Cübbeli Ahmed Hoca, Eskişehir'de sohbet öncesi Şeyhu'ş-şüyûh Şihâbüddin-i Sühreverdî Kuddise Sirruhu Hazretleri'ni ziyâret etti

Bu zât, Şafi'î mezhebinde fukahâdan ve büyük velîlerden olup aynı zamanda Sühreverdiyye tarîkatının pîridir. Ebû Bekr-i Sıddîk Radıyallâhu Anh’ın nesl-i pâkindendir. İran'ın Sühreverd kentinde doğmuştur. Hicri 632'de Muharrem ayının 10. günü (olan âşûrâ gününde) Eskişehir'deki medfûn olduğu bu dergâhta vefât etmiştir. İlk mürşidi ve amcası olan büyük allâme Ebu'n-Necîb Abdülkāhir es-Sühreverdî Hazretleri'nin Bağdat'ta Dicle Nehri'nin kıyısında bulunan zâviyesinde yetişmiştir. Mürşidleri arasında Ğavs-ı Âzam Seyyid Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri bulunmaktadır.
Kendisi Ğavs-ı Ceylânî'nin halîfelerinden olup, Abbâsî halîfesinin talebi üzere Moğol istîlâsından sonra Anadolu'da hâsıl olan dinî boşluğu doldurmak niyetiyle birçok talebesi ile birlikte o zaman Anadolu'nun merkezlerinden olan Eskişehir'e yerleşmiştir. Eskişehir ve civarındaki bölgelerde, ayrıca Konya'da birçok fütüvvet (başkasını kendine tercih ve cömertlik teşkilâtını kurarak) faâliyetlerinde bulunmuştur.
Sühreverdî nisbesinde diğer bazı velîler de bulunmaktadır ve bunlar birbirine karıştırılmaktadır. Ama amcası Ebu'n-Necîb es-Sühreverdî'nin Bağdat'ta medfûn bulunduğu, bir de maktûl olarak bilinen Sühreverdî Hazretleri’nin Haleb'te medfûn bulunduğu bilinmektedir.
Cübbeli Ahmed Hoca'nın burada karşılaştığı en büyük kerâmet şu olmuştur: Türbe kilitliyken birkaç dakika anahtarı beklemiş, muhtar efendi anahtarı getirdiğinde kapıdan içeri ilk adımını attığı anda, içeride kasetten okunan hatimden "Bel ahyâun" (Asıl diriler onlardır, onlara ölü demeyin) âyeti tevâfuk etmiştir. Bu tevâfuk, Cübbeli Ahmed Hoca'nın "Acaba Sühreverdî Hazretleri gerçekten burada mı?" şeklindeki suâline net bir cevâb olmuştur. Aynı zamanda bu zâtın tasarruf sahibi olduğu ve "ölü denmeyecek zâtlardan" olduğu böylece Cübbeli Hoca nezdinde sâbit olmuştur. İşte bu da evliyâullâhın vefâtından sonraki kerâmetinin ve tasarrufunun devâm ettiğine dâir itikadımızda büyük bir kuvvet hâsıl etmiştir.
Allâh-u Teâlâ, Sühreverdî Hazretleri'nin şefâatlerine cümlemizi nâil eylesin, ziyârette yaptığımız duâları kabûl eylesin ve en yakın zamanda icâbet eserlerini izhâr eylesin ve duâmız vechile; onların vefâtından sonra kerâmetlerini inkâr eden Vehhâbî zihniyetine ve şu anda onların peşine takılan İsmailağacılara bizleri galib eylesin, bu duâlara "âmîn" diyenlere de ziyâretlerini nasîb-ü müyesser eylesin. Âmîn!



