verirsin. Yani zekat zaten ömürlüktür. Kaza da sayılmaz o da. Namaz gibi değil. Üç sene evvelki zekatı şimdi de versen, zekat kazaya kaldı diye bir şey yok.
- 53:48
Ama tabii her sene vermek lazım. Her sene yaşayacak mısın yani? Üç sene bekletirsen, o arada ölürsen ne olacak senin adına? Kimse vermez. Çoluk çocuğun miras kaldı der. Ölüm hak miras alan yer. Ondan sonra babamın zekatı mı kaldı, iskatı mı kaldı, devri mi lazım? Sormaz. Niye sorsun? Kendini sen düşünmüyorsan, senin torunu mu seni düşünecek?
- 54:12
Sen kendini cehennemden kurtulmak için o parayı vermen lazım mı diye. Kendini cehennemden fityesini vermemişsin. Çocuğun senin adına verilmiyor. Öyle çocuklar var ama insaflık kaç tane bulsun? Para tatlı, zaten az bir şey bıraktı. Onu da onun ölüsüne mi vereyim ya diyecek. Onun ruhuna bir kebap yiyeyim diyecek.
- 54:33
O kadar kebap yiyecek. Onun için arkadaşlar kendi muhasebemizi kendimiz elimizle görenlerden olalım. Arkamıza hesap açık bırakmayalım. Bu Ramazan Şerif'te bizim toparlanmamız için, mağfiretimiz için tam bir mevsim. Rahmet fası bitti, bitiyor, mağfiret fasına geçiyoruz. Ve veş-şerrun. Ramazan öyle bir adir ki, evvelü rahmet, ortası rahmet, başı rahmet, şimdik bitiyor.
- 55:04
On gün rahmet idi. Yâ Ramel Rahim'in zikriyle meşgul olduk. Ve vesadu mağfiret, ortası mağfiret. Ne itmezse, o ikinci on günde günahların affı hususunda Mevlamız çoktur. Yani Habibiyle bize müjde vermiş ki mağfiret faslı ortasıdır. Demek ki o ortasında af olmamız için ne ameller lazım? Günahlarımıza kefaret olacak.
- 55:29
Onları mutlaka efendim, amel etmeye çalışalım. Günahları sildiren ne amel bulursak çalışalım. İnşâAllahurrahman. Böylece Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ, yarın ahirette, kıyamet günde, oruç tutanları ne yapacak? Mahşerde toplayacak. İnne Allâhe Teâlâ hecm-i hussâ-i min yemel kıyâme fe yuzullîhum fî zillil arşi ve lâ zille illâ zillûh.
- 55:59
Onun gölgesinden başka gölge kalmayacağı günde, kıyamet günde oruç tutanları cem edecek, arşın gölgesine koyacak, onlara güneş tavan boyu yaklaştığı günde, insanlar kendilerinden çıkan terlerden göllere boğulduğu günde, onlara hiç sıcak vurmayacak. Ve yukar-ı ribü'l-eym-i mevâdil cenneti, daha mahşerde cennete girmeden evvel cennetten sofralar getirecek.
- 56:27
Çünkü elli bin sene sürecek. Bu elli bin senede hesap kitaplar olacak. Bu arada, cennetten sofralar kurduracak. Fetûhuzabı beyn-i edîm önlerine konulacak. Fe yugalli onlara denilecek. Külû veşrabû henîen bî mâ eslef zümfileyyâmil hâliye. İşte bu, âyet-i kerimede de geçiyor. Yiyin, için, afiyet olsun, hazm-ı hasan olsun.
- 56:53
Onlarca yüzlerce binlerce tabak yemek yese, hazımsızlık yapmayacak, şişkinlik yapmayacak, büyük abdest, küçük abdest çıkmayacak. Cennet orası. Mahşerde de o cennetin sofraları kurulacak. Niçin? Geçen dünya günlerinde geçirdiğiniz sıkıntılar, çektiğiniz zahmetler, namazlar, ibadetler, sahurlar, işte uykusuzluklar, yorgunluklar, bunlar boşuna değil.
- 57:21
Yani el âlem oruç tutmuyor, sahura kalkmıyor, teravih kılmıyor, o özgürlük ne rahat, ye iç yat aşağı zannediyor ama işte o mahşerde başına iş açacak. Orada açlıksız kaldığı zaman buranın birkaç saatlik açlıksızlığı iftarlasa orada telafi ediliyor. Ama oranın açlıksızlığı ebedi sürecek yani. Onun için karşı ceza amel cinsinden.
- 57:48
Çok aç kaldınız oruç tutarken, yiyin benim kullarım. Çok susuz kaldınız, için benim kullarım. Buraya dikkat edin. Cemalime bakın diyor. Buyurun cemalimi size mübah ettim. Serbest ettim. Cemalimi görmeyi size nasip ettim. Niçin diyor? Bak yiyin diyor, çok aç kaldınız, oruçlu kaldınız diyor. İçin diyor, oruç tutarken çok susuz kaldınız, hararet yaptı.
- 58:26
İçin diyor. Ama cemalime bakın derken devamında ne gelir? Fetâle mâ sehertum. Teheccüd namazı kılalım diye, gece vakti hatim Kur'an okuyalım derken, çok uzun zaman uykusuz kaldınız diyor. Bakın yemek içmek, oruç yemeği içmeyi temin ediyor cennetin. Ama Allah'ın cemaline nazar etmenin sırrı nerede yatıyor?
- 58:53
Allah için uykuyu terk edip, teheccüde kalkmak, uzun uzun kılmak, gece namazında uzun okumak, uzun kıraat bilmiyorsan ihlası tekrar edersin. Mesela rekatın fazlası bu daha sevap, kıyamda uzun durmak lazım. E ben Yasin Tebarek'e, Bekara Suresi falan ezbere bilmiyorum ki, ben nasıl uzun duracağım? Minna altı ayı ne yapayım?
- 59:17
Bitti. Malzeme bitti yani. Nasrutun Hoca dedi, deniz tükendi. Ben ne yapayım? Gitti gemiyi vurdu karaya. Dediler, hoca sen niye gemiyi karaya vurdun? Yahu dedi, deniz bitti önümde, ben ne yapayım? Halbuki Kıvırsay'da deniz var o tarafta. Ama deniz tükendi, ben dedi, kulüballah bitti, ben ne yapacağım?
- 59:35
Mübarek adam sana en faziletli bir amel söyleyeyim. Elli kulüballah bir rekatta oku, elli kulüballah ikinci rekatta oku. Daha iyisini istiyor musun? İki yüz kulüballah okuyan, üf! Bütün günahları mağdur. Tüm günahları mağfiret olduğu gibi, yani bildiğin gibi değil ahirette. O kadar müjde var, bazen söylemiyorum, tembellik edersiniz, öbür amelleri yapmazsınız diye.
- 59:59
İki yüz ikhlas. Yüz ikhlas bir rekatta oku. Yüz ikhlas, ben dokuz ikhlas okudum, hesap yaptık işte, dokuz ikhlas. Yani, ne kadar tuttu? Arkadaşlarla yaptırdık biz. He? On beş dakika mı tuttu? Yani, yüz ikhlas bir rekatta oku, o zaman ayakta uzun durur musun? E, durursun. Arada da besmeleli oku. Her birinin başında da besmele çek.
- 1:00:29
İki yüz tane besmele, iki yüz tane ikhlas edip, ohoo, sen cennete girmek istiyorsun derler adama ya. Mübarek adam, uzun namaz kılamıyorum, ben uzun sure bilmiyorum. Al da sana bir çözüm ürettim. Yüz ikhlas oku. Epey sürer. İkinci rekatta da yüz ikhlas, ohoo, istersen, bin ikhlas okursan, canını cehennemden satın alırsın şu Ramazan-ı Şerif'te.
- 1:00:54
Bin kulu Allah okur, ne olacak? On rekatta, yüzer ikhlastan veyahut elliden yap, belini ağrıyorsa, elli ikhlastan, yirmi rekatta bin ikhlas yap. Yani, mübarek adam, mesele, Allah için uykusuz kal. Mesele, Allah için kıyamda dur. Teheccüd-ü elinden ol. O zaman Mevlana buyuracak, işte cemalimi serbest ettim size, buyurun, çünkü siz benim rızamı kazanmak için çok uykusuz kaldınız.
- 1:01:26
Millet, film seyredeyim diye, diziler izleyeyim diye, uyuşturucu partilerine katılayım diye, zinalar yapayım derken, ne kadar uykularından fedakarlık yapıyor gece hayatında. Sen niye Allah için gece hayatın yok? O zaman al ahirette, alacağın yok. Sevinin. Fetale mâ hazintum. Dünyada çok üzüldünüz. Hakikaten Müslüman dünyada rahat edemiyor yani.
- 1:01:51
Müslümana rahatlık yok. Fetahkû fetale mâ bekeytum. Gülün. Çok uzun zamanlar Allah için ağladınız. E dünyada hiç Allah için gözünden yaş gelmemiş, ağlamadıysan, devamlı hâhâhi, kakara, kikiri yaşadıysan, sana bunu derler mi ya? Allah için üzüleceksin, Allah için Gazze için üzüleceksin, Doğu Türkistan için, mazlumlar hapishanelerde, biz burada yiyoruz, içiyoruz,
- 1:02:15
inim inim inliyorlar ya. Ne gülüyorsun ya, hâhâhâ. Onun için öyle buyuruyor. Siz çok ağladınız, şimdi gülmeyi hak ettiniz. Vesterîhû fetâle mâ teimtum. Haşin teravih uzun kılınıyor vs. Şahadetimle kılınıyor vs. Uzun namazlar kılınıyor. İstirahat edin. Çok zaman zahmet çektiniz. Kulû minez zencebîl. Cennetteki zencebil ırmağından, efendim, yiyin için, veşrabû minez zencebîl.
- 1:02:43
Zencebil, dünyada zencefil. Ama dünyada bir zencefil şey yapıyorsun, boğazın moğazın yanıyor da gidiyor ya. Ama çok şifalı bir şey. Ama ahiretin zencebili öyle mi? Zencebilden yiyin, zencebil suyundan için, benzurû ilel celîl. Yüce Mevla'ya nazar edin, veşrabû ya mâ şerâsuvvâm. Ey oruç tutanlar, yiyin için afiyet olsun.
- 1:03:08
benzurû ilel celâlîm leallâm vedhulû ilâ dâris selâm. Selamet yurdu, cennetlere girin. veskünür kusûra vel hıyâm. O altından, gümüşten çadırlara, saraylara yerleşin. Ondan sonra bütün mesele nedir? el cezâu min cizril amelî. Karşılık amel cinsinden olacak. Onun için Evliya Allah'tan beri vefat etti.
- 1:03:32
Mâne âleminde onu gören zat sordu. Zuhur Bey'in tefsirine geçiyor bu. Dedi ki, Efendi Hazretleri, Mevla size ne muamele yaptı dedi. O da dedi ki, Mevla Teâlâ bana buyurdu ki, ben dünyada hep oruca niyet ediyorum, hep oruç tutuyordum. Mevla da bana buyurdu ki, kül veşrab ya mellem yeşrab. Ey dünyada yemeyen kulum şimdi ye, Yani ne amel ettimse, onun karşılığında bana
- 1:04:06
muamele buyurdu diye beyan etti. Böylece bu dersin de sonuna geldik. Allah Teâlâ oruçlarınızı kabul eylesin, teravihlerinizi kabul eylesin, zikirlerinizi kabul eylesin, hatimlerinizi makbul eylesin. Amin, amin diyen dillerinizi nar camiden azad eylesin. Amin. TV 100 diye bir kanal var. Bu kanalda, evvelce ben bir iki programa çıkmıştım.
- 1:04:27
Şimdi Talat Atileb Efendi'ye Ramazan'a dair çok özel sohbet yaptık. Bu sohbet ikinci bölümü, birinci bölümünü geriden seyredebilirsiniz. İkinci bölümü 28 Şubat Cumartesi. Akşam 23.30'da, yani teravih falan bitiyor. Cumartesi de olduğu için ertesi günde iş yok. Boş şeyler seyredeceğinize. Bizim okuduğumuz âyetler, hadisler çok farklı sorular sordu bana.
- 1:04:53
Ben de çok ilmi cevaplar vermeye çalıştım. Onun için iki bölüm kaldı, bir bölüm yayınlandı. Bu 28 Şubat Cumartesi 23.30'da TV100 ekranlarında yayınlanacak. İlk bölüm de YouTube'dan yayınlanabilir. Hadislere iman, hadislerin, sünnetin, Kur'an gibi delil olduğuna dair açık ve net öyle deliller Allah bana söyletti ki zerre kadar şüphesi kalmaz.
- 1:05:22
O birinci bölümü de YouTube'dan bulun, onu da dinlersiniz. İkinci bölümü de Cumartesi akşamı 23.30'da inşallah dinlersiniz. Pazar günü sabah 11'de de tekrarı var. İnsanları ilim meclislerine, sohbetlere dinlemeye, amel etmeye teşvik ediniz. Allah tebliğlerinizi tesirli eylesin. Tebliğ ettiklerinize de hidayetler halk eylesin. Amin.
Benzer sohbetler
1:04:09İftar Sohbetleri 2026 - 24. Bölüm 19 Mart 202619 Mart 2026 · 65 dkRamazan Sohbetleri · 19 Mart 2026
1:06:14İftar Sohbetleri 2026 - 23. Bölüm 18 Mart 202618 Mart 2026 · 67 dkRamazan Sohbetleri · 18 Mart 2026
44:45İftar Sohbetleri 2026 - 22. Bölüm 17 Mart 202617 Mart 2026 · 45 dkRamazan Sohbetleri · 17 Mart 2026


