Ziyaretler
Türkiye · İstanbul26 Mayıs 2026 · 5 fotoğraf

Büyük velîlerden Vehb İbnü Hüşeyra Radıyallâhu Anh Hazretleri'nin kabr-i şerîfi ile 'Amr İbnü'l-'Âs Radıyallâhu Anh'ın makâm-ı şerîfini ziyâret

Büyük velîlerden Vehb İbnü Hüşeyra Radıyallâhu Anh Hazretleri'nin kabr-i şerîfi ile 'Amr İbnü'l-'Âs Radıyallâhu Anh'ın makâm-ı şerîfini ziyâret
Büyük velîlerden Vehb İbnü Hüşeyra Radıyallâhu Anh Hazretleri'nin kabr-i şerîfi ile 'Amr İbnü'l-'Âs Radıyallâhu Anh'ın makâm-ı şerîfini ziyâret

Cübbeli Ahmet Hoca 'Arefe Gecesi yanında bulunan ihvân ile Yeraltı Câmi-i Şerîfi'nde bulunan ve Süfyân İbnü 'Uyeyne ile Vehb İbnü Hüşeyra Radıyallâhu Anhumâ hazerâtına nisbet edilen kabr-i şerîfleri ziyâret etti, birlikte 'Arefe Gecesi namazı kıldılar ve çok duâlarda bulundular.

Büyük velîlerden Vehb İbnü Hüşeyra Radıyallâhu Anh Hazretleri'nin kabr-i şerîfi ile 'Amr İbnü'l-'Âs Radıyallâhu Anh'ın makâm-ı şerîfini ziyâret

Yeraltı Câmi-i Şerîfi 800 sene kadar evvel Cenevizliler tarafından inşâ edilmiş olup Bizans döneminde gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Sahâbeden bâzılarının da aralarında bulunduğu İslâm ordularının Mesleme Rahimehullâh döneminde İstanbul'da ayak bastığı en mühim nokta burasıdır.

1753 yılında Sultân Birinci Mahmûd Hân döneminde Koca Mustafa Paşa'ya intikâl eden; "Üçler, yediler gibi evliyânın ve Hızır Aleyhisselâm'ın o zamân mahzen konumunda olan bu binâyı ziyâret ettiklerine dâir görülen sâdık rüyâlar" aktarılınca bu durum Sadrâzamlık makâmına intikâl eder, oradan da Sultân'a aktarılır.

Bunun üzerine Sultân Birinci Mahmûd Hân o zamân mahzende kazı yapılmasını emreder, bunun üzerine bu mübârek mekânda çürümemiş bedenlere ulaşılınca yapının câmî olarak tanzîm edilmesini fermân buyurur.

Daha sonra pâdişâh olan ve ihlâsı sebebiyle Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in medhiyesi husûsunda inşâd ettiği beytleri Hucre-i Se'âdetin üzerinde yazılı bulunan Sultân Birinci Abdülhamîd Hân Hazretleri de buraya maddî olarak çok destekler vermiş ve vakıfnâmeler tertîb etmiştir.

Hattâ imâm, müezzin ve kayyım geçinsin diye o süreçte 200'e yakın dükkan vakfedilmiştir. Sultân İkinci Abdülhamîd Hân Hazretleri de burayı sık sık ziyâret eder, başka yerlere geçecekse burayı ziyâretten sonra geçermiş.

Sultân İkinci Abdülhamîd Hân bu câmi-i şerîfe Üsküdarlı Reîsü'l-kurrâ Hâfız 'Alî Efendi'yi tâyîn etmiş, o da 60 yıla yakın burada görev yapmıştır. Hâfız 'Alî Efendi'nin kırâatlerini dinlemek isteyenler: "Vücûh Üzere Kur'ân Tilâveti Reisülkurrâ Üsküdarlı Ali Efendi (Yûsuf 70-77-78)" diye yazarlarsa o mübârek kırâat-i şerîfesinden feyzyâb olabilirler. Necip Fazıl Kısakürek, Gönenli Mehmet Efendi ve Süleymân Hilmi Tunahan Hazretleri: "Sarayda yetişmiş son hâfız efendinin arkasında kılalım" diye bu câmi-i şerîfe gelirlerdi, dolayısıyla birçok velî burada sohbet vermişlerdir.

Mahmûd Efendi Hazretleri'miz de içerideki ziyâretleri yaptıktan sonra câmi-i şerîfin kıble tarafında bulunan dut ağacının yanına gelir, orada husûsi duâ ederdi, orada da bir yatır olduğu böylece anlaşılmaktadır.

Bu câmi-i şerîfte, Kâbe-i Muazzama'nın Osmanlı dönemindeki son hâlinin eşsiz bir maketi bulunmaktadır ki bunun bir misli hiçbir yerde mevcûd değildir.

Câmi-i Şerîfin İmâmı Hâfız Efendi'nin nakline göre 2024 yılında gelen bir zât: "Yeğenim Pençe Kilit Harekâtı'nda şehîd oldu, onu rüyâmda gördüğümde bana: 'Amca! Biz şehîdler cuma geceleri Yeraltı Câmii'nde buluşuyoruz. Beni görmek istiyorsan oraya gel'. Ben Fatih'te doğup büyüdüğüm halde 55 yaşına kadar buraya hiç gelmemiştim, burayı bana rüyâmda yeğenim öğretti" diye anlatmıştır.

Yine İmâm Efendi'nin nakli vechile on senedir yürüyemeyen tekerlekli sandalyeye mahkûm bir çocuk bu kabr-i şerîflerde yapılan duâ sâyesinde yürüyerek çıkıp gitmiştir.

İki sene süren son restorasyon sırasında orada yatan ustaların ve vazîfe yapan imâm ve müezzinlerin rüyâlarında birçok kere bu zâtları zikir yaparken gördükleri ve uyanıkken onların Kur'ân okuma seslerini işittikleri birçok kere müşâhade edilmiştir.

Bâzı velîlerin beyânına göre Hazreti Mehdî İstanbul'da kalacağı bir sene zarfında bu câmi-i şerîfi ziyâret ederek burada bulunan ve şu anda diğer duvarlardan farklı olarak çıkıntılı görünen bir mukaddes emâneti çıkaracaktır.

Ayrıca İbnü 'Uyeyne Hazretleri'nin kabr-i şerîfinin başında bulunan ve deniz seviyesinden düşükte bulunan mübârek kuyudan senenin bir gününde su fışkırmakta olup suyun özellikleri Zemzem ile aynı özellikleri taşımakta olduğu tesbît edilmiştir. Geçen sene Mi'râc Gecesi su kuyunun ağzına kadar gelmiş ve câmi görevlileri tarafından cemâate dağıtılmıştır.

Rûhu'l-Beyân'ın Farsça kısımlarını Osmanlıca'ya çevirip şerh eden ve "Aşçı Dede" diye bilinen "Halîl İbrâhîm ibnü Muhammed 'Alî Hazretleri"nin başına gelen bir sıkıntıda bu zâtları ziyâret ederek kurtulduğunu anlatırken: "Bu hâlde efkârım artık târîf olunmaz derecede perîşân olunca Ğalata'da Yeraltı Câmi-i Şerîfi'nde medfûn-ı hâk-i 'ıtırnâk olan kibâr-ı sahâbe hazarâtına gidip pek çok sızlandım ve ağladım, 20 gün kadar sonra sıkıntımdan kurtulup aradığım şeyi buldum." (Aşçı Dede'nin Hâtıraları, 2/799) diye anlatmış olması Osmanlı döneminde bu makâmlara ne kadar değer verildiğinin ve hâcetlerin husûlü için en büyük göstergesidir.

Allâh-u Teâlâ, bu makâmı îtikâd ile ziyâret edenlerin duâlarını kabûl etmektedir. Cübbeli Ahmet Hoca da 'Arefe Gecesi'nde bu mübârek makâmlarda Ğazze Filistin başta olmak üzere tüm mazlûmların halâsı için ve kendisine duâ ısmarlayan cümle cemâatlerinin hayırlı murâdlarına nâiliyeti için uzun uzun duâlarda bulunmuştur. Allâh-u Teâlâ kabûl eserini en yakın zamânda izhâr eylesin. Âmîn!

Ziyaretten kareler

Paylaş

Diğer ziyaretler